Fatoş Özut Kırtay

Fatoş Özut Kırtay

KADER TEDBİRE BAĞLIDIR

KADER TEDBİRE BAĞLIDIR

30 Mart Pazartesi günü elim bir kaza yaşandı maalesef.

Gebze Yenikent Mahallesi’nde, Dicle Caddesi ile Rahmi Dibek Bulvarı’nın kesişim noktasında meydana gelen kazada bir motosiklet sürücüsü hayatını kaybetti.

Henüz 24 yaşında idi Hüseyin Burak Kılıç.

Yeni evli genç adam, 5 ay sonra baba olma heyecanı taşıyordu.

Kuryelik yaparak ekmeğini kazanıyordu.

Ama bir sipariş teslim ettikten sonra dönerken, elim kaza sonucu üzücü bir şekilde gitti.

Kader-i mutlak denir unutulur bu olay da unutulan diğerleri gibi.

Kurye denir.

"Çok hızlı gidiyordu" denir.

Kuryeler hep böyle denir.

Doğal afet diye tanımlanır.

İlk bakışta sıradan bir trafik kazası gibi değerlendirilebilecek bu olay ne kader ne de doğal afet denilerek geçiştirilemez!

İhmal, tedbirsizlik, sorumsuzluk!

İddialara göre kazanın yaşandığı noktada yol çökmüş olmasına rağmen herhangi bir uyarı levhası, yönlendirme ya da fiziki kapatma önlemi bulunmuyormuş.

Bu yol birdenbire bu hâle gelmedi.

Ormanın altında kalan bir yol.

Orada, suyun tahliyesi için dere de var.

Ama dere tıkalı olmalı ki su aynı yerde sürekli birikim yapmış.

Ormandan gelen sular, muhtemelen yıllardır orayı aşındırarak çökertti.

Bu duruma gelene dek yetkililer neredeydiniz?

Neden gerekenler yapılmadı?

Bu durum, yaşananları yalnızca kaza olarak nitelendirmenin ne kadar yeterli olduğu sorusunu da beraberinde getiriyor.

Oysa ki gerekli tedbirlerin alınmadığı, riskin görünür kılınmadığı bir ortamda meydana gelen sonuçlar, çoğu zaman öngörülebilir ve dolayısıyla önlenebilir nitelik taşır.

Kent yaşamında güvenlik, yalnızca olay gerçekleştikten sonra verilen tepkilerle değil, önceden alınan tedbirlerle sağlanır.

Özellikle altyapı kaynaklı risklerin söz konusu olduğu durumlarda, ilgili kurumların hızlı, dikkatli ve sorumluluk bilinciyle hareket etmesi beklenir.

Bir yolun çökmesi, tek başına bir sorun olmakla kalmaz; gerekli önlemler alınmadığında doğrudan insan hayatını tehdit eden bir unsura dönüşür.

Bu noktada dikkat çekilmesi gereken en önemli husus, basit gibi görünen önlemlerin hayati sonuçlar doğurabilmesidir.

Görünür bir uyarı levhası, geçici bir bariyer, yolun kontrollü şekilde trafiğe kapatılması ya da alternatif yönlendirmelerin yapılması, telafisi mümkün olmayan kayıpların önüne geçebilirdi.

Bu tür tedbirler, yalnızca bir prosedür değil, aynı zamanda kamu sorumluluğunun en temel gereğidir.

Kamudan kim sorumlu?

Yaşanan bu olay, bireysel bir kaybın ötesinde, kamusal denetim ve sorumluluk mekanizmalarının ne ölçüde etkin işlediğinin sorgulanmasını da zorunlu kılıyor.

İşlemiyor...

Bir insanın hayatını kaybettiği bir noktada artık mesele yalnızca "ne oldu?” sorusu olmamalı.

Asıl sorulması gereken, “neden önlenemedi?” sorusudur.

Benzer olayların tekrar yaşanmaması için riskli alanların düzenli olarak denetlenmesi, tespit edilen sorunlara hızlı müdahale edilmesi ve bu süreçlerin şeffaf şekilde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.

Güvenli bir şekilde yaşamak, her vatandaşın en temel hakkıdır.

Sonuç olarak, yaşanan bu kayıp bize bir gerçeği bir kez daha hatırlatmaktadır:

Önlem alınmayan her risk, potansiyel bir felakettir.

Ve ihmaller, çoğu zaman sessizce değil, bir hayatı alarak kendini gösterir.

Ne olacak şimdi Kocaeli Belediyesi yetkilileri?

Yarın yolu yaparsınız, unutulur gider giden...

Kader-i mutlak değil mi?

Tedbirin hiç ilintisi yok!

Bu yazı toplam 101 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fatoş Özut Kırtay Arşivi