DÜNYANIN EN ADALETLİ SİSTEMİ
Bence dünyanın en adaletli sistemi; çalışma düzeni, imece usulü, birlik, beraberlik ve dayanışma düzenidir. Bu sistem, dünyanın en eski düzenidir. İki yüz yıl önce Marks’ın öngördüğü ya da Lenin’in Rusya’da hayata geçirdiği bilinse de kesinlikle böyle değildir. Marks’tan asırlar önce Mezopotamya’da ya da Anadolu’da bir sosyal yaşam biçimi olarak yaşanmıştır. Marks daha dünkü çocuk, Lenin de öyle. Bu, tüm dünyaya kök salmış bir sosyal yaşam biçimidir.
Cumhuriyetimizin ilk dönemlerinde kooperatifler biçiminde bir süre uygulandı. Özellikle köylerde köylüler bir araya gelip kooperatif kurdular, ürünleri doğrudan üreticiden alıp tüketiciye sundular. Yani bugünkü hayat pahalılığını ortaya çıkaran tüccarlar düzenini ortadan kaldırdılar. Ama tabii kapitalistler kısa sürede gidişata müdahale edip sistemi ortadan kaldırmayı başardılar. Adına da bugünkü ismiyle “serbest piyasa düzeni” dedikleri düzene geçtiler. Kooperatifleri kuranları komünizmle suçladılar. Daha neler neler söylemediler ki…
Sevgili okurlar, biraz araştırma yapılırsa görülecektir ki Anadolu’da, başta Bektaşiler olmak üzere, imece biçimi çalışma düzeni uzun süre sürdürülmüştür. Ortak ritüelleri; cem, saz ve semahtır. Marks’ın komünizmi nerede, bu sistem nerede? Marks, kendi kuramını oluşturmak için bu sistemden alıntılar yapmış, günümüzün sosyal, siyasal ve ekonomik durumuna göre kullanmıştır. İşte bu yüzden diyorum ki bu sistemin temellerini Marks’a bağlamak cahilliktir.
Bence önemli olan, kimin neyi neden söylediği, iyi görmesi ya da kötü algılaması değildir. Önemli olan, topluma hak ve adalet getirmesidir. Sözünü ettiğim imece usulü kolektif çalışma sistemi, Rousseau’nun deyimiyle toplum sözleşmesi sistemidir. Yani Rousseau’nun kuramlaştırdığı sistemin farklı ve daha seçkin bir türüdür.
Sevgili okurlar, tarihi okuduğumuz zaman ilkel komünal sistem tam da bu sistemdir. Dağlarda, mağaralarda yaşayan insanların bir araya gelip iş bölümü yaptıkları sistemin adıdır. İlk Çağ dediğimiz dönem, dünyanın en adaletli çağı olarak da bilinir. Orta Çağ ise bir tür kölelik sistemidir; kırbaçla, baskıyla ve zulümle yürütülmüştür. Yaşadığımız kapitalist çağ ise sömürüsüyle, zengini ve yoksuluyla, adaletsizliğiyle ünlenmiştir.
Bana sorarsanız, en ideal çağ sözünü ettiğim imece usulü çalışma ve sosyal düzenidir. Sonrasında ise 18. yüzyılın sonu ile 19. yüzyılın başlarında; bilimin, edebiyatın ve sanatın yükseldiği, dünyaca ünlü Puşkinlerin, Dostoyevskilerin ve Tolstoyların yaşadığı dönem gelir.
Sevgili dostlar, hiçbir çağda, hiçbir dönemde sistemler bizim istediğimiz gibi olmamıştır. Bütün sistemler zengini ve toprak ağasını korumuştur. İçlerinde sadece İlk Çağ’da yaşamış olan ve sözünü ettiğim imece usulü çalışma düzenine dayanan bu sistem; paylaşımcı, dayanışmacı ve dünyanın en eski sistemidir. Aynı zamanda insanın doğasına da en uygun sistemdir.
İnsanoğlu ancak böyle bir sistemde yoksulluğun, açlığın ve eşitsizliğin önüne geçebilir. Sözünü ettiğim sistem benim kurguladığım bir sistem değildir. Tarih boyunca denenmiş, halka faydalı olmuş, kardeşliği ve barışı hayata geçirmiş bir sistemdir.
Pir Sultan’ı, Şeyh Bedrettin’i okuyanlar bilirler; okumayanlar da okusunlar. Bu sistemin nasıl çalıştığını, neden adaletli olduğunu mutlaka göreceklerdir. Kürdün, Türk’ün, Türkmen’in ve tüm farklı halkların birlikte, beraberlik ve dayanışma içinde yaşadıklarını tarih bize göstermektedir. Ayrıca Anadolu kültürü ve bilinci dediğimiz bilinç de budur. Kısmen de olsa Anadolu köylerinde hâlâ devam etmektedir.
Sistemin en iyi tarafı; kimse aç, susuz, kimsesiz dışarıda kalmaz. Kimse kimseyi dışlamaz, kimse kimseye egoistçe tepeden bakmaz. İnsanlar birbirlerini kardeş, yoldaş ve sırdaş olarak görürler.
Söylediğim gibi, sözünü ettiklerim bir ütopya ya da herhangi bir kurgu değildir. Kafadan da atmıyorum. Anadolu’da asırlarca yaşanmış, adaletli, toplum tarafından denenmiş ve sınanmış bir sistemdir. Kapitalist sistem tarafından halkımıza anlatılmadığı için ne yazık ki halkımız bu gerçekliği tam olarak bilememektedir.
“Su akar, yolunu bulur.” derler ya; bugün olmazsa yarın, yarın olmazsa öbür gün, öbür gün de olmazsa mutlaka bir gün bu sistem halkımızın yaşamına yeniden girecektir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.