YAĞMURUN SUÇU NE?
Ne zaman gökyüzü kararsa ne zaman bardaktan boşanırcasına yağmur yağsa, artık kimsenin aklına romantik şarkılar gelmiyor.
Herkes aynı soruyu soruyor:
"Bu kez neresi su altında kalacak?"
Geçtiğimiz hafta sonu gökyüzü sadece Gebze'nin değil, ülkenin birçok noktasının kapısını çaldı.
Kimi yerde dereler taştı.
Kimi yerde evleri ve iş yerlerini su bastı.
Yollar göle döndü, araçlar mahsur kaldı.
Vatandaşın malları heba oldu.
Komşumuz Çayırova'da da sağanak, hayatı olumsuz etkiledi.
Caddeler su altında kaldı, vatandaş zor anlar yaşadı.
Yağmur, doğanın en büyük nimetlerinden biridir.
Ama hazırlıksız yakalanıldığında, aynı bereket bir anda zarara dönüşebiliyor.
Geçtiğimiz cumartesi yağan sağanakta Gebze Gaziler Dağı Mesire Alanı yine bildiğimiz manzaralarla gündeme geldi.
Orman içindeki yollar göle döndü, yürüyüş güzergâhları su altında kaldı.
Yağmur suyunun kontrolsüz akışı, doğanın kurallarını bir kez daha hatırlattı.
Sonra yine aynı cümleyi kurduk:
"Çok yağdı."
Doğru…
Yağdı.
Peki yağmurun başka ne yapmasını bekliyorduk?
Bulutların toplantı yapıp "Bu hafta şu zayıf, ilgilenilmeyen bölgeleri pas geçelim." deme şansı mı vardı?
Yağmur işini yaptı.
Asıl sorgulamamız gereken, bizim görevimizi ne kadar yaptığımızdır.
Gaziler Dağı Mesire Alanı uzun süredir vatandaşın kullanımına kapalı.
Güvenlik gerekçesiyle alınan bu karar elbette önemlidir.
Ancak insan sormadan da edemiyor…
Madem şu an vatandaş kullanamıyor, bu zaman neden en verimli şekilde değerlendirilmiyor?
Kurumuş ağaçlar neden tek tek tespit edilip temizlenmiyor?
Yağışlı havalarda suyun hangi noktalarda biriktiği neden analiz edilmiyor?
Her sağanakta aynı manzaraların yaşanmaması için modern bir drenaj sistemi neden planlanmıyor?
Doğa bize aslında çok net konuşuyor.
Su, önüne çıkan engellerle kavga etmez.
Kendine yeni bir yol bulur.
Siz ona yön vermezseniz, o kendi yönünü çizer.
Bazen bir patikadan…
Bazen bir yamaçtan…
Bazen de toprağı yerinden sökerek…
Üstelik bu tablo Gebze için yabancı değil.
Daha önce yaşanan yol kaymaları da kontrol altına alınamayan yağmur sularının nelere sebep olabileceğini hepimize gösterdi.
Demek ki mesele yalnızca yoğun yağış değil.
Mesele, altyapının doğaya ne kadar hazır olduğu.
Gaziler Dağı'nın sorumluluğu hangi kurumdaysa; ister , ister , ister ilgili diğer kamu kurumları…
Vatandaşın beklentisi yetki tartışması değildir.
Kimsenin "Burası benim görev alanım değil." deme lüksü olmamalı.
Yağmur yağarken su, kurum tabelasına bakmıyor.
Ortak akıl da tam böyle zamanlarda ortaya çıkmalı.
Ormanın bakımı düzenli yapılmalı.
Kurumuş ağaçlar temizlenmeli.
Heyelan riski bulunan noktalar güçlendirilmeli.
Yağmur sularını güvenli şekilde tahliye edecek kalıcı drenaj sistemi kurulmalı.
Gerekirse ilgili tüm kurumlar aynı masada buluşmalı.
Çözüm, sorumluluğu birbirine hatırlatmakta değil; sorumluluğu birlikte üstlenmektedir.
Belediyecilik yalnızca asfalt dökmek değildir.
Ormancılık yalnızca ağaç dikmek de değildir.
Bugünün kamu yönetimi, riskleri önceden görebilmeyi ve geleceği planlayabilmeyi gerektirir.
Gaziler Dağı, Gebze'nin en güzel doğal miraslarından biri.
Orası sadece piknik yapılan bir alandan çok, çocukların doğayı tanıdığı, ailelerin nefes aldığı, kuş seslerinin şehir gürültüsüne karışmadığı kıymetli bir yaşam alanıdır.
Böylesine değerli bir yeri, her şiddetli yağmurdan sonra aynı görüntülerle anmak üzücü.
Yağmur yine yağacak.
Sonbaharda da yağacak.
Gelecek yıl da yağacak.
Biz yine gökyüzünü mü suçlayacağız, yoksa artık doğayla kavga etmek yerine onun kurallarına göre yaşamayı mı öğreneceğiz?
Yağmur afet değildir.
Tedbirsizlik, en büyük afettir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.