PARAN VARSA ADRESİN VAR
Ver parayı ,al adresi, gir okula...
Öyle az bir para değil ha!
En az 100 bin olacak cebinde.
Ne için?
Çocuğunu istediğin okula kaydını yaptırmak için...
Maalesef çoğu okullarda gerçek kontenjanın çok üzerinde öğrenci kabul edildiği, adres dışı kayıtların farklı yöntemlerle gerçekleştirildiği yönünde ciddi şikâyetler duyuluyor.
Hatta emlakçılar ile anlaşarak birlikte hareket edildiği söyleniyor.
Yüksek meblağların konuşulduğu yönünde şikâyetler kamuoyuna sıkça yansıyor.
Rant söylentileri, servis bağlantıları, yüksek kira bedelleri ve adres değişikliği trafiği artık kulaktan kulağa fısıldanan dedikodular olmaktan çıkmış durumda.
Eğer bu iddiaların bir kısmı bile doğruysa, vay haline eğitimin, vicdanın, insanlığın!
Eğitim sisteminin iskeleti güvendir.
Eğitim, paranın değil hakkın konuştuğu yer olmalıdır.
Okul kayıt dönemleri konuşulanlar, eğitim adına insanın içini acıtıyor.
Kâğıt üzerinde herkes için eşit görünen sistem, uygulamada ne yazık ki aynı sonucu vermiyor
Elbette her iddianın araştırılması gerekir.
Ancak ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek var: Eğitim çevresinde oluşan bu rant algısı bile başlı başına çok büyük bir sorun!
Bir aile yıllardır aynı mahallede yaşıyor.
Vergisini ödüyor, aidiyet hissediyor ve çocuğunu yaşadığı bölgedeki okula göndermeyi bekliyor. Ancak kayıt zamanı geldiğinde karşısına bambaşka bir tablo çıkıyor.
Birileri kısa süreli ev kiralıyor, birileri adres değişikliği yapıyor, birileri sistemin açıklarını kullanıyor.
Sonuçta olan, gerçekten o bölgede yaşayan ailelere oluyor.
Mahallenin çocuğu, kendi mahallesindeki okula girebilmek için mücadele ederken; maddi gücü olanlar geçici adresler oluşturabiliyor, yüksek kiralar ödeyebiliyor ya da çeşitli yollarla sistemin etrafından dolaşabiliyor.
Böyle bir tabloda fırsat eşitliğinden nasıl söz edilebilir?
Daha da düşündürücü olanı, eğitim kurumlarının yönetiminde bulunan kişilerin bu süreçlerde adının anılması...
Bir okul müdürünün görevi, eğitimde adaleti korumaktır; adaletsizlik iddialarının merkezinde yer alması kabul edilemez.
Çünkü okul müdürü yalnızca bir yönetici değildir. Çocuklara dürüstlüğü, hakkaniyeti ve ahlakı temsil eden bir rol modeldir!
Milli Eğitim Bakanlığı'nın son dönemde açıkladığı uygulamalarda kayıt süreçlerinin adres temelli yürütülmesi ve bazı yerleştirme işlemlerinde kura yönteminin kullanılmasıyla daha şeffaf bir sistem hedefleniyor.
Ayrıca öğrencilerin kayıtlarının MERNİS adres bilgileri esas alınarak otomatik yapılacağı ve şube dağılımlarının kura ile belirleneceği ifade ediliyor. Bu yaklaşımın temel amacı, fırsat eşitliğini güçlendirmek ve kişisel müdahalelerin önüne geçmek.
Ancak hiçbir sistem, onu uygulayan insanların vicdanından daha güçlü değildir.
Asıl mesele kura çekmek değil kuraya ihtiyaç duyulmayacak kadar adil olabilmek!
Bir çocuğun geleceği, bir başkasının cebindeki paraya göre şekilleniyorsa -ki görünen köy kılavuz istemez- ayrıcalık dağıtılıyordur.
Haksız yere alınan her kayıt, aslında bir başka çocuğun elinden alınmış bir haktır.
Yapmayın!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.