Fatoş Özut Kırtay

Fatoş Özut Kırtay

ZEHİRLİ ZİHNİYETLER

ZEHİRLİ ZİHNİYETLER

"Bir toplumu yıkmak istiyorsanız silaha sarılmanıza gerek yoktur; kadını susturun, kız çocuklarını okuldan uzaklaştırın, gerisini cehalet zaten tamamlar."

Bu sözün sahibi kimdir bilinmiyor.

Ama tarihin bize öğrettiği gerçek tam olarak böyledir.

Bugün yine aynı karanlık anlayışın yankısını duyuyoruz.

Kendisini sosyal medyada "hoca" olarak tanıtan bir şahıs, "Çalışan kadının kazandığı para fare zehri gibidir." diyebiliyor.

Yetmiyor; kız çocuklarının okumaması gerektiğini savunabiliyor.

Bu nasıl bir kötü niyetliliktir?

Temeli hoş görü ve sevgiye dayanan inancımıza nasıl atfedersin bu ayrıştırıcı, zehirli söylemi!

Bir toplumu birbirine düşürmenin, kadın ile erkeği karşı karşıya getirmenin, aileyi huzursuzluğa sürüklemenin, kız çocuklarını eğitimden uzaklaştırmaya çalışmanın kime ne faydası olabilir?

Toplumu bir arada tutan harç; öfke değil, ortak değerlerdir. İnsanları cinsiyet üzerinden ayrıştıran, bir kesimin alın terini küçümseyen, diğer kesimin eğitim hakkını tartışmaya açan söylemler ise toplumsal barışı zedeler.

Kamuoyuna hitap eden herkes, kullandığı kelimelerin yalnızca bugünü değil, yarını da etkilediğini bilmek zorundadır.

Hayatın gerçekleri bu söylemlerin çok ötesindedir.

Sabahın ilk ışıklarıyla görevine giden doktor da var, öğretmen de...

Fabrikada üretime katkı sunan işçi de var, laboratuvarda araştırma yapan bilim insanı da... Kendi işini ayakta tutmaya çalışan girişimci de var, tarlasında çalışan üretici de...

Akşam eve döndüklerinde ikinci bir mesai başlar. Çocuklarının ödevini dinleyen, yaşlı anne babasının elinden tutan, evinin sorumluluğunu üstlenen yine aynı insanlar.

Bütün bu gayreti, bütün bu fedakârlığı bir cümleyle değersizleştirmeye çalışmak; sadece çalışan kadınları incitmez.

O sofranın etrafında oturan herkesi incitir.

Çocuklarını babasız büyütüp, üniversitelerde okutan, topluma doktor, avukat, mühendis, tekniker yetiştiren nice kadınlar, analar var.

Daha da vahimi, kız çocuklarının eğitim hakkını hedef alan söylemlerdir.

İlk emri "Oku" olan bir inancın mensupları olarak, okumayı yasaklayan ya da küçümseyen bir anlayışı hangi vicdan kabul edebilir?

Bugün bir hastaya şifa olan doktor, bir çocuğa umut olan öğretmen, bir buluşa imza atan bilim insanı, bir adalet mücadelesi veren hukukçu... Dün okula gönderilen bir kız çocuğuydu.

Onların eğitim hakkını tartışmaya açmak, yalnızca bireysel bir tercih değildir; ülkenin geleceğine vurulan ağır bir darbedir.

Farklı düşünceler elbette dile getirilebilir.

Ancak bir kesimi aşağılayan, kadın ile erkeği karşı karşıya getiren, kız çocuklarının eğitimini değersizleştiren ifadeler; toplumsal kutuplaşmayı besleme, öfkeyi körükleme ve insanlar arasındaki güven duygusunu zayıflatma riski taşıyan söylemler zehirli bir beynin, kalbin art niyetli girişimidir!

Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; ayrıştıran cümleler değil, birleştiren sözler...

Bu ülke, kadın ve erkeğin omuz omuza verdiği mücadeleyle büyüdü.

Kurtuluş Savaşı'nda da böyleydi, Cumhuriyet'in kuruluşunda da bugün de...

Bir toplumun gerçek gücü, kadınını susturarak değil; onun üreten aklına, emeğine ve bilgisine değer vererek ortaya çıkar.

Asıl tehlike bir kadının kazancında aranmaz.

Asıl tehlike; insanları birbirine düşüren, kadınları üretimden, kız çocuklarını eğitimden uzaklaştırmaya çalışan, önyargıyı inancın önüne koyan anlayıştır.

Zehir, alın teriyle kazanılan lokmada değildir. Zehir; kadını değersizleştiren, kız çocuklarının hayallerini karartan ve toplumu birbirine düşüren cümlelerdedir.

Tarih, bu zehri değil; onu reddeden vicdanları asla unutmaz!

Bu yazı toplam 236 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fatoş Özut Kırtay Arşivi