Avon Ablası
Eskiden mahallede bir “Avon ablası” olurdu. Katalogla gezerdi. Komşulara ruj gösterir, krem anlatır, sipariş toplardı. Kimse bunu yadırgamazdı. Çünkü herkes bunun küçük çaplı bir ek gelir olduğunu bilirdi. İnsanlar hem sosyalleir, hem de bir şeyler satardı. Şimdi düşünüyorum da… Aslında çok şey değişmedi. Sadece katalog dijitale döndü, mahalle ise Instagram oldu.
Bugün kadın erkek fark etmiyor; herkes bir şekilde influencer olmaya çalışıyor. Sabah kahvesini paylaşan, sporunu paylaşan, çocuğunu paylaşan, arabasını paylaşan, tatilini paylaşan… Sürekli bir görünür olma çabası. Her gün önümüze onlarca hikâye düşüyor. Reklamlar, iş birlikleri, ürün tanıtımları, indirim kodları… Profil açıklamalarında artık klasikleşmiş üç kelime var: “İletişim – Reklam – İşbirliği.”
Yeni dönemin mesleklerinden biri bu sanırım. Hatta belki de en çok hayal kurulanlarından biri. Çünkü insanlar artık sadece çalışarak değil, görünür olarak para kazanılabileceğini düşünüyor. Belki de haklılar. Çünkü sistem bunu ödüllendiriyor. Ne kadar görünürsen o kadar varsın. Ne kadar izlenirsen o kadar değerlisin gibi bir algı oluştu.
İşin ilginç tarafı, artık herkes birbirinin reklam panosu olmuş durumda. Eskiden insanlar “Ne iş yapıyorsun?” diye sorardı. Şimdi “Kaç takipçin var?” sorusu daha önemli hale geldi. Takipçi sayısı yeni kartvizit gibi. Bir ürün mü satacaksın? Önce görünür olacaksın. Bir işletme mi açacaksın? Önce sosyal medyada büyüyeceksin. İnsanlar artık vitrini dükkândan önce hazırlıyor.
Tabii burada kimseyi küçümsemek doğru değil. Çünkü ekonomik şartlar insanları yeni yollar aramaya itiyor. Kimi gerçekten üretim yapıyor, bilgi veriyor, içerik hazırlıyor. Emek harcıyor. Ama bir yandan da herkesin aynı tarafa koşması garip bir görüntü oluşturuyor. Sanki bütün ülke aynı anda “ünlü” olmaya çalışıyor gibi.
Bulunduğumuz çağın en büyük problemi: İnsanlar yaşamakla göstermek arasındaki farkı kaybetmeye başladı. Kahve içmek yetmiyor, paylaşmak gerekiyor. Tatile gitmek yetmiyor, hikâye atmak gerekiyor. Yemek yemek yetmiyor, önce fotoğraf çekmek gerekiyor. Yaşanan an değil, görünen an değer görüyor.
Eskiden insanlar tanınmak isterdi ama bir işi başardığı için tanınırdı. Şimdi ise önce tanınıp sonra ne yapılacağı düşünülüyor. Bu da çağın yeni düzeni galiba.
Kim bilir… Belki birkaç yıl sonra çocuklar büyüyünce “Ben doktor olacağım” değil, “Ben içerik üreticisi olacağım” diyecek. Zaten yavaş yavaş o noktaya geldik gibi görünüyor.