Mutlak Butlan
Tarzan zorda olmalı ki, mutlak butlan ile yönetime gelenler hemen kampanyaya başlamış: “Biz CHP'liyiz, üyeliğimiz devam ediyor” diye…
CHP seçmeni yıllardır kandırıldı. Birçok kişi herkesten daha akıllı olduğunu sandı ama belki de en büyük hayal kırıklığını yaşayanlar yine kendileri oldu.
Siyaset biraz da böyledir. Toplumun artık siyasetin şifrelerini öğrenmesi gerekiyor. Kimin kiminle ne pazarlık yaptığını, hangi kapılar ardında ne konuşulduğunu bilmemize imkân yok. Belki akçeli işler dönüyor, belki de sadece güç hesapları yapılıyor. Biz ise sadece sahnelenen oyunu seyrediyoruz.
Bugün beyaz dediğimize yarın siyah deniliyor, dün siyah dediğimiz ise bir anda beyaza dönüşüyor. İlkeler, söylemler ve kırmızı çizgiler bir anda değişebiliyor.
Belki biz de tamamen masum değiliz. Belki çoğumuz, günün birinde sıranın kendisine gelmesini bekleyen çıkarcılarız. Çünkü siyaset, insanın karakterini olduğu kadar beklentilerini de ortaya çıkarıyor.
Şu anda seyrettiğimiz her şey büyük bir tiyatro sahnesini andırıyor. Figüranlar çabuk eziliyor, başrol oyuncuları ise yıllarca değişmiyor. Bizler de biletini almış seyirciler gibiyiz; aynı oyuncuları, aynı senaryoları ve aynı kavgaları tekrar tekrar izliyoruz.
Yeni ve iyi oyuncular sisteme aykırıysa, çoğu zaman daha sahneye çıkamadan eleniyor. Çünkü bu oyunda güçlü olacaksın, paran olacak, gerektiğinde acımasız davranacaksın.
Oysa çoğumuzun içinde hâlâ duygusallık, vicdan ve doğruluk arayışı var. Belki de bu yüzden siyasetin sert gerçekleriyle her karşılaştığımızda hayal kırıklığı yaşıyoruz.
Aslında bunun herhangi bir partiyle de ilgisi yok. Kimin başa geçtiğiyle de… İktidar değişiyor, muhalefet değişiyor, isimler değişiyor; fakat yöntemler çoğu zaman aynı kalıyor. Siyasetçiler dünyanın her yerinde birbirine benziyor. Olan ise bu güzel ülkeye ve bu güzel ülkenin insanlarına oluyor.
Bir an durup düşünün; hayatını gerçekten, kendi istediği gibi yaşayan kaç kişi tanıyorsunuz? Kaç kişi günlük siyasi kavgaların, ekonomik kaygıların ve bitmeyen kutuplaşmanın dışında, huzurlu ve özgür bir hayat sürebiliyor?
Belki de asıl mutlak butlan, siyasetin değil; umutlarımızın, hayallerimizin ve birbirimize olan güvenimizin uğradığı butlandır.
Ama unutmayalım; tiyatrolar ancak seyircisi olduğu sürece devam eder. Bir gün toplum, aynı oyunu izlemekten vazgeçerse, belki o zaman sahne de, oyuncular da değişmeye başlar.