Fatoş Özut Kırtay

Fatoş Özut Kırtay

KÖY ENSTİTÜLERİ

KÖY ENSTİTÜLERİ

"Muammer Erten – Paşam, bu Köy Enstitülerinin kapanması olayı nasıl oldu ? Siz bu kurumları çok seviyordunuz, ama sonradan siz, Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’le, İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’u görevlerinden alıp değiştirince enstitülerin hızı kesildi, nasıl oldu bu?

İsmet İnönü – Köy Enstitülerinin kapanmasından duyduğum acıyı tarif edemem. Bir babanın evladını kaybetmesinden duyduğu acı gibi duyarım, ama herkes zanneder ki Hasan Ali Yücel’i Tonguç’u isteyerek değiştirdim; Köy Enstitülerinin kapanmasına neden oldum diye benim hakkımda kamuoyunda yanlış bir hüküm vardır; aslında o zaman bir sürü olaylar oldu. Kurultaylarda Enstitüler aleyhine bir cereyan başladı. Ben bunların doğru olmadığını yerine giderek tespit ettim, ama bu o kadar yoğunlaştı ki grubu etkiledi. Grubun büyük çoğunluğu Köy Enstitülerinin aleyhine döndü. Bakanlar içinde Köy Enstitülerine karşı vaziyet alanlar çoğaldı. En çok da bu konuda Köy Enstitülerinden şikâyet edilenlerin başında Milli Eğitim Bakanı Yücel’le, Genel Müdür Tonguç hedef alınıyordu. O sırada ordudan, rahmetli Mareşal Fevzi Çakmak’tan (1876 – 1950), o Genelkurmay Başkanlığından ayrılmadan önce, yoğun şikayetler başladı. Mareşal, “ Bu komünist yuvalarını ne zaman kapatacaksın ? ” diye soruyordu. Mareşal bunu adeta bir mesele haline getirmişti. Köy Enstitüleri etrafında bu çok yoğunlaştı.

Şimdi sana önemli bir şey söyleyeceğim: Herkes benim zayıflığım gibi görür, ama benim gücümdür aslında; mesela ben Köy Enstitüsü fikrine inanmışımdır. İnanmış bir insan, sonuna kadar bunu yürütür; idealizmde, felsefede bu böyledir, ama ben politikacıyım, uygulayıcıyım. Ben gücüme göre gücümün var olduğu yerde, gücümü gösterebilirim. Ben dahi değilim, gücümle, tecrübemle memleket menfaatlerini en üst seviyede tutarak meselelere çözüm bulurum. Ben gücümün bittiği yerde bir politikacı, bir tecrübe sahibi bir insan olarak bir noktada, onu gelecekte tekrar uygulamak üzere bir noktada durdururum. Bu, aslında benim gücümdür. Çünkü artık gücümü kaybettiğim noktada, “Ben bu işi yürüteceğim !” diye yürüdüğüm zaman, artık tamamıyla yok olma durumu vardır; ben gücümün bittiği yerde, her şeye rağmen, yok olucu bir harekete yönelmem. Orada dururum. Zaman, benim için önemli bir faktördür; zaman içinde imkanlar gelir önüme, bir noktada bıraktığım fikrimi yeniden uygularım. Değişen zaman içinde de bana yeni fikirler gelmemiş, o fikrin doğruluğu bende bir kanaat olarak devam ediyorsa, onu yeniden uygularım. Köy Enstitüleri meselesi de böyle olmuştur."

Kaynak: Topraktan Parlamentoya – Muammer Erten – Boyut Yayınları 2010 sayfa: 271

Bu ülkenin en büyük şansıydı köy okulları...

Yaşam becerilerinden adabı muaşeret yani görgü kurallarına, marangoz atölyelerinden ev ekonomisine , fizikten psikolojiye dek aklımıza gelen bütün alanları kapsayan, gerçek bir eğitim kurumu idi.

Ancak yukarıdaki anekdottan da anlaşılacağı üzere, çıkar zümrelerinin çarkına çomak sokunca, kapatıldı.

Sittin senedir hep aynı hikâye...

Bu hafta buna değinme sebebim, geçen hafta , lise düzeyi bir okulumuzda yaşanan elim bir olay...

Mezuniyet gösterisine beş dakika kala ,iki öğrenci arasında kavga çıkıyor.

Hazmedemeyen, muhtemelen mağlup olan öğrenci dışarıya çıkıp, büyük bir grupla geri dönüyor ve ortalık savaş alanına dönüyor.

Ayırmak için araya giren öğretmen ve öğrenciler de darp ediliyor. Yaralanmalar oluyor...

Bir diğer okulda , iki kız öğrenci bir kız arkadaşlarına zarar vermek için plan yapıyor.

Diğerinde, bir öğrenci öğretmenini bıçaklayarak ölümüne sebep oluyor.

Veya öğretmen öğrencisine psikolojik veya fiziki şiddet uyguluyor.

Bu yönde yaşanan örnekler o kadar çok ki...

Eğitim, sistemsel olarak felç olmuş durumda.

Akademik olarak içi bomboş.

Değerler ve ahlâk eksinin de altında...

1950'lerden bugüne, 2024'lere gelmek şöyle dursun, yüz yıl geriye gittik...

Barbarlık, vahşet ve ölüm kelimeleri, eğitim ile yan yana yazılıyor ve iç içe yaşanıyor artık.

Modernleşme, teknoloji ülkemizde yanlış kullanılıyor.

Acilen 1950'lere gitmemiz gerekiyor .

Gerçek bir eğitim için, köy enstitüleri perspektifiyle ilerlenmesi mutlak zorunlu.

Aksi takdirde gelecek sizsiniz dediğimiz çocuklarımız, geleceksiz kalacak...

U-mutlu kalın...

Her şeye rağmen...

Bu yazı toplam 3300 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fatoş Özut Kırtay Arşivi

YAZ

26 Haziran 2024 Çarşamba 07:02

ADALET

29 Mayıs 2024 Çarşamba 07:02