Tuncer Altunbulak

Tuncer Altunbulak

YASAKLARIN GÖLGESİNDE

YASAKLARIN GÖLGESİNDE

Çocukluğum yoksulluk içinde geçti. Açlık korkusu yakamızı hiç bırakmadı yani, ben ve bugün benimle aynı yaşta olanlar zenginlik ve ihtişam içinde yaşayan insanlara oranla 3-0 geriden başladık biz hayata. Daha da kötüsü bizler gençliğimizi ve orta yaşlılığımızı askeri darbeler yüzünden hep olağanüstü hâl yasaları ve yasaklar içinde yaşadık. Her gün bu ülkenin içinden onlarca yüzlerce ben vatanımdan ve halkımdan yanayım diyen insanlar tutuklandı. Benim ülkemde üç beş kişinin bir arada durması ve tartışması yasaklandı.

Şimdi “Sen kimsin? Yaşın kaç ki?” diyenler varsa benim yaşım 70. Bu ülkede 3 askeri darbeyi canlı canlı yaşadım, babaların evlatlarını, dostların birbirini ve insanların komşularını gammazladıklarını gözlerimle gördüm. Bütün bunlar başta askeri darbeler sonra da niteliksiz sivil iktidarlar yüzünden yaşandı. Türk halkı çok büyük acılar çekti darbeler yüzünden. Halk kültürden, eğitimden, bilimden, sanattan ve edebiyattan yoksun kaldı. Bugün örgütlenemediğimiz ve ülkemizin sorunlarını birlikte tartışamamamızın sebebi de bu darbeler ve darbelerden sonra gelen yasakçı iktidarlardır. Sosyal ve eğlence hayatını halk olarak uzaktan izledik bizim yerimize başkaları konuştu, eğlendi, yedi ve içtiler. Siyasi iktidarlar bu anlamda da halkın yanında da değil bir avuç azgın ve seçkinin yanında durdu. Tiyatro, sinema, sosyal ve kültürel etkinlikler hep o bir avuç seçkinin çıkarına yönelik yapıldı. Hayatın keyfini onlar çıkarırken halk da uzaktan onları izledi. Bugün olduğu gibi geçmişte de halkın eğlence yerleri, büyük AVM’ler, TV programları ve dizileri, düğünler ve bayramlar olmuştur. Hükümetler halkın isteklerini değil zenginlerin arzularını yerine getirmişlerdir elbette bir de kendi çıkarlarını düşünmüşlerdir. Benim doğumum 1952. O günden beri onlarca seçim yaşadım, siyasi partiler bir sürü şey vaat ettiler, seçim bittikten sonra unuttu gittiler. Sözünü ettiğim bu sebeplerden dolayı halkımın duyguları, duyarlılıkları ve fikirleri yok edildi. Bu yüzdendir insanların üfürükçülerin, şifacıların ve falcıların kapılarında sorunlarına çare aramaları. Elbette bu gidişat yani, bu yasakçı askeri darbeci gidişat, bir gün bir kayaya toslayacak ve son bulacaktır.

Yasakçı dedim de aklıma geldi, bir iki örnek vermek istiyorum bu konuda. Rus Çarlarından korkunç İvan Rusya’da sakalı yasak eder, sakallı görüp bulduğunu tutuklatır. O dönem Rusya’da yaşamış olsaydım mutlaka beni de tutuklarlardı. Bir dönem İran’daki diktatörler Rusya’nın aksine sakalsız insanları cezalandırdılar. Gülünç değil mi? Aynı şeyi Güney Kore’nin diktatörleri de yapar. Onlar da gözlüklü, saçlı sakallı insanları tehlikeli bulur ve tutuklatırlar. Zaman her şeyin ilacıdır. Ne İvan kaldı ne Hitler ne Neron ne de Mosolin. Hepsini halkları tarihin çöp sepetine attılar ama Rus halkı ve İran halkı dimdik ayakta duruyor. Korkunç İvan mezarından kalkıp Rus halkının ekim devrimini yaptığını görseydi kahrından ölürdü. İki gün önce bir tv kanalında orta yaşlı bir adam ilkel toplumları övüyor, medeni toplumları küfürlü sözlerle eleştiriyordu. Ahmak adam, bilmiyor ki her toplumda ahlaksızlar, hırsızlar olur ve cinayetler işlenir. Her toplumda iyiler ve kötüler vardır elbette ki sözünü ettiğim kötülük geri kalmış ülkelerde daha çok vardır. Elinde son model bir telefon vardı, yanındaki adamların birinin aklına gelip de küfür ettiğin o modern toplumların aletini elindeki telefonu neden kullanıyorsun cahillik her yerde herkes için cahilliktir. Gebze meydanında bir adam elindeki telefonla uzak şehirdeki bir köylüsüyle konuşuyor. Ona “Duydun mu bizim köylü Selim ölmüş?” Karşıdaki adam bir türlü Selim’i çıkaramıyor adam baktı ki olmuyor, kız selim kız selim şimdi tanıdın mı? Karşıdaki adam şimdi oldu tanıdım diyor. Yani neyse cahillik böyle bir şey, insanları isimleri ile değil lakaplarıyla hitap ediyoruz iyi olan bu mu yani iki kalas bir heves yaşamanın ne anlamı var?

 

Bu yazı toplam 5251 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Tuncer Altunbulak Arşivi