Tuncer Altunbulak

Tuncer Altunbulak

SOYLULUKLARINA SIĞAMAYANLAR

SOYLULUKLARINA SIĞAMAYANLAR

Tarihte bir kısım insanı halktan ayıran onları ayrıcalıklı yapan soyluluk diye bir ün vardır atadan dededen gelir toplumun sıradan insanlarından onları bu ünleri ayırır genelde köşklerde villalarda saraylarda yaşarlar yüzlerce emirlerinde çalışan hizmetçileri olur onlar zenginlik içinde doğar toplumdan ayrıcalıklı yaşar ve ayrıcalıklı ölürler kendilerine ait verimli topraklarda çalıştıracakları köleleri olur vs vs vs On beşinci yüzyıldan dan yirminci yüzyıla kadar devam etmişler bu yaşama değişen dünyada onların yerlerini bugünkü küçük burjuvalar ve kapitalistler almışlardır 18.ve 19. Yüzyılda çarlık Rusya’sında Rus devletini böyle üç beş soylu aile oluşturur başlarında da Çar vardır bir de tabi hepsinin üstünde kilise vardı her ne kadar ülkeyi Çar yönetiyorsa da arkalarında bu asiller sınıfı vardı halk çarın ve bu sınıfın kölesi durumundaydı ünlü Rus yazarı Tolstoy bu sınıftandı o bir kontdu babası son çarın generallerindendir hizmetinin karşılığında Çar ona Rusya’nın en verimli topraklarından vermiştir o ölünce doğal olarak bütün bu yerler Tolstoy’a kalmıştır çünkü soyluluk babadan oğula geçmektedir Tolstoy’un 10 dan fazla köyü yüzlerce küçük baş hayvanı vardı köylülerde eşleri ve çocuklarıyla doğal olarak Tolstoy’un köleleri durumundaydı Tolstoy bu sistemi savaş ve barış isimli eserinde anlatır şimdi sizlere bu sistemin içinde soyluluğun nasıl bir şey olduğunu anlatmaya çalışacağım soylu biri ile evli olan bir kadın soyluluğunu kabul etmeyen soyluluğuyla dalga geçen eşini mahkemeye verir kibirli ayrıcalıklı halka yukarıdan bakan bu kadın mahkemede eşinin soyluluğa hakaret ettiğini soylu insanlarla değil daha çok aşağıdaki avamla ilgilendiğini onların yaşamını övdüğünü kendi yaşamını aşağıladığını şikayet eder bu öykü çok uzun bir öyküdür kadın gördüğü dostlarına ağlayarak ben bir çobanla bir ahmakla yaşamayı bilmeyen bir cahille evlenmişim diye ağlar bu öykü gerçekten beni de çok etkilemişti asiller sınıfından olup o sınıfta yaşayanlar gibi yaşamayan çok insanın hayatını okumuştum yukarıda kendisinden söz ettiğim Tolstoy bu insanlardan birisidir asilliğinden ayrıcalıklı olmasından nefret eder geniş arazilerinden rahatsız olur topraklarını öz sahipleri olan köylülere vermek ister ama her defasında eşi ve çocukları buna engel olurlar 50 yaşlarında bir yolunu bulur topraklarının büyük bir çoğunluğunu köylülere verir ve onları azad ederek onları özgürlüklerine kavuşturur Tolstoy’un büyüklüğü biraz da buradan gelmektedir bununla da kalmaz köylüleriyle eşitlenmek için tarlasını tapanını kendi sürer ekinlerini kendi biçer bununla da yetinmez halka bir yararım olsun diye ayakkabı tamiri dükkanı açar ve yıllarca halktan insanların ayakkabılarını tamir eder soyluluğunu kabul etmez evini sofrasını halka açar her gün onlarca insan gelir yer içer gider Tolstoy’un bütün bu yaptıklarının altında muazzam bir vicdanı vardır yeryüzü iyiler ve kötülerden oluşmaktadır mesela babasının devamlı sen adam olamazsın dediği oğlu bir gün önemli bir makama gelir babasına adam olduğunu göstermek için babasını gönderdiği adamlarla makamına getirtir bunun da bir vicdanı vardır Napolyon’a hayran olan bir kadın onunla bir gün bir baloda karşılaşır Napolyon’a soyluluğunu anlatınca Napolyon kadına madam çocuklarınıza kendiniz emziriyor musunuz diye sorar dünyamızda kendilerini soylulular sınıfından sayan bir sınıf yine var bunlardan biri de Bill gatesdir bu adamın mal varlığının onda biri olmayan onlarca ülke var vicdan ve adalet olmayınca soylu olsanız ne olacak Cemil Meriç anlatır sık sık kendisi de sohbet etmeye gelen Marksist bir genç vardır parası pulu olmayan bu genci tanıdığı zengin bir arkadaşına gönderir çalışsın diye dönemin ünlü zenginlerinden biri bu çocuğun çalıştığı yere gelir yer içer eğlenir giderken bu gence de yüklüce bir bahşiş bırakır fakat genç adam bahşişi almadığı gibi adama bu yoksul ülkede sen bu kadar paranın sahibi nasıl oldun diye bir sürü söz eder tabi ertesi gün işinden kovulur bir başka öykü de yine önemli bir yazarımız kitapların geliriyle geçinemeyince bir lokantada garsonluk yapmaya başlar bir gün çöp bidonunda yiyecek arayan çocuklara dört adet köfte verir bunu gören patronu işten kovduğu gibi hırsızlıkla suçlar ve hakaret eder

Bu yazı toplam 12922 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Tuncer Altunbulak Arşivi