Fatoş Özut Kırtay

Fatoş Özut Kırtay

RAMAZA(M)

RAMAZA(M)

Geldi ,11 ayın sultanı...

Geçen hafta semt pazarında yaşadığım küçük bir sahne, aslında büyük bir gerçeği anlatıyordu. Tezgâhın önünde duran yaşlı bir teyze, elindeki küçük not kâğıdına bakarak fiyat soruyordu. Patatesi, soğanı, mercimeği tek tek hesapladı. Sonra satıcıya dönüp “Yarım kilo yeter…” dedi.

Ramazan yaklaşırken bereket konuşmamız gerekirken, hesap kitap yapmak zorunda kalıyoruz.

Her yıl aynı döngü yaşanıyor. Bereketin konuşulması gereken bir dönemde etiket değişimleri gündemi belirliyor. Manevi hazırlık yerini bütçe hesaplarına bırakıyor. Sofrada olması gereken ürünlerin miktarı azaltılıyor, listeler kısaltılıyor. Bu durum yalnızca ekonomik bir sıkıntı değil; toplumda adalet duygusunu ve huzuru zedeleyen bir mesele haline geliyor.

Sahada gözlemlediğimiz tablo net: Ramazan öncesi dönem, özellikle temel gıda ürünlerinde fiyat hareketliliğinin en yoğun hissedildiği zamanlardan biri.

Sebze fiyatlarında kısa süreli dalgalanmalar alışılmış bir durum olsa da son veriler artış baskısının daha belirgin olduğunu gösteriyor.

Tarım ürünleri üretici fiyatları 2026 Ocak ayında aylık %8,46, yıllık %43,58 artış gösterirken; en sert yükselişin sebze-meyve grubunda yaşandığı bildiriliyor.

Bunun sahaya yansıması da gecikmiyor. Alternatif fiyat endeksi verilerinde, taze sebzelerde bir ay içinde artışın %31’i aştığı ve gıda grubuna ciddi katkı yaptığı görülüyor.

Bakliyat tarafında da tablo farklı değil. Uzun vadeli fiyat değişimlerine bakıldığında bazı analizlerde temel gıda ürünlerinde yıllar içinde çok yüksek oranlı artışların yaşandığı ifade ediliyor; örneğin 2017–2025 arasında ortalama zamların toplamda %1950’nin üzerine çıktığını belirten değerlendirmeler var.

Bu rakamlar tek başına birer istatistik gibi görünebilir. Ancak pazardaki yarım kilo alışverişler, sofrada eksilen tabaklar ve artan kaygı bu sayıların insani karşılığıdır. Çünkü gıda enflasyonu yalnızca ekonomi başlığı değildir; sosyal refah, sağlık ve toplumsal huzur meselesidir.

Ramazan ayı paylaşmanın, dayanışmanın ve toplumsal vicdanın en görünür olduğu dönemdir. Bu noktada yerel yönetimlere önemli görev düşüyor.

Pazar ve market denetimlerinin artırılması, fiyat hareketlerinin düzenli izlenmesi, üretici ve tüketici arasında dengeyi sağlayacak destek mekanizmalarının devreye alınması zorunluluktur.

Uygun fiyatlı satış noktalarının yaygınlaştırılması, sosyal destek paketlerinin güçlendirilmesi ve vatandaşın bilgilendirilmesi yönünde atılacak her adım toplumun nefes almasını sağlayacaktır.

Elbette piyasa koşullarının gerçekleri vardır. Ancak toplumsal hassasiyetin yüksek olduğu dönemlerde fırsatçılığa izin verilmemesi gerekir. Yetkili kurumların etkin denetimi kadar toplumun bilinçli tüketimi ve dayanışma kültürünü sürdürmesi de önem taşır.

Kocaeli Valiliği, Ramazan'da fiyat arttıran esnaflara ciddi yaptırımlar uygulanacağı yönünde bildirge yayınladı.

Umarım göz dağından öte ciddi denetim sağlanır.

Ramazan bereket ayıdır. Bereket yalnızca bolluk değil; adalet, vicdan ve sorumluluk demektir. Sofralar kurulmadan önce bu değerlerin korunması gerekir. Aksi halde eksilen sadece alışveriş torbaları değil, toplumsal güven duygusu olur.

Mesele, insanların sofraya oturduğunda iç huzuruyla lokmasını yiyebilmesidir.

U-mutlu kalın...

Bu yazı toplam 285 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fatoş Özut Kırtay Arşivi

ÇARK

10 Aralık 2025 Çarşamba 07:03