Çocuklarımıza Unutturduğumuz Çocukluğu Geri Verelim
Bazı sesler vardır, insanın kulağından hiç gitmez
Mahallede top oynayan çocukların neşesi, ip atlayan kızların sayışmaları, bisiklet zilleri, saklambaç oynarken duyulan kahkahalar. Birçoğumuzun çocukluğu bu seslerle geçti.
Bizler; akşam ezanına kadar sokakta oynayan, dizleri yara içinde eve dönen ama yüzü hep gülen çocuklardık. En büyük mutluluğumuz yeni bir oyuncak değil, mahallede toplanan arkadaşlarımızdı. Bazen bir top, bazen bir ip, bazen de birkaç tebeşir parçası saatlerce mutlu olmamıza yeterdi.
Bugün ise çocuklarımızın dünyası çok farklı. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken, ne yazık ki çocukluğun en güzel anlarını da sessizce elimizden alıyor. Parklarda koşan çocukların yerini ekran başında saatlerini geçiren çocuklar aldı. Aynı evin içinde yaşayan aile bireyleri bile bazen aynı ekrana bakıyor ama birbirlerinin gözlerine bakmayı unutuyor.
Oysa çocukluk; yalnızca büyümek değildir. Çocukluk, düştüğünde yeniden ayağa kalkmayı öğrenmektir.
Arkadaşıyla paylaşmayı, kaybettiğinde üzülmeyi, kazandığında ise sevinci paylaşabilmeyi öğrenmektir. Çamura basmaktır, yağmurda ıslanmaktır, bir ağacın gölgesinde hayaller kurmaktır.
Yaz tatili tam da bunun için büyük bir fırsattır. Çocuklarımızın programını sadece kurslarla ya da ekranlarla doldurmak yerine onlara nefes alabilecekleri alanlar bırakmalıyız. Birlikte kitap okuyabilir, bisiklete binebilir, doğa yürüyüşüne çıkabilir, piknik yapabilir ya da sadece uzun uzun sohbet edebiliriz. Çünkü çocuklarımıza vereceğimiz en kıymetli hediye zamanımızdır.
Bazen anne babalar olarak en iyi imkânları sunmaya çalışırken en değerli ihtiyacı gözden kaçırıyoruz. Çocuklarımızın bizlerle geçireceği kaliteli zaman, onların hafızasında yıllarca yaşayacak en güzel hatıralara dönüşecektir. Yıllar sonra hangi telefonu kullandıklarını hatırlamayacaklar belki; ama birlikte oynadıkları oyunu, çıktıkları yürüyüşü, ettikleri sohbeti ve hissettikleri sevgiyi unutmayacaklar.
Hayat sadece sınavlardan, notlardan ve başarı listelerinden ibaret değildir. Elbette çocuklarımızın iyi bir eğitim almasını istiyoruz.
Ancak iyi bir çocukluk yaşamadan büyüyen bir çocuğun, hayata güçlü tutunması da kolay değildir. Başarı kadar mutluluk, rekabet kadar merhamet, bilgi kadar sevgi de çocuklarımızın geleceğini şekillendirir.
Gelin bu yaz küçük bir değişiklik yapalım. Telefonlarımızı biraz daha kenara bırakalım. Çocuklarımızı parka götürelim, birlikte dondurma yiyelim, bir ağacın gölgesinde kitap okuyalım, eski mahalle oyunlarını öğretelim. Onlarla geçirdiğimiz her an, geleceğe bırakılmış en değerli yatırımdır.
Çünkü çocukluk beklemez.
Bugün ertelenen bir oyun, yarın geri gelmez. Bugün kurulmayan bir bağ, yıllar sonra kolay kolay kurulamaz. Çocuklarımız büyümeden, onların ellerinden tutalım; birlikte gülelim, birlikte öğrenelim ve birlikte hatırlanacak anılar biriktirelim.
Unutmayalım; çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras ne evlerimiz ne de sahip olduklarımızdır. Onlara bırakacağımız en kıymetli miras, sevgiyle yaşanmış, güvenle büyütülmüş ve doyasıya hissedilmiş mutlu bir çocukluktur.