KARASU KARARDI
Akse Mahallesi, Karasu Caddesi...
Çayırova'ya ait olsa da Mutlukent yani Yenikent Mahallesi'nin içinde bir cadde.
Mustafa Üstündağ Ortaokulu ve Emlak Konutları'yla iç içe bir konumda.
Buralar bir zamanlar insanların özellikle huzuru için tercih ettiği, şehrin gürültüsünden kaçtığı sessiz bir yerdi.
Eski Mutlukent tarafını bilenler o sakinliği hatırlar. İnsanlar burada kalabalıktan kaçıp yaşam kurmaya çalışıyordu.
Son 15 yılda çok daireli, onlarca çok büyük siteler yapıldı.
Hâlâ da devam ediyor bu kentleşme!
Maalesef...
Bu haftaki konumuz, bölgedeki kentleşmenin getirdiği keşmekeş...
Bugün, Karasu Caddesi boyunca, Cadde Alyans sitesinin alt ve üst caddelerinden sıralanan kafe ve restoranlarla birlikte bölge bambaşka bir hale dönüşmüş durumda .
Bu dönüşüm sadece hareketlilik getirmedi; beraberinde trafik kaosu, gürültü, güvenlik endişesi ve mahalle kültürünün çöküşünü de getirdi.
Akşam saatlerinde caddeye çıkan herkes aynı manzarayı görüyor:
Korna sesleri…
Kaldırımları işgal eden araçlar…
Mahalle aralarına taşan park sorunu…
Gece yarısına kadar süren bağırtılar…
Yaz akşamları eksik olmayan kavga sesleri…
Drift yapan araçlar…
Motosiklet terörü…
Yaz akşamlarında, hemen hemen her akşam polisin müdahale ettiği bir kompleks...
Sakinler, kendi mahallesinde yürürken bile huzursuz hissediyor artık.
Ortaya çıkan atmosfer, insanların zihninde başka soruları da büyütüyor.
Çünkü kontrolsüz yoğunluğun olduğu yerde zamanla denetimsizlik başlar.
Denetimsizliğin olduğu yerde ise bölge dokusu bozulur.
Bu bölgede artık insanların gece geç saatlerde rahatsız olduğu, ailelerin çocuklarıyla rahat yürüyemediği, sürekli tedirginlik hissettiği bir ortam oluştu.
Bu yüzden artık buraya cadde değil, adeta bir “red street” muamelesi yapmaya başladı.
Yakın bölgelerden gelen yoğun kalabalık, mahallenin çehresini deforme ediyor.
Ortaya çıkan görüntü; bir aile yaşam alanından çok, kontrolünü kaybetmiş ticari bir koridora benziyor.
Bu gerçekten kentleşme mi?
Kentleşme; bir mahallenin huzurunu tüketmek değildir.
Modernleşme mi?
Modernleşme; insanların kendi evinde yabancı gibi hissetmesine neden olmak değildir.
Şehircilik; her boş alanı ticari kazanç uğruna doldurmak hiç değildir.
Bugün yaşanan tabloya bakınca birçok insan aynı şeyi düşünüyor:
Bu planlama, insanların yaşam kalitesi düşünülerek değil, rant düşünülerek yapıldı.
Gerçek şehir planlamasında önce altyapı hazırlanır.
Trafik hesaplanır.
Otopark çözülür.
Gürültü etkisi değerlendirilir.
Güvenlik planlanır.
Bölge halkının yaşam hakkı korunur.
Ama burada görünen şu:
Önce ticari alanlar oluşturuldu, sonra mahalle kendi kaderine bırakıldı.
Bir bölgenin altına onlarca işletme açıp, binlerce insanı dar bir caddeye çekerseniz; orası sosyal yaşam alanı değil, kontrolsüz yoğunluk merkezi olur.
İnsanlar artık akşam saatlerinde evine girerken bile strese giriyorsa, orada bir şeyler yanlış gidiyor demektir.
Üstelik bu durum sadece bugünü değil, geleceği de etkiliyor.
Huzurunu kaybeden mahallelerde zamanla sosyal çürüme başlar.
Gürültü sıradanlaşır.
Kavga sıradanlaşır.
Saygısızlık sıradanlaşır.
Ve en tehlikelisi; insanlar buna alışmaya zorlanır.
Mecbur bırakılır.
Peki çözüm ne?
Öncelikle yetkililerin, 'yoğunluk varsa canlılık vardır' anlayışından vazgeçmesi gerekiyor.
Her kalabalık gelişmişlik değildir.
Bazen aşırı kalabalık, plansızlığın ve kontrolsüz rantın sonucudur.
Bölge için acilen:
Gece denetimleri artırılmalı,
Drift ve motosiklet terörüne ağır yaptırımlar uygulanmalı,
Kaldırım işgalleri engellenmeli,
Otopark sorunu ciddi şekilde çözülmeli,
İşletme ruhsatları ve kapasite denetimleri yeniden değerlendirilmeli,
Mahalle sakinlerinin şikâyetleri dikkate alınmalı,
Konut alanlarıyla eğlence ve ticari alan dengesi yeniden kurulmalı.
Çünkü şehir dediğimiz şey yalnızca beton değildir.
Bir şehrin gerçek değeri, ışıklı tabelalarının sayısıyla değil, insanların ne kadar huzurlu yaşadığıyla ölçülür.
Bir mahalleyi öldürmenin en sessiz yolu, onu kontrolsüz şekilde ticaret alanına çevirmektir.
Bu saatten sonra geriye dönülmesi zor ama düzenlenmesi, kontrolü, denetimi mümkün.
Yeter ki rantın sesi değil, orada yaşayan insanların sesi duyulsun.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.