Tuncer Altunbulak

Tuncer Altunbulak

HAYATIN İÇİNDEN

HAYATIN İÇİNDEN

Koca otobüste bir tek boş koltuk vardı oda orta yaşlı palabıyıklı kel kafalı adamın yanıydı genç kadın oraya oturmak istiyor ama bir türlü oturamıyordu. Rus mujiğine benzeyen adamın yanına erkekler bile oturmamıştılar korkak ürkek bir kadındı bilinçli bilgili eke biri olsaydı çoktan otururdu… bir süre sonra otobüsü durdurdu. Şoför adamın yanına geldi birlikte yere indiler adam bir daha gelip otobüse binmedi şoför o adama ne söylediyse bunu bilmiyorum ama tahmin ediyorum. Kadında rahatça o koltuğa oturdu. Beni bu olayda en çok yaralayan otobüsün içindeki insanların hiç bir şey olmamış gibi davranmaları oldu insanlarımız bu kadar duyarsız işte sanki o otobüste benden o kadından ve birde şoförden başka kimse yoktu. Çok eski bir söz vardır bırakın o ölüleri ölülerini gömsünler diye Türkiye bir akıl hastanesine dönmüş çıldırmış insanlar.

 

Norveçli ressam Edwart Munch Çığlık isimli tablosu Türk toplumsal yaşamını kayda geçirmiş sanki Türkiye halkı hiçbir dönem yaşadığımız bu dönem kadar kötü yaşamamıştır. Bu kötülüğün en önemli sebeplerinden birisi ve en önemlisi idare sistemi ve siyasal iktidarıdır. Halkı yönetmek için yaratıldıklarına inanan bu insanlar halkı aç susuz bırakıp perişan ettiler. Bu beceriksiz politikacıların yönetmeye çalıştıkları bu ülkede her gün dört beş kadının önce ırzına geçilip sonra öldürülüyor her gün onlarca insan çeşitli cinayetlerle öldürülüyor. İşsizlik halkı köleleştiriyor. Bu adaletsizliklerden dolayı vesveseli, kuruntulu bir toplum olduk…

İnsanların çoğu farkında olmadan paronaya eğilimleri gösteriyorlar. Toplumun yarıdan fazlası ürkek, korkak, endişeli insanlar farklı biçimlerde birbirlerini rahatsız ediyor etmiyormuş gibi davranıyorlar.

 

İnsanlarımızın sömürüldüğünü açlığa mahkum edildiğini bilmiyorlar bundan şikayet ediyorlar ama bu kötülükten kurtulmak için mücadele vermiyorlar. Bugün Türkiye’nin yaşadığı bu durumu 1930 yıllarında Amerika toplumu yaşamış ve dibe vurmuş Amerikan toplumu o gün bu gün Türkiye toplumu gibi çok önemli saydıkları değerlerini yitirmiş böylesi durumlarda toplum duyarlılığını bilincini yitiriyor insanlar birbirlerine olan güvenlerini yitiriyorlar. Toplum kesimleri arasında büyük çatışmalar yaşanıyor. Politika önemini yitiriyor. Çok ciddi politikacılar bile anlaşılamıyor insanlar çıkamayacakları bir bataklık içine düşüyorlar.

 

 

Bu yazıyı önce akşam haberlerini izledim İstanbul’un bir semtinde çöplerden ekmek ve meyve ayıran kadınları gösteriyordular haberciler vicdanları taşlaşmış cüzdanları dolu politikacıların görmesi gereken insan manzaralarıydı bu haber beni çok etkiledi annemle yaşadığımız o kara günlere götürdü… hemen şu dört cümlelik türküyü karaladım…/ Damımıza kar yağdı damımıza / O yara gitti gurbete çocuklarım aç kaldı (annemin ağzından) bu kadınları o çöplerin içinde görünce içimden isyan çığlıkları atmak geldi bu ülkenin altını üstüne getirmek istedim belki altı üstünden daha iyi olur diye Türkiye’de yaşam çok zorlaştı. Yaşamı bu hale getirenler hepimizin bildiği gibi yöneticilerdir birde bu insanlara ses çıkarmayan duyarsız yurttaşlarımızdır.

Bu yazı toplam 877 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Tuncer Altunbulak Arşivi