1. YAZARLAR

  2. Tuncer Altunbulak

  3. AKIL TUTULMASI
Tuncer Altunbulak

Tuncer Altunbulak

Yazarın Tüm Yazıları >

AKIL TUTULMASI

A+A-

Konya’da hastaneye götürülen bir vatandaşın birkaç saat önce ölmüş olduğu söylenince ortalık karışır, ailesi tarafından cin çıkarmaya götürüldüğü anlaşılır. Cin çıkaran kimse, neyse ve nasıl yaptıysa adamın boyun ve göğüs kemiklerini kırmış. Adam orada ölmüş zaten, bu olay bir gazete haberidir. Bu haberi okuyunca, akıl tutulması denilen şey bu olsa gerek dedim. Bu tür aklı önemsizleştiren ve insanı herhangi bir canlı gibi düşünen insanların, böyle akıl dışı davranışlarını duymak insanı insan olduğuna şüpheye düşürüyor. Cahilliği görüyor musunuz? Resmen dikelmiş önümüzde duruyor, daha önceleri de genç bir hanımın içine girmişti bu cin. Onun hikayesi çok daha trajik çok daha rezilceydi. Hacı Bektaş Veli “İlimle gidilmeyen yol karanlıktır” demiş. Demiş de kim okuyor kim biliyor ki ülkemizde böyle akıllara zarar veren yüzlerce iş yapılıyor. Aslında cin dediğimiz şey yaşadığımız hayatın içimize soktuğu sıkıntı stres ve bunalımdır. Bu tür zor sıkıntıları aşamayınca ağlıyor, sızlıyor, isyan ediyoruz. Kimi aklı evvel yakınlarımız da ortaya çıkıp içimize cin girdiğini söylüyor. Cahillik böyle bir şeydir, e tabi doğal olarak da cin çıkarıcılara götürüyorlar, onlar bu işi bedava yapmıyorlar ki hem servetinizi alıyor hem de canınızı sevgili okurlar. Daha iyi anlaşılsın diye anlatıyorum en zor hastalık akıl tutulmasıdır. Yıllar önce evin kömürünü taşımıştım içeri kömür bitince duş aldım, aynanın karşısında dururken birde ne göreyim omzumun biri diğerinden düşük. Hemen panikledim, doktora gittim. Gebze’nin önemli hekimlerinden bir dönem milletvekilliği de yapmış olan Doktor Mehmet Kaplan’a gittim adam şaşırdı kaldı. Uzun bir hikayedir bu, beni böyle bir şeyin olmadığına ikna edene kadar gerçekten büyük zahmetler çekmişti. İşte size akıl tutulması… Kör bir hastalıktır bu, kalp krizi geçiriyorum diye yüzlerce kez doktora gitmişliğim vardır. Cahilliğin böylesi görülmemiş şeydir ama zaman zaman çoğumuz yaşarız. Benim iyi tarafım cincilere değil doktorlara gitmem, şimdi çok ağır bir bunalıma giren 20. yy’de herkesin tanıdığı bir doktordan söz edeceğim. Bu doktor ünlü psikanalist Jung’dur. Daha iyi tanıyın diye ünlü Doktor Freud’un arkadaşıdır. Kontrolü sağlayabilmek için hafızasına başvurur kendi kendine şunları söyler: “Sen bir hekimsin, sen bir hekimsin, hekimlik diploman var, hastaların var onlara faydalı olmak zorunluluğun var, bir eşin 5 çocuğun var.” gibi çok önemli laflar söyler. Sevgili okurlar bütün bu hastalıklarımızın üstünü örten, insanlıklarımızın değerini düşüren toplumsal tabularımız var. Bu tabuları aşamayınca doğal olarak bunalımlara giriyor, cinnet geçiriyor, kimimiz de içimize cin girdiğini düşünüyoruz. Böyle hallerde cinciye değil de bir doktora gitmek en akıllıca iştir. Bu vatandaşımızı bir cinciye değil de bir doktora götürmüş olsalardı adam şimdi yaşıyor olacaktı. Adamı resmen öldürmüşler, zaman zaman hepimiz hayal görürüz gördüğümüz hayaller yaşadığımız sıkıntılar bizi bu tür hastalıklara sokar. Aynı hayalleri bilim insanları da görür, herkes bilir ki bilim insanı yapacağı işin önce hayalini kurar sonra hayalini kurduğu şeyi hayata geçirir. Yerçekimi yasası, suyun kaldırma kuvveti, matbaanın icadı vs. gibi dünyaca ünlü satranç oyuncuları rakiplerini nasıl yeneceklerini rüyalarında kurgularlar. Matematik, fizik ve felsefe gibi zekâ isteyen bu tür oyunlarda akıl coşar ve çağlar sevgili okurlar. Herkesin bildiği gibi Türk kültüründe ailede söz sahibi erkek bilinir ama gerçekte bu böyle değildir. Ailede asıl söz sahibi kadındır, erkekler ya işte olurlar ya gurbette ya da sokakta olurlar. Yani çocuklar her türlü davranışlarını, dillerini ve her şeylerini analarından öğrenirler. Bu anlamda çocuklarımızın sağlıklı biri olması için anaların sosyal kültürel olarak çok donanımlı olması gerekir. Cincilerin, şunların bunların ve kötü ruhlu insanların hayatımızı mahvetmemeleri için annelerimizin çok donanımlı eğitimli ve kültürlü olması gerekiyor. Devlet en önemli yatırımını eğitime yapmalı, bütçede ayrılan en büyük pay, şuraya buraya değil geleceğimizin aydınlık olmasını sağlayan, eğitime yapmalı. Ne yazık ki Türkiye’de en az bütçe eğitime ayrılıyor. Benden bu kadar benim aklım bu kadar çalışıyor gerisi bu halkın sorunu. İnsanlar, cincilerin ve şunun bunun kapısında ölmek istemiyorsalar bu yanlış gidişe müdahale etmeleri gerekir.

 

Bu yazı toplam 2370 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.