Tuncer Altunbulak

Tuncer Altunbulak

ISLAH EVLERİ

ISLAH EVLERİ

Islah evine girdiğimde daha 15 yaşındaydım Şuan 50 yi geçmiş durumdayım iyi de ıslah oldun mu bari dedim gülerek nerdeee keşke olabilseydim yaşadıklarımı anlatsam ıslah olmamamı sizde kabul edersiniz yoksul bir ailenin 6.çocuğuyum ben babam inşaat işçisiydi hiçbirimizi okuyamadı ayın 10 gününü çalışır 20 günü boş kalırdı mahallede kimilerinin pezevenklik yaptığını söylediği bir adamın ağzını burnunu dağıttım buna benzer bir sürü şey yaptım günün 12 saatini sokaklarda geçiriyordum kimi geceler eve de gelmiyordum hayırsız evlat dedikleri tiplerdendim X in hayat öyküsü birkaç sayfadan ibaret değil ıslah evi suç işleyen çocukları eğitim yoluyla topluma geri kazandırmak için kurulan bir kurum sevgili okurlar yoksulluğun ekonomik eşitsizliğin cahilliğin olduğu bizim ülkemiz gibi ülkelerde ıslah evleri cezaevleri tımarhaneler ve hastaneler çokça olur ve her yıl bu kurumlara milyonlarca insan girer birçoğu da oradan çıkamaz doğru olan bu tür yapıları yapmak değil doğru olan bu tür kurumlara giden yolları kurutmaktır ve bu kurumları ihtiyaç olmaktan çıkarmaktır bir ülkede suç olan şeyleri ortadan kaldırmanın yolu en başta üretim eğitim ve sonra da eşitliktir yani en başta ıslah evlerinin yerine üretim alanları açmak eğitimi toplumun geneline yaymak özgürlükçü bir eğitimi ortaya koymaktır işte o zaman ne ıslah evlerine ne hastanelere ne cezaevlerine ihtiyacımız olmayacaktır hayatı genel çoğunluğumuz okullarda değil cezaevinde hastanelerde ve yetimhanelerde öğreniyoruz gel de söyleme cem karacanın çok sevdiğim bu şarkısı bizim toplumu o kadar güzel ifade ediyor ki arsız diye diye arsız ettiler nursuz diye diye nursuz ettiler aç koydular beni hırsız ettiler adam daha ne desin sevgili dostlar Işıl Işıl parlayan bir lokantada yemek yerken size dışardan bakan aç insanların gözleriyle hiç karşılaştınız mı fabrikada çalıştığım dönem bir nedenden dolayı fabrikanın verdiği bir yemekte ben karşılaşmıştım ve utanmıştım o adamın gözleri hâla ruhumda ve vicdanımda durmaktadır ünlü Rus yazarı soljenitsin tutuklu bulunduğu dönem verilen yemeklerle karınlarının duymadığını söylüyor ve işin en kötüsü kaplardaki yemek artıklarını yalamaktı diyor ben çok yaladım onu da söylüyor yalamak için gerçekten insanın sinirlerinin demirden olması gerekir ama açlık insana her şeyi yaptırdığı gibi kapları yalamayı da yaptırıyor bütün bu yoksunluklara adaletsizliklere rağmen yine de yaşıyor insan en kötüsü de ikiyüzlülük yapanlar çanak yalayanlar ve arkadaşlarını satan insanı insanlıktan çıkaran kötü insanlardır açlığın eğitimsizliğin olduğu her yerde ıslah evine çocuklar olur bazen bela geliyorum demez birkaç gün önceydi cahil görgüsüz sevgisiz kaba bir adam bir arkadaşımla sohbet ettiğimiz yere geldi tam önüme geçti ellerini havaya kaldırarak gözlerini gözlerime dikerek oğlum sen hangi tımarhaneden kaçtın bakayım dedi adama sizce hangi tımarhaneden kaçmış olabilirim dedim sertçe ne bileyim onu sen bilirsin dedi ona ne kadar acınacak bir haldesin dedim gerçekten de öyleydi gözlerini belerterek bu suratla sokaklarda dolaşmaya utanmıyor musun milleti ürkütürsün dedi adama yapılacak bir şey yok benim suratım böyle başka bir suratım da yok bak hemşehrim senin gözlerinde sorun var bugüne kadar konuştuğum birlikte olduğum bütün insanlar benim suratımı güzel bulmuşlardır gülerek güzellik buysa çirkinlik kim bilir nasıldır dedi adam resmen beni tahrik ediyordu ara ara kızmayacak mısın da diyordu ona bana seni görenler ürker diyorsun ya sen neden ürkmedin dedim hiç sesini çıkarmadı sanırım benim tımarhaneden isimli yazılarımı okumuş ya da okuyan birileri onu doldurmuş ve üzerime salmıştı adam o kadar cahil o kadar yobaz biriydi ki ona sana bir iyilik yapayım senin psikolojik tedaviye ihtiyacın var benim bu konuda tanıdığım insanlar var seni onlara götüreyim dedim adam çok kızgın bir şekilde beni de kendin gibi deli mi sanıyorsun birkaç daha küfür etti ve çekti gitti ünlü Fransız şair Baudelaire kötülük çiçekleri isimli bir kitabı vardır o kitapla şair beni benim gibi insanları biraz önce sözünü ettiğim adamları fahişleri dilencileri kumarbazları toplumun dışına attığı insanları anlatmıştır gerçekten herkesin okumamış gereken bir kitaptır yoksulluğu açlığı işsizliği ıslak edemezsiniz ıslah etmeye çalıştıkça çok daha azdırırsınız bu tür hallerde en şifa verici şey özgürlükçü özgün eşitlikçi bir eğitim sistemi ve bir ekonomik yapıdır milli geliri halk arasında eşit paylaştırmazsanız kardeşliği ve barışı topluma kazandırmazsanız daha çok ıslah evleri cezaevleri ve hastaneler yaparsınız

Bu yazı toplam 16012 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Tuncer Altunbulak Arşivi