Tuncer Altunbulak

Tuncer Altunbulak

SOFİSTLER

SOFİSTLER

Ortaya çıkışları Hz. İsa’dan daha da öncelere dayanır. Dünyanın her yerinde olduklarına dair söylenceler vardır; ancak bu tip insanların genelde Asya’dan çıktıkları rivayet edilir. Batıda, Roma’da ve Yunanistan coğrafyasında bulunup ün yaptıkları söylenir. Bu insanlara zamanın filozofları, gezginleri ya da ünlüleri diyebiliriz.

Başka bir söylenceye göre bu dönem, edebiyat bakımından en zengin dönemlerden biridir. Sokrat’ın “Sorgulanmayan hayat yaşamaya değmez.” sözü burada önem kazanır. Edebiyat dediğimiz şey de hayatı sorgulayan en önemli sanatlardan biridir; yani sözlü hayatın yazılı hâle getirilmesi de diyebiliriz.

Edebiyatı yalnızca hoşça vakit geçirmek gibi görenlerin bu yazıyı okumalarını gerçekten çok isterim. Edebiyatı bir tür dışavurumculuk olarak görenler de yok değildir. Ancak edebiyat, sadece romantik sözlerle, aşkla ve şiirle insanı etkileme sanatı değildir. Elbette bunların hepsi edebiyatın içindedir; fakat edebiyat, görünmeyeni görmek ve karanlıkta kapalı olanı aydınlığa çıkarmak sanatıdır.

Demek ki İsa’dan önceki edebiyatın güçlü olmasının önemli nedenlerinden biri de, görünmeyeni gören ve karanlıktan aydınlığa çıkaran edebiyatçıların varlığıdır. Edebiyat; mağdurları, susturulmuşları ve ezilenleri anlatır.

Bu anlamda 18. yüzyılın sonu ile 19. yüzyılın başları, dünya edebiyatının en zengin olduğu zamanlardır. Büyük Rus, Fransız ve İngiliz klasikleri bu dönemde yazılmıştır. Bilginin, güzelliklerin ve iyiliklerin insanlıkla paylaşıldığı bir dönemdir. Aynı zamanda İngiltere’de sanayi devrimi, Fransa’da ise sanayi ve tarım devrimleri bu dönemde gerçekleşmiştir. Halkların gerçek anlamda iktidara gelme süreci de bu yıllara denk gelir. Aydınlanma, reform ve Rönesans gibi yeniliklerin etkisi de bu dönemde görülür.

Günümüzde, yani 21. yüzyılda ise başta edebiyat ve sanat olmak üzere birçok alanda gerileme yaşandığını söyleyebiliriz. Dünya genelinde yaşanan savaşlar, adaletsizlikler ve insan hakları ihlalleri; doğanın kirletilmesi ve toplumların zarar görmesi, sanatın ve edebiyatın gelişimini olumsuz etkilemektedir. Çünkü özgürlüğün ve demokrasinin olmadığı bir yerde sanat ve edebiyat da yeşeremez.

Şimdi tekrar sofistlere dönelim. İsa peygamber öncesi dönemin edebiyatçıları, entelektüelleri ve sanatçıları büyük ölçüde sofistlerdir. Yazılı eserler sınırlı olsa da bu dönemde yaşananlar sözlü olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Bu sayede sofistlerin varlık nedenlerini, yaptıkları işleri ve ürettikleri fikirleri az çok biliyoruz.

Onlar hakkında tarihte çok şey söylenmiştir; hatta “dilenci” diyerek aşağılayanlar bile olmuştur. Yiyeceklerini ve giyeceklerini halktan temin ettikleri bilinir. Bu insanları daha iyi tanımak için Sokrat’ı ve ünlü filozof Diyojen’i hatırlayabiliriz. Sokrat ve Diyojen de zamanının sofistleri olarak görülebilir. Dönemin iktidarlarına karşı çıkmış, haksızlıklara karşı durmuş ve halkın yanında yer almışlardır.

Diyojen’in, Büyük İskender’e söylediği “Gölge etme, başka ihsan istemem.” sözü bunu açıkça gösterir. O dönemin sofistleri, bugünün aydınlarına kıyasla birçok konuda daha ileri bir duruş sergilemiştir. Nerede bir haksızlık varsa karşısında durmuş ve buna engel olmaya çalışmışlardır.

Sevgili okurlar, sofistleri daha iyi anlamak istiyorsanız Fransız yazar ve filozof J.J. Rousseau’yu düşünebilirsiniz. Hatta daha da ileri giderek Rus yazar Tolstoy’u da bu çizgide değerlendirebiliriz. Tolstoy’un döneminde gezgin düşünürler onun evine gelir, onunla dünya meselelerini tartışırdı. Tolstoy onların ihtiyaçlarını karşılar, zaman zaman onlarla birlikte Orta Doğu’ya, yani Mezopotamya’ya seyahat ederdi.

Tolstoy’un en büyük arzusu, insanların kardeşçe yaşamasıdır. Ona göre insanların inançları, dilleri ve fikirleri bir arada yaşamaya engel değildir. Günümüzde de geçerli olan düşünce budur: birlikte yaşamak, güzel şeyler üretmek ve insanlığın refahı için çalışmak.

Kim söylemiş bilmiyorum; ancak çok güzel söylemiş: “Yaşlı gözler, kuru gözlerden daha değerlidir. Yüreğin üstüne konmuş bir el, cepteki ya da harama uzanmış bir elden daha saygındır. Tutkuyu dinginlikten, itirafı bilgelikten üstün tutmak gerekir.”

Bu yazı toplam 136 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Tuncer Altunbulak Arşivi

MODA

09 Nisan 2026 Perşembe 07:03