Fatoş Özut Kırtay

Fatoş Özut Kırtay

GEBZE KİME AİT?

GEBZE KİME AİT?

Kocaeli'nin yükü neden hep burada?

Bu soruyu sormak bile bazılarını rahatsız edebilir. Çünkü bu tür sorular genelde sevilmez.

Sorular düzeni bozar, konforu sarsar.

Cevaplar çoktan belliymiş gibi davranılır.

Gebze kime ait sorusunu sorarken, aslında daha büyük bir fotoğrafı da görmek gerekiyor.

Gebze, sadece kendi sorunlarını taşımıyor. Kocaeli’nin üretim, sanayi ve çevresel yükünün önemli bir kısmını sırtlıyor.

Bu yük tesadüfen burada toplanmadı.

Bu bir planın, daha doğrusu plansızlığın sonucu.

Kocaeli denildiğinde rakamlar konuşuluyor; üretim, ihracat, sanayi gücü...

Ama bu rakamların bedelini en ağır şekilde ödeyen kent, Gebze...

İlçe diyemiyoruz çünkü 415 bine yaklaşan nüfusuyla ilçe olmaktan çok bir kent artık.

Fabrikalar burada, trafik burada, kirlilik burada, çoğunluk hasta profili burada.

Türkiye’nin en çok üreten kentlerinden biri. Fabrikalar, organize sanayi bölgeleri, bacalar, kamyonlar…

Gece gündüz çalışan bir şehir burası.

Bu kadar üretimin karşılığında kim kazanıyor?

Gebze’de yaşayanlar mı?

Buradan geçenler mi?

Maalesef bu kentte emek var ama refah yok.

Çalışan çok ama nefes alan az.

Beton yükseliyor, insan geri çekiliyor.

Yeni binalar yapılıyor ama yaşam alanları daralıyor.

Parklar, yeşil alanlar, çocukların oynayacağı yerler; hep sonraya bırakılıyor.

Gebze büyüdü deniliyor.

Büyüyen şehir mi, yoksa rant mı?

Kent dediğiniz şey sadece yollar, binalar, fabrikalar değildir.

Kent; insanıyla vardır, nefesiyle vardır, sesiyle vardır.

Ama Gebze’de uzun süredir insan ikinci planda.

Önce sanayi, sonra trafik, sonra beton…

En sona da yaşam sıkıştırılıyor.

Sabah işe giden insan, akşam eve dönerken saatlerini yolda harcıyor.

Trafik artık bir sorun değil, bir kader gibi kabul ediliyor.

“Normal” deniliyor.

Normal olan nedir?

Bir şehrin, insanının zamanını bu kadar hoyratça alması mı?

Gebze’de yaşayanlar bu kentin sahibi mi, yoksa sadece misafiri mi?

Kararlar alınırken kim düşünülüyor?

Bu şehirde yaşayan çocuklar mı, yoksa yatırım tabloları mı?

“İstihdam var” deniliyor.

Doğru...

Peki aynı yoğunlukta sağlık yatırımı var mı?

Aynı hızda sosyal destek var mı?

Aynı ciddiyette denetim var mı?

Ama sağlıklı yaşam var mı?

Temiz hava var mı?

Güvenli sokaklar, yeterli sosyal alanlar var mı?

Bir kenti sadece ürettiğiyle ölçerseniz, insanı gözden kaçırırsınız.

O zaman da ortaya yaşanması zor ama terk edilmesi imkânsız bir şehir çıkar.

Gebze bugün tam olarak bu noktada duruyor.

Bu yazı birilerini suçlamak için değil...

Birlik ve beraberlikle, çok daha refah bir yaşama ulaşmaktır amacımız.

Hakkaniyetle, liyakatle...

Sahibi ise burada yaşayan insanlardır.

Gebze, sadece belediyeye ait değildir.

Belediyeler halka hizmet için vardır.

Gebze, sadece sanayiye ait değildir!

İstihdam için vardır.

Gebze, sadece projelere ait değildir!

Halka daha refah bir yerleşke oluşturmak için vardır.

Gebze, sadece rakamlar hiç değildir!

Sabahın köründe servise binen işçiye aittir.

Trafikte saatler harcayan emekçiye aittir.

Çocuğunu parka götürmek isteyen anneye, temiz hava isteyen yaşlıya aittir.

Ve bu soruyu sormaya devam etmezsek, bir gün cevap bizim adımıza verilmiş olacak.

Gebze kime ait?

Bu şehirde yaşayan herkesin hakkıdır.

Unutmayalım sayın yetkililer:

“Biri yer, biri bakar; kıyamet bundan kopar.”

U-mutlu kalın...

Bu yazı toplam 258 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Fatoş Özut Kırtay Arşivi

ÇARK

10 Aralık 2025 Çarşamba 07:03