BARBAROS TANTAN

BARBAROS TANTAN

Yazarın Tüm Yazıları >

Topal ördek

A+A-

Bugün, benim doğum günüm. Yaşam çizgime göre, yarım asrı geride bırakmamın üzerinden bir on yıl daha geçmiş. 
Dörtte üçü ‘düzene muhalif’ olmakla geçen şu kısacık ömrümde, ilk kez gördüğüm şeylerin bu sürece denk düştüğünü söylemeden geçemeyeceğim.
Doğup büyüdüğü, serpilip geliştiği ve olgunluk döneminde siyasi erki ele geçirdiği sistemi bu kadar iğdiş eden bir siyasal anlayışla ilk kez karşılaşıyor olmak dolayısıyla, geleceğe ilişkin kurgularımızı binlerce kez yeniden gözden geçirmek zorunda kaldık, kalıyoruz.
Evet, cumhuriyet rejimi adı korunmak kaydıyla içeriği ve temel ilkeleri değiştirilerek yeni bir hüviyete büründürülüyor. Rejimin temel unsurlarından biri olan parlamenter sistem yerine ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ adı altında yasama-yürütme-yargı üçlüsünün bütün gücünü tek elde toplayan anlayış topluma dayatılalı bir yıl oldu.  Neden ‘Dayatıldı’ dediğime gelince…
Bu söze karşı çıkanlar, ‘’referandum yapıldı, daha ne olsun. Halk kararını verdi’’ diyebilir. Biçimsel olarak da doğru bir düşüncedir. Ama, yeni anayasa gereği yapılan referandumda ‘hayır’ demenin neredeyse yasaklandığı, medyası ve iktidar olanaklarıyla neredeyse tek sözcüğün propaganda edildiği bir süreç sonunda sandıktan çıkan bir sonuçla harekete geçildiği unutulmamalıdır. Kaldı ki, o günün siyasi ve sosyolojik atmosferinde farklı bir sonuç çıkması beklenemezdi. Böylesi bir sosyolojik ve siyasal baskıya rağmen, çıkan sonuç burun farkıyla AKP iktidarına yol açıyordu. Artık, ne yeni anayasa toplumsal uzlaşı mutabakatı oluyor ne de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi gerçek siyasal ve toplumsal verilerin içselleştirildiği ‘yeni sistem’ olarak parlamenter demokrasi yerine ikame edilebiliyordu
Böylesi bir karmaşa ortamında halkın tepkisi her geçen gün biraz daha arttı ve bunun sonucu olarak iktidar son yerel seçimlerde Büyükşehir Belediyeleri ölçekli ciddi kan kaybına uğradı. 
‘Mutlak iktidar’ sahipleri olduğunu topluma kabul ettirmek için her yolu deneyen anlayışın kurduğu yeni mekanizma, halkın tercihiyle göreve getirilen büyükşehir belediye başkanlıklarını çalıştırmayacaklarını ‘topal ördek’ benzetmesiyle anlatmak istedi. Yani, özellikle İstanbul ve Ankara’da büyükşehir belediye başkanı seçilen isimlerin meclislerdeki AKP-MHP ittifakı çoğunluğu dolayısıyla çalıştırılmayacağı en üst düzeyde dillendiriliyordu.
Bu, ülke siyasi tarihi için ciddi bir kırılma noktasıydı. Sonuçlarını, yakın gelecekte göreceğimiz bu yaklaşım mevcut sistemin yanı sıra ülkenin geleceğini de tıkamaya yol açacak.
Topal ördek benzetmesi, siyaset tarihimizde eleştiri tarzının da tekelleşmeye teslimi olarak anılacaktır. Çünkü, ‘’Topal ördek diye bir şey yok. Halkın seçtiği başkan var. Herkes saygı duymalı’’ deseniz, bunu yayınlayacak kurum, propagandasını yapmaya kalkarsanız da sizi bekleyen sıkıntıların tahmin edilir bir boyutu yok.
AKP, bu ve eşdeğer diğer benzetmeleri yapmak yerine İstanbul, Ankara, Antalya, Mersin ve Adana’yı neden CHP’ye kaptırdığının hesabını yapmalıdır. Bu hesabı yaparken, yerelde ve genelde uzun yıllardır iktidarı elinde tutarken halk yararına işler yapmamış olmak gibi bir gerekçeyi de düşünmelidir.
Popülizm, reklam, ekonomik ve siyasi baskı, mahalle baskısı ve ulusal çıkarlar etrafında konsolidasyonu sağlamak için gerektiğinde savaş sözcükleri kullanılması artık eskisi gibi rağbet görmüyor.
O yüzden, seçilmişlerin oransal büyüklüklerine bakarak ‘topal ördek’ türü benzetmeler yapmanın gerçek yaşamda bir karşılığı yok. Eğer öyle olsaydı, seçilen herkes ‘topal ördek’ misali işler yapmak zorunda kalır ve her aşamada muhalefetin baskısı dolayısıyla sıkıntı yaşardı.
Böyle bir sürece tanıklık edeniniz var mı ?
12 Eylül 1980’den beri toplumsal muhalefeti yok etme adına uygulanan ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel sıkıştırmalar kendiliğinden bir ‘topal ördek’ sistemi oluşturmuştur zaten. Ekstra bir yaklaşıma, söze ve uygulamaya gerek olmaksızın baskıyla değiştirilmek istenen sistemin nereye taşınmak istendiğinin görülmesi için zaman iyice daralıyor. 
‘Topal ördek’ benzetmesine aslında birebir uygun olduğu görülen bugünkü sistem konusunda daha reel değerlendirmeler yapılmalı, yarın çok geç olmadan da adım atılmalıdır…

Bu yazı toplam 1622 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.