MODERN ÇAĞIN PROMETHEUSU ROUSSEAU
Geçmiş tarihlerde rahipler, kâtipler, kâhinler bilim insanı olarak bilinirmişler. Topluma yol gösterir, herhangi bir konuda sorunları olanların sorunlarını çözmeye çalışırmışlar. Ahlakın, toplumsal konumların normlarını onlar ortaya koyarmışlar. Ta ki 17. yy’a, hatta 18. yy’a kadar bu mantık dışı mantık yürütülmüş. On sekizinci yüzyılda kilisenin gücünün azalmasıyla birlikte toplumun değişip dönüşmesinde söz sahibi olan insanlar da değişmişler. Rahiplerin, kâtiplerin sözleri artık dinlenmez olmuş. Bu boşluğu dolduran yeni insanlara entelektüeller denilmiş. Topluma bu insanlar yol göstermeye başlamışlar.
İşte bu insanlardan biri de Rousseau’dur. 1712 ile başlar, devam eder bu dönem. Rousseau’ya “çağın Prometheus’u” demem bu yüzdendir. Çağın devrimcisi de diyebiliriz. Çünkü Rousseau, Prometheus’un bütün özelliklerini taşır. 18. yy’a damgasını vuran adamdır. Asıl efsaneleşmesi ölümünden sonradır. Ölüm tarihi 1789 Fransız Devrimi’nden 10 yıl sonradır. Bu devrimin gerçekleşmesinde en büyük pay da onundur. Bu yüzden dönemin kralları, imparatorları Rousseau’yu hiç sevmemişlerdir. Topluma onu bozguncu bir şeytan olarak belletmeye çalışmışlar. Nefret edenlerin başında da Napolyon gelir.
Ünlü Fransız devrimci Robespierre, ruhunun yüceliği ve karakterinin büyüklüğü ile Rousseau’yu insanlığın öğretmeni olarak değerlendirir. Gerçekten de Rousseau hem bir öğretmen hem bir filozof hem de bir düşünce adamıdır. Yaşadığı çağın Avrupa’sının kanunlarını, duygu ve duyarlılıklarını değiştirmiştir. Başta Voltaire olmak üzere dönemin dünyada sözü geçen aydınlarının fikirlerini, mihraplarını yıkmış; hepsini tahtından, tacından etmiştir.
Rousseau, eğitim hakkındaki fikirleriyle o güne kadar uygulanan eğitimi yerle bir etmiş, Emile isimli eseriyle eğitim hakkındaki tüm fikirlerini dünyaya kabul ettirmiştir. Eğitime kattığı değerler bugün dünyanın en önemli üniversitelerinde kabul edilerek okutulmaktadır. Önemli eserlerinden biri de Toplum Sözleşmesi’dir. Bu konudaki en önemli söylevi: “Kendimi, bedenimi, eşyalarımı, irademi ve tüm gücümle Fransız ulusuna katıyorum.” der. “Siyaset her şeyi halleder.” sözü onun sözüdür.
Dönemin önemli aydınlarından biri de Diderot’tur. Diderot, Rousseau’ya kızgınlığını şu sözlerle dile getirir: “Kör şeytan, bencil, yarı deli, nankör, ikiyüzlü…” gibi sözlerle Rousseau’ya olan kıskançlığını dile getirir. Evet, doğru; Rousseau gerçekten şizofren ve paranoyaklık gösteren biridir. Şimdi birkaç cümleyle Rousseau’nun bu deliliğini anlatmanın imkânı yok. Rousseau’yu iyi anlamak için, birkaç kez yazdığım gibi, onun İtiraflarım isimli eserini okumak lazım.
Bu adam, başta Fransız toplumu olmak üzere tüm toplumların mutlu olmaları, rahat yaşamaları, bilinç sahibi olmaları için uğraşmış. İtiraflarım isimli eserinde kısa yaşamı hakkında, yaşadığı her şeyden söz eder. Bu eseri okuduğunuz zaman insan ruhunun en derinliklerine nasıl kazma vurduğunu görebiliriz.
Toplum Sözleşmesi isimli eserini 17. yy’ın sonlarına doğru yazar. Başta Avrupa’daki ve dünyadaki baskı altında yaşayan halkların haklarını korumalarını, birlikte olmalarını kolaylaştıran, yol gösteren bir eserdir. Rousseau, toplumdaki farklılıkların birlikte yaşamlarının ortak kurallarını tek tek, detaylarıyla anlatır.
Onun toplum sözleşmesi fikrini Marx daha farklı bir boyuta yükseltmiş, kapitalist çıkarların oluşumuyla paralel görmüştür. Yani Marksist gelenek içerisinde değerlendirmiştir toplum sözleşmesi konusunu. Daha iyi anlamamız için önemli örneklerden biri, Gandhi’nin Hindistan’da İngiliz sömürgecilerine karşı Hint halkını toparlayarak verdiği mücadeledir.
Rousseau’nun bu projesini kimileri burjuva toplum projesi olarak anlamıştır. Aslında hiç ilgisi yoktur. Bu proje, en alt tabakanın örgütlenmesi, birlikte olması için hazırlanmıştır. Rousseau’nun düşüncesi, insanın doğuştan gelen toplumsal duyarlılığını ortadan kaldıran rekabet belasına karşı bir duruştur.
Bu yüzden de en çok karşı olduğu şey özel mülkiyettir. Özel mülkiyeti, toplumsal suçların kaynağı olarak görmüştür. Özel mülkiyet, toplumların mücadelesinde hep önde gelmiştir. Sanat ve Bilim Üzerine Söylev adlı eserinde bu özel mülkiyet edinme haksızlığının tüm detaylarını anlatmıştır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.