1. YAZARLAR

  2. BARBAROS TANTAN

  3. İşçilik, işsizlik ve fırsatçılık
BARBAROS TANTAN

BARBAROS TANTAN

Yazarın Tüm Yazıları >

İşçilik, işsizlik ve fırsatçılık

A+A-

Pandemi ve yönetsel beceriksizlikler işsizliği dev boyutlara ulaştırdı. İşçilik, 'aslanın ağzındaki lokma' haline geldi. İşsizlik ise kanıksanır hale dönüştü.
   Bunlara, tabii olarak bir de genellikle işverenlerce kullanılan 'fırsatçılık' eklendi.
   İşçilik ve işsizlik meselesindeki son ve aktüel durum, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) rakamlarına da yansıdı.
   İŞKUR verileri, işverenlerin aradıkları işçi talebinin ve iş bulanların sayısının bir yılda yüzde 50 oranında gerilediğini gösteriyor.
   İstatistiklere göre, kurum, Temmuz ayında 53 bin 417’si erkek, 25 bin 681’i kadın olmak üzere 79 bin 98 yurttaşın iş bulmasına aracılık etti. Ocak ayından Temmuz sonuna kadar kurum aracılığıyla 462 bin 508 kişi iş buldu.
İlginç olan,  işverenlerin işçi aramamasıydı.
   Kurum, temmuz ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 50,4’lük gerileme ile işverenlerden 95 bin 046 açık iş başvurusu aldı. Böylece, geçen yılın temmuz ayında 191 bin 556 açık iş başvurusunda bulunan işverenler, bu yılın aynı ayındaki 'işçi aramaz' tavırlarıyla rakamı 95 bin 46’ya geriletti.
Ocak-Temmuz dönemi itibarıyla bir yıllık gerileme ise yüzde 33,1 oldu. 
   Geçen yılda toplam 1 milyon 267 bin 460 olan açık iş başvurusu bu yılın aynı döneminde 848 bin 246’ya düştü. Açık işlerin yüzde 97’si özel sektörden geldi.       Sektörler itibarıyla en fazla işçi arayan sektör 332 bin 109 kişi ile imalat sanayi olurken, ardından “satış danışmanı, güvenlik görevlisi, konfeksiyon işçisi” arayışı geldi.
   İşsiz ise umudu neredeyse tamamen kesti...
   Kuruma kayıtlı işsiz sayısı geçen yılın Temmuz ayına göre yüzde 17.7 azaldı. Geçen yıl 4 milyon 39 bin 541 kişi iş ararken bu yılın aynı ayında iş arayanların sayısı 3 milyon 325 bin 75'e düştü.
   Varın gerisini siz düşünün...
   Tüm bunlar, işverenlerin her koşulda fırsatçılıķ tavrının daha net görülmesine yardımcı olmayı tetikliyor.
   Pandemi sürecinde kısa çalışma ödeneği ve devlet kesesinden dağıtılan çeşitli başlıklar altındaki ödenekleri ucuz ya da bedelsiz kredi gibi kullanmak için sıraya girdiklerine hep birlikte tanıklık etmedik mi ?
   Bu sarmaldan ne iyi niyet, ne üretim, ne de toplumsal kalkınma çıkar. Hele ki 'uçmaktan' hiç söz edilemez.
   Tarihe not düşmekte yarar var...
 

Bu yazı toplam 936 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.