Dilek ALP

Dilek ALP

BİR HAMURUN DÜNYA YOLCULUĞU

BİR HAMURUN DÜNYA YOLCULUĞU

Başkent Üniversitesi’nde düzenlenen Ekmekçilik Sergisi’nde 120 farklı ekmek üzerinden insanlığın ortak kültürü, emeği ve hafızası yeniden anlatıldı; ekmek, kıtaları ve kültürleri birleştiren evrensel bir dile dönüştü.

1b153bda-ac90-4c5d-b134-2748c18bdd0b.jpg

Başkent Üniversitesi’nde Ekmek, Kültür ve İnsanlığın Ortak Hafızası Görünür Oldu

Ankara’da bu yıl ekmek, yalnızca fırınlardan çıkan bir ürün olarak değil; insanlığın ortak hafızasını taşıyan güçlü bir kültürel anlatı olarak yeniden sahneye çıktı. Başkent Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Pastacılık ve Ekmekçilik Programı tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Ekmekçilik Sergisi, Thermopolium Gastronomi Akademisi’nde yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.

2cf6de08-9995-4c60-a80c-055ef10da73e.jpg

Altı aylık bir eğitim sürecinin sonunda ortaya çıkan bu sergi, yalnızca bir öğrenci üretim alanı değil; aynı zamanda kültürlerin, coğrafyaların ve geleneklerin ekmek üzerinden yeniden okunabildiği özel bir karşılaşma zemini sundu. Dünyanın yedi kıtasını temsil eden 120 farklı artizan ekmek, ziyaretçileri adeta zaman ve coğrafya arasında bir yolculuğa çıkardı.

7a2c5451-3bca-4a53-b62a-1cc24aa95f4f.jpg

Geçtiğimiz yıl sergi sırasında Rektörün söylediği bir cümle, bu yılın anlam katmanını daha da derinleştirdi: “Sadece Türkiye değil, dünyada eşi olmayan bir sergi hazırlamışsınız.” O gün bir takdir ifadesi olarak duyulan bu söz, −19°C’de özenle korunarak saklanan 120 ekmeğin yeniden sergide yerini almasıyla somut bir karşılığa dönüştü. Böylece sergi, yalnızca dönemsel bir eğitim çıktısı olmaktan çıkarak süreklilik taşıyan bir kültürel arşiv niteliği kazandı.

7dd2b38a-19df-474d-8908-9a4b1f8fde05.jpg

Ekmek: Aynı hamurdan doğan farklı kimlikler

Farklı ülke ve kıtalara ait 120 ekmeğin bir araya gelmesi, izleyicide yalnızca yüzeysel bir çeşitlilik hissi değil, çok daha derin bir algıyı; kültürel süreklilik ve insanlığın ortak üretim hafızasını görünür kıldı. Çünkü tüm bu ekmeklerin temelinde değişmeyen birkaç unsur vardı: un, su, tuz ve zaman. Asıl farklılık ise insanın yaşadığı coğrafya, iklim, ritüel ve ihtiyaçlarında ortaya çıkıyordu.

8c526885-343c-4fca-b8c8-87f1acd41153.jpg

Bu nedenle serginin en güçlü etkisi, izleyicinin zihninde tek bir farkındalığı berraklaştırdı:
“Ekmek aslında insanlığın ortak dilidir.”

9a047e8e-c73f-4268-9f3b-e901a21411e4.jpg

Aynı hamur, farklı kıtalarda farklı kimliklere dönüşürken, ortaya çıkan bu çeşitlilik insanlığı parçalı değil, ortak bir kök üzerinden çoğalan bir bütün olarak gösterdi. Bu yönüyle sergi, gastronomi alanının ötesine geçerek güçlü bir kültürel birlik hissi üretti.

9a683715-0bde-4f3c-8f6f-f3bb57abab87.jpg

Tekniklerin ardındaki sessiz ustalık

Tandırdan taş fırına, buharlı pişirme tekniklerinden sac ekmeğine, uzun fermantasyon süreçlerinden mayasız kurutma yöntemlerine kadar uzanan üretim çeşitliliği, izleyicide yalnızca görsel bir merak değil, teknik bir hayranlık da uyandırdı. Ekmek, bu noktada basit bir gıda olmaktan çıkarak yüzyılların birikmiş bilgisini taşıyan bir zanaat ürününe dönüştü.

Sergi bu yönüyle bir yiyecek sunumundan çok, üretim kültürünün sergilendiği bir zanaat müzesi etkisi yarattı.

32b54558-ec55-41a5-b351-02f4a5efd99a.jpg

Hikâyelerin taşıdığı insanlık hafızası

Her ekmeğin arkasında bir coğrafya olduğu kadar bir yaşam biçimi, bir zorunluluk ve çoğu zaman da bir hikâye bulunuyor. Göçler, kıtlıklar, tarımsal dönüşümler, dini ritüeller ve gündelik yaşam pratikleri… Bu hikâyeler izleyicide yalnızca bilgi değil, güçlü bir empati duygusu da oluşturdu.

Böylece ekmek, yalnızca yenilen bir nesne olmaktan çıkarak insanlık deneyiminin taşıyıcısı haline geldi.

989eb74d-a357-43f3-a304-013c7258a6af.jpg

Estetik bir karşılaşma alanı

Farklı kıtalardan gelen ekmekler, renk, doku ve form açısından güçlü bir estetik çeşitlilik sundu. Kimi koyu ve yoğun yapılı, kimi ince ve çıtır, kimi sade ve rustik, kimi ise süslemeli ve ritüelistikti. Bu görsel çeşitlilik, sergiyi adeta doğal bir sanat galerisine dönüştürdü.

Yerel emek ve kültür

Serginin en kıymetli boyutlarından biri de yerel katkılarla kurulan bağ oldu. Hallaçlı Köyü kadınları tarafından ödünç verilen geleneksel ahşap hamur yoğurma tekneleri, yalnızca üretim aracı değil; kuşaktan kuşağa aktarılan yerel bilginin somut bir temsiline dönüştü. Bu katkı, akademik üretim ile kırsal hafızanın aynı zeminde buluştuğu güçlü bir dayanışma örneği sundu.

bbbb.jpg

Katılım ve özel anlar

Etkinliğe; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın eşi Nursen Yavaş, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Acil Durumlar ve Savunma Planlaması Dairesi Başkanı Hüseyin Erbaş, Vakıflar Genel Müdürlüğü Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Gül Aşık, Tohumluk Vakfı Ankara Şube Başkanı Handan Çankaya ve vakıf üyeleri, Kocaeli Yaşam Çiçeği Kırkyama Grubu adına Münire Uysal ve ekibi, Başkent Üniversitesi ile Ankara Üniversitesi akademisyenleri, öğrenciler ve çok sayıda davetli ve ziyaretçi katıldı.

Sergi kapsamında, Başkent Üniversitesi Kurucusu Prof. Dr. Mehmet Haberal ve Nursen Yavaş’a yönelik özel bir atölye çalışması da gerçekleştirildi. Mezun öğrenci Nesim Demirkaya ile Öğr. Gör. Derya Mumcu tarafından düzenlenen bu çalışmada, konuklara özel tırnak pide denemeleri sunuldu.

ccccc.jpg

Ayrıca misafir ikramları, Öğr. Gör. Bekir Talha ve Öğr. Gör. Derya Mumcu ile birlikte, özveriyle hazırlanan öğrencilerin katkılarıyla gerçekleştirildi. Bu süreçte emeği geçen tüm akademik kadro ve öğrenciler, ortaya koydukları titiz çalışma ve misafirperverlik anlayışıyla takdir topladı.

aaaaa.jpg

Organizasyonun her aşamasında katkı sunan başta Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Kıvılcım Romya Bilgin olmak üzere tüm akademik kadroya teşekkür edildi.

Ekmek Atlası’nın anlamlı takdimi

Serginin en özel anlarından biri ise Başkent Üniversitesi Kurucusu Prof. Dr. Mehmet Haberal’a gerçekleştirilen kitap takdimi oldu. Ekmek kültürünü tarihsel, coğrafi ve kültürel boyutlarıyla ele alan “Ekmek Atlası”, yazarları Öğr. Gör. Dilek Alp ve Nesim Demirkaya tarafından Prof. Dr. Haberal’a ithaf edilerek takdim edildi. Bu an, serginin yalnızca uygulamalı bir eğitim etkinliği değil; aynı zamanda akademik üretimle beslenen bir kültür projesi olduğunu da ortaya koydu.

Sonuç: Ekmeğin ötesinde bir bakış

Sergiden çıkan izleyici çoğu zaman ekmeğe artık yalnızca bir gıda olarak bakmadı. Onu; kültürün, tarihin, coğrafyanın ve insan emeğinin kesişiminde duran ortak bir anlatı nesnesi olarak görmeye başladı.

Bu nedenle Başkent Üniversitesi’nde gerçekleştirilen Ekmekçilik Sergisi, yalnızca beğenilen bir etkinlik değil; bakış açısını dönüştüren bir deneyim olarak hafızalara yerleşti. Ekmeğin hikâyesi burada yeniden yazılmadı; aslında hatırlatıldı: İnsanlık, aynı hamurun farklı coğrafyalarda aldığı biçimlerden ibaretti.

#EkmekAtlası #BirHamurunDünyaYolculuğu #EkmekçilikSergisi #BaşkentÜniversitesi ThermopoliumGastronomiAkademisi #PastacılıkVeEkmekçilik #ArtizanEkmek #EkmekKültürü #Gastronomi #GastronomiEğitimi #WorldBread #BreadCulture #ArtisanBread #FoodCulture
#CulinaryHeritage #KültürelMiras #EkmekBirKültürdür #EkmekSanattır #TürkiyeGastronomisi #Ankara
#EkmekAtlasıKitabı #EkmekAtlası #ProfDrMehmetHaberal #DilekAlp ##NursenYavaş #HüseyinErbaş
#GülAşık #Tarım Bakanlığı #VakıflarGenelMüdürlüğü

vvvv.jpg

Bu yazı toplam 117 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
Dilek ALP Arşivi