1. YAZARLAR

  2. Aktan Uslu

  3. Ölümüne Kankalar: Recep Laç ile Ali Toltar
Aktan Uslu

Aktan Uslu

muhabir
Yazarın Tüm Yazıları >

Ölümüne Kankalar: Recep Laç ile Ali Toltar

A+A-

Pazar Hikayeleri’nin dördüncüsüne başlarken öncelikle belirtirim ki bu yorum Ali Toltar’a bizim meslek diliyle, “Yerleştirme” içermemektedir.

Zaten, “Yerleştirme” Pazar Hikayeleri’nin raconuna ters düşer.

Pazar Hikayeleri her yurttaşın pazar günü hak hukukunu gözeten kendi halinde, haftada bir yayınlanan bir köşedir.

Pazar Hikayeleri, hayırlı pazarlar diler..

**

Geçen haftaki Pazar Hikayeleri’nin konuğu Çayırovaspor Kulübü eski Başkanı sıfatıyla Şevket Külte’dir.

Kaderin cilvesine bakın ki bugünkü kahramanımız Recep Laç’ın Şekerpınar Stadı’ndaki bir “alt lig” ama final maçından, Çayırovaspor ile Şekerpınar Stadı’nda oynadıkları maçtan mazisi vardır.

Vahdet Kılıç’ın başkanlığı döneminde.

O dönemler Demokrat Gebze’nin spor sayfalarını hazırlardım ve herhalde Gebze Bölgesi’nde spor muhabirliği yaparken, “Alt lig”lere benim kadar eğilen ne benden önce vardı, ne benden sonra oldu.

O maçın hikayesini bugüne sığdıramam galiba çünkü geçen haftadan ötelediğim ve “Kanka”lık temalı bir anımla başlayacağım zaten.

Yanılmıyorsam U16 idi..

Bölgemizin iki temsilcisi aynı yükselme grubunda eşleşmişti ve sözünü ettiğim maçı alan “attaaaa..”… Türkiye elemelerine gidecekti.

Tabi ki çok önemli maçtı.

Alt lig… deyip geçmeyin: Çayırovaspor’un U17 Türkiye Şampiyonluğu olduğunu hatırlatırım.  

Şekerpınar Stadı’ndaki Çayırovaspor – Dilovası Belediyespor maçının hikayesini..

Onu da sonra anlatırım…

**

Bizim Gebze’ye geliş yılımız.. 1982.

Geliş hikâyemize değinmeyeceğim ama şöyle bir özet yapayım.

1969’da Sakarya’da doğdum.

1970 – 1981 arası Üsküdar’ın Selimiye Mahallesi’nde dönem itibariyle nam-ı diğer Küçük Moskova’da… Deniz Gezmiş’in mahallesinde ‘boru mu’…. geçti!

1981-1982… kısa süreli bir Kartal, Cevizli, Tugay Yolu…

1982… Gebze ve Gebze’ye İstanbul’dan göç edenlerin ruh hali: Sudan çıkmış balıklar..

Şöyle ki..

Gebze, göçü sadece Anadolu’dan almadı. İstanbul’daki sanayinin önemli kısmının Gebze’ye tahliyesi ile birlikte fabrikalar Gebze’ye çalışanlarına da getirirdi.

Benim dayım da bir zamanlar girişimci, küçük çaplı da olsa fabrikatördü.

Abimin yanında çalışmasından sebep Gebze’ye taşınmıştık.

Ama ben yine de sevdamı.. Sultanhamam’ı bırakmamış ve sabah akşam gidip gelmiştim.

Asla küçümsemek için söylemiyorum, yanlış anlama olmasın.

Anadolu’dan göçen için Gebze çabuk ısınacağı bir yerdi çünkü Anadolu gibiydi..

Ama İstanbul’dan göçen için..

Alışması hayli zor bir ilçe.  

Hatta… Bence hala öyle!

Nerede burnumuzun dibindeki Tuzla, Pendik, Kartal…

Az ötesindeki Maltepe, Kadıköy, Üsküdar…

Marmaray’dan sebep artık neredeyse tek vasıta: Bakırköy..

Ve gezmek tozmak için çok rağbet etmesek de ilimiz merkez ilçesi İzmit…

Nerede, Gebze!

**

Gebze’de sınırlı eğlence mekanlarımız haftada bir giderdik gitmezdik..

Eskiçarşı’nın göbeğindeki, +18 filmleri ile de meşhur Özgen Sineması…

Eskiçarşı’da karşılıklı.. Aygün ve Aydoğdu Pastaneleri’nin ikisinden biri. Zaten üçüncü alternatif yoktu..

Alternatifsizlikten sebep erken yaşlarda kahve alışkanlıkları..

Bir de tahta tribünlü Yazı… Şimdiki Alaettin Kurt Stadı’nda amatör maçlar..

**

Sonra… 1984’te Türkiye 3’ncü Ligi yeniden kuruldu. Müracaatlar kabul ediliyor. Gebzespor’da dönemin başkanı merhum Şendoğan Tezyüksel.

Başvuru için para gerekiyor ama yok. Son günün neredeyse son saniyesinde bulunuyor ve Gebzespor, 3’ncü Lig’de.

Sezonun ilk haftasında iç sahada Pendikspor ile oynuyoruz. Skorunu hatırlamıyorum. Pendikspor şampiyonluk adaylarından ve hayli iddialı kadrosu var. Maçı kazanıyor..

Ama gerek maç öncesi gerek maç sonrası bir grup taraftarca oluşturulan şiddet ortamı..

Daha değil sezonun ligin ikinci tarihinin ilk maçında üstelik o yıllarda birbirine komşu bir ilçe ile bir *semt takımını, “düşman” edindirdi.

Sezonun ikinci yarısının ilk maçında, o maçın rövanşı Maltepe Stadı’nda.

O gün her riske rağmen o stada giden 8-10 Gebzeli’nin olaylarla uzaktan yakından ilgisi, ötesinde tasvip etmişliği yok.

Baba Zahir (Zahir Apaydın), Ali Atasayan, Berber Milli (Fahrettin Atayşen)… arma aşkıyla..

Biz ergenler.. Henüz arma aşkı büyüklerimiz kadar yerleşik değil ama seviyoruz takımı, renkler… “Gebze’de ne işimiz var lan bu Pazar… Gidelim Maltepe’ye macera olsun” bakış açısı ile de, tribündeyiz.

10 kadar Gebzeli.. Birerli veya ikişerli… Stadın 6-7 ayrı yerinde.. Pendikspor taraftarının arasında.. Gizli saklı maçı izliyor!

Ben kankamla, Ogün Akova ile yanyana.

Sonra Pendikspor tribün lideri veya liderlerinden biri. Bizim yaşımız itibariyle, bir abi…

Fark ettiler mi ne..

Geçti tribünlerin önüne..

Bir Gebzeli’nin yanıma gelmesini istiyorum. Barışacağız…”

Öyle demesiyle birlikte ben montumun içinden mor beyazlı şapkayı sallayıp, “Geliyorum abi…” demeye varmadan…

Ogün müdahale etmeye çalışıyor ama şapka monttan çıktı bir kere..

Soktum yerine ama çok geçti!

Bir süre sonra iki Pendiksporlu geldi.

“Buranın kahramanı siz misiniz birader” deyip şapkayı ‘rica etti.’

Kahramanlığın da o kadarı fazlaydı. Verdik tabi.

Ama Allah için..

Başka da hiçbir vaka olmadı.

Pendikspor taraftarının arasında, üstelik aleni teşhise ve Gebze’deki ilk maçta –yani tamam biz dahil tüm Gebzesporlular sorumlu tutulamaz ama – meseleye bütün haliyle baktığımızda bizim onlara uyguladığımız şiddete rağmen..

Maltepe Stadı’ndan girdiğimiz gibi çıktık

.

İşte Ogün Akova benle sadece kanka değil, ondan sebep ölümüne kankadır.

Bursa’da öyle, Maltepe’de böyle oldu.. demez.

Yüzde 90’lardaki “ölüm” riskine rağmen, Aktansız deplasmana gitmez!

idi ergenlik çağlarımızda.

**

Dilovası’nda Ali Toltar dönemi bir KBB Meclisi..

Ve an itibariyle gündemde de Dilovası var.

Orta sıra koltuklar AKP Grubu’nun. En ön sırada belediye başkanı olan meclis üyeleri.

Ali Toltar üstelik kafa boyundan düşmüş geriye. Neredeyse horlayarak, uyuyor.

Çok ilginçtir.

Karaosmanoğlu’nun göz hizasının neredeyse tam karşısı..

Hiçbir dava arkadaşı Toltar’a üstelik fotoğrafı çekilirken de, “Kalk uyan Ali Başkan..” demiyor!

 

Arka tarafa, sağ yandaki koltukların olduğu bölümde yerime geçip not alarak meclisi izliyorum.

Birazdan önce yakın koruması, geldi.

Üstelik tehdit dilini zorlayarak, kaba saba.. fotoğrafı silmemi istiyor.

Neredeyse dövecek ve üstelik Karaosmanoğlu’nun yine neredeyse gözü önünde ve seyirciliğinde.

İstisnalar kaideyi bozar.

Karaosmanoğlu’na pazar mazar yok.

Benden önce ölürse, sosyal medyadan, “Sana hakkım haram zıkkım olsun İbrahim Karaosmanoğlu” diye paylaşım yapıp uğurlayacağım son yolculuğuna..

Aslında cenaze namazına gidip imam malum soruyu yönelttiğinde, “Haram olsun…” diye haykırmak varda.

Gebze’den kalkıp onun mahallesine gitmeye, harcanan vakte değmez..

Toltar’ın yakın koruması..

Başaramadı, gitti!

O gitti…

Recep Laç… Telefonlan geldi.

Galiba yaklaşık yarım saat sürdü.

Artık toplantıdan da kopmuşum.

Boğuşmaktan yorulmuş.

Hayatımın hatalarından birini yaptım ama bildiğiniz baydıydım:

Tamam” dedim. “Yayınlamayacağım…”

Dedim de.. İlerleyen aylarda bir şey daha dedim:

“Ali Toltar ile hukunu, anlarım. Ama benle de hukukun iyi kötü var, di mi? Ben o fotoğrafı herkesin gözü önünde çektim. Tam önüm AKP’liler, tam sağım CHP’liler. Bir bütün haliyle, imaj kaybına uğradım. Ya CHP’lilerin üstelik Gebzeliler’inin önünde: ‘Bizi yakalasaydınız çekerdiniz, di mi?”

Yanılmıyorsam hiç ama hiçbir şey diyemedi.

Ben de o hatamı bazı yorumlarımda konu edinerek, Ali Toltar’ın üstelik Dilovası konuşulurken KBB Meclisi’nde uyuduğunu yer yer hatırlatarak telafi etmeye çalıştım.

**

Hayli yazdığım için biliniyor. Detayına girmeyeceğim.

Ali Toltar’ın yine yakın korumasının üstelik fiziki şiddeti zorlayan müdahalesi ile belediye meclisine girişimin engellenmesi ama benim elbet de içeri girmem vakası.. sonrası..

Ali Toltar güya özür diliyor.

Yanında kankası Recep Laç.

Ben amatör de olsa, tiyatroda oynamışlığım da var. İfadeleri anlarım.

Toltar’ın özür dilemesi tam bir maskeli balo. Hikaye.

Vazo kırmış, süt dökmüş kedi misali demeyeceğim. Kedi, masum. Toltar, değil.

Ama o haltını telafide bile kankası, Recep Laç yanında.

Recep Laç…

Aktif siyasi hayatında hiç kimseden çekmedi galiba Ali Toltar’dan çektiği kadar..

Eleştirmiyor, saygı duyuyorum aksine.

Her insanın her şeye rağmen yanında olan arkadaşları, dostları, kankaları olmalı. Bir Recep Laç’ları olmalı.

Şuna eminim..

Ali Toltar ileride yine aktif siyasete atılsa..

Recep Laç’a çektirdiği tüm eziyetlere rağmen..

Tüm haltlarını Recep Laç ile örtmeye çalışırken Recep Laç’a zarar vermesine rağmen..

Recep Laç, Ali Toltar’ın hep yanında olacaktır.

Ölümüne kankalar, pazara kadar değil mezara kadar, kankadır!

 

 

  • Semt takımı: O yıllarda Pendik ve Tuzla ilçe değil, Kartal’ın mahallesi, semti idi. Kartal ile Gebze, sınır itibariyle komşu ilçelerdi.

 

Bu yazı toplam 705 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar