1. YAZARLAR

  2. Aktan Uslu

  3. 1000 Mehmet Kesgin 1 Celal Karaman Etmez
Aktan Uslu

Aktan Uslu

muhabir
Yazarın Tüm Yazıları >

1000 Mehmet Kesgin 1 Celal Karaman Etmez

A+A-

Google baba üzerinden sorgulama yaptım..

Linkini bulamadım.

Yıl, 2008-2010 aralığı.

Gebze’de D100 Karayolu üzerinde yarışan iki otomobilden biri kontrolden çıkar.

Yolun sağ şeridinde, aslında hiç de uygun olmayan bir yerde kurulu toprak zeminli yerde, ama Gebze’den Esenler Otogarı’na doğru giden otobüslerin yolcu almasına göz yumulan durağı andırır yerde bekleyen anne ile kızına çarpar.

Anne hayatını kaybeder. Kız ölümden döner.

Kazayı biraz geç duysam dahi detayına dair, yolda frenden ötürü lastik izlerinin, hele ki patika bölümde bariz şekilde yer aldığını öğrendim.

Kazada ölüme sebep olan sürücü afili birinin, yanılmıyorsam Sefa Sirmen’in akrabası ya da “güç” uzantısı Sirmen’e uzuyor.

Baskıya rağmen, haberi yapıyorum.

Bir de yine bir başka ihbar üzerine anne ile kızın Sırasöğütler Mahallesi’nde, ev demeye bin şahit ister, evine gidiyorum.

Bir anne ölür.. Sayısı galiba 8-10 yetim.. Çaresiz bir baba.

Haberi o kurgu üzerinden o dönem kaşe muhabiri olmasam dahi çalıştığım Anadolu Ajansı’na gönderiyorum.

Sabah Gazetesi yarım sayfasını ayırmış. Haberin yer almadığı ulusal basın neredeyse yok.

Bir süre sonra ilgili Bakanlık’tan söz konusu haber için AA Bölge Müdürlüğü’ne şahsımda haberi yapan muhabire teşekkür, tarafıma dolaylı olarak ulaşıyor.

Bakanlık, aileye müdahale ediyor. Devlet, aileye sahip çıkıyor. Bana AA İzmit’ten telefonla bildiriyorlar. Ayaklarım yerden kesiliyor…

Bir önemli kısa detay.

Dönemin Sırasöğütler Mahalle Muhtarı ve iktidardaki AKP’nin mahalle başkanının, gerek kaza gerekse ailenin özellikle çocukların sefil halinden bilgisi yok.

Aile, Muşlu, Kürt kökenli bir aile. Muhafazakar bir aile. Elbette sormadım ama potansiyel HDP seçmeni…

**

Dönelim..

Dönelim Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz ve Özel Kalem Müdürü Dursun Ali Arslan’a dahi yaka bezdiren Celal Karaman’a…

İstasyon Mahallesi’nde oturduğu eve şikayeti üzerine gittiğimde dinlerken..

Zaten öncesinde gerek sosyal medya yazışması gerek telefon görüşmesinden psikolojik bir rahatsızlığı olduğunu sezinlemiştim..

Gidince de kesin kanaat getirdim ve sordum: Neden, böylesin?

“DAEŞ (İBDA/C Metris Cezaevi’nde isyan çıkartıp askerleri esir aldığında aralarında ben de vardım. İşkence gördüm…”

İşkence çok ama çok hassas olduğum, ısrarla üzerine gidilmesi gereken bir insanlık suçu.

Celal Karaman’ın beni çağırma gerekçesi ise imar açısından kanuna aykırılıklar içeren…

Üç, dört ve beşinci katları kaçak..

Bir garip çıkması olan binanın bahçe katından, zeminden girişli dairesinde yaşadığı sorunlar.

Alzheimer hastası babasının yerine atılan sahte imzalı belgelerden kaçak, kanuna aykırı doğalgaz bağlanmasına kadar bir sürü ilginç belgeyi önüme serdiği iddialar..

İstasyon Mahallesi Muhtarı Mehmet Kesgin’in de adının geçtiği, daireden çıkması için üzerine kurulan baskılar, kısmen fiziki şiddet, evinin civarında çeşitli taktiklerle taciz ve rahatsız etmeler…

Anlatıyor da anlatıyor.

Birkaç iddiası ciddi araştırma, bazı söylemleri karşı taraf yanıt hakkı istiyor.

Mahalleden, kendisinin üzerine adam salmakla suçladığı Muhtar Kesgin’i arıyorum. Mahalledeyse sözlü yanıtını alayım, hesabı.

Kesgin, Celal Karaman’a “Deli…” dahil ithamlarda bulunuyor.

Muhtarlığı bilmeden,

kuvvetle muhtemel Gebze’nin canına okuyan mikromilliyetçi hemşericilik ilişkileri üzerinden seçildiği ama hiç hak etmediği o makama kurulmuş…

O konumuyla aldığı maaşın helal olup olmadığı bile sorgulanır..

Hala süregiden 12 Eylül darbesi sonrası, sistemin insanların beyninin ırzına geçmek için yaptığı her taarruzda kendisine şırınga edilen zehri kabul edip tektipleşmiş…

“Namus nedir?” diye sorsan kesin bacak arasını kast edip namusun beyinde olduğun dahi bi’haber olduğu kesin..

Terbiye, edep ve ahlak fakiri Muhtar Kesgin..

Geçtiğimiz yıllarda da bazı gazetelerde Karaman’ın haber edildiğini.. (Google taraması yaptım. Doğru)

Celal Karaman’ın haberini yaparsam bana da gülüneceğini falan söylüyor.

İstasyon’un ara sokaklarında yürürken bağıra çağıra telefonu yüzüne kapıyor,

Otobüs durağının oradaki esnafa içimi döküyor..

Böyle tiplemelerin mahallelerde muhtar seçilmelerine isyanımı, seçmene de atıfta bulunarak yansıtıyorum.

Ve emin oluyorum.

Ben pazartesi günü Karaman ile ilgili haberin detayını..

Celal Karaman psikolojik tedaviyi reddetmeyi sürdürdükçe yapmayacağım ama şuna eminim.

Kaldı ki ses kaydında da var: “Gebze Belediyesi’nden isteğim, psikolojik tedavime destek olunması.”

Pazara giderken aldığı patatesi seçerken gösterdiği hassasiyeti muhtar seçerken göstermediği belli İstasyon Mahallesi seçmeninin bu tutumundan sebep muhtar Mehmet Kesgin..

Kesin eminim Karaman’ın şikayetçi olduğu haltı yemiştir.

Hadsiz..

Sen önce muhtarlığın ne olduğunu, muhtarlık adap ve ahlakını öğren de ondan sonra gazetecilik üzerine ahkam kes.

İddialarını direk yazsaydım bir ihtimal, “Objaktıf (objektif diyemezdi) haber olmamış. Niye bana sormadınız? Böyle gastacılık (gazetecilik de diyemezdi) olmaz olsun” falan derdi.  

Seni istifaya davet etmek.. Nafile!

Çünkü sen sistem tarafından beyninin ırzına geçilmiş..

Ahlaki, insani değerler adına ne varsa içinden çıkartılmış..

Ve bunun farkında bile olmayan..

Varsa dini inancın gerçek İslam üzerinden değil..

Vahşi kapitalizm ve emperyalizm tarafından sistemin ve düzenin ülkemizdeki sürdürücüleri dahil onların çıkarları için güncelleştirilen..

Gerçek değil çakma İslam ile yoğrulan

Muhtemelen ben yaşlarda, nam-ı diğer yitik kuşak mensubusun.

Aslında senin de kabahatin yok belki.

Ama canlı cenaze, aslında bitiksin.

 

**

Celal Karaman vakasında benim üzerine gittiğim vaka binaya, yaşadığını söylediği baskı ve kısmi fiziki şiddet değil, Metris Cezaevi’ndeki o meseledir.

Öncelikle vaka doğrudur. Öyle bir vaka var.

Dönemin haberlerini Google marifetiyle inceledim.

İBDA/C’nin avukatı 150 kadar askerin rehin tutulduğunu söylüyor ama ilginçtir.

Sistem, devlet… “Böyle bir durum yoktur” diyor.

Celal Karaman talebim üzerine Gebze Askerlik Şubesi’nden askerlik durum belgesi çıkarttı.

Vaka, askerliğinin ilk aylarına denk geliyor.

Kütüğünün olduğu Safranbolu’dan..

Askerlik şubesi üzerinden kendimi tanıtıp ben soruşturuyorum.

“Jandarma Genel Komutanlığı / İstanbul” yanıtını alıyorum.

“Metris mi”

“O kadar detay veremeyiz…”

**

Haberi hazırladığım gün..

24 Eylül Perşembe günü öğleden sonra Gebze İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Barış Eke’yi arıyorum.

Dış görevde.

Kendimi tanıtıp, özetle arama gerekçemi izah edip, iletişim bilgilerimi bırakıp aranmak istediğimi söylüyorum.

Haber 25 Eylül Cuma günü yayınlanıyor.

Dün; ne bir yalanlama, ne bir açıklama ve de asıl olması gerektiğini düşündüğüm TSK tarafından sahiplenme.

Yok.

Bu da dün itibariyle Celal Karaman’ın o iddiasının yüzde 100 doğruluğunun göstergesi, en azından şimdilik.

Haberi yayına hazırlarken sosyal medyadan fotoğraflar ile birlikte duyuruda bulunmuş..

İddianın doğruluk payının kaba saba bir ölçümle yüzde 90’larda seyrettiğini..

Kalan yüzde 10’luk kuşkudan sebep, riski üstleneceğimi yazmıştım.

Mesele hassas, can yakıcıydı.

Riski üstlenmem gerektiğine dair kanaat edindim kendi kendime.

Cuma günü itibariyle, henüz çuvallamadım.

**

Gazilik belgesi olmamasına karşın Celal’i başlıkta Gazi olarak yansıttım. Çünkü Celal Karaman, vakadan sebep benim gönlümde gaziydi ve hatta belgeli gazi olmayı hak ediyordu.

Memleket, gazilik unvanını hak ettiğini düşünüp onun peşinde koşan yurdum insanıyla dolu.

Karaman’ın öyle bir beklentisi hedefi yok.

Binayı da, daireyi de takıntı etmiş.

Emlakçısını da suçluyor: “Bana satarken böyle olduğunu söylemedi.”

Doğrudur, inanırım.

Karaman’ı kandırmak kolay ve toplumda ahlaki çöküntü, göçük..

Mesele hak getire misali.

Üstelik, Celal Karaman’a bile.

Devlet..

Devlet’in ya da TSK’nın Karaman’a o vakadan sebep gazilik unvanı verilmesi gerekmez mi idi?

Ama dönemin haberlerine göz atıyorum.

İBDA/C’nin avukatı, 150 askerin rehin tutulduğunu söylüyor.

Sistem, ret ediyor.

Bacanağımdan biliyorum..

TSK, Kurtuluş Savaşları’nda hayatını kaybeden şehitlerimizin bugünkü torunlarının izini bulup şehidin beratını, madalyasını teslim edip onurlandırıyor.

Öte yandan, imaj derdinde.

“Terör örgütü askerimizi mi esir almış. Yoktur öyle bir şey!”

İşte sorunun yanıtı burada.

Celal Karaman’a hak ettiği gazilik belgesi, madalyası verilse..

İBDA/C’nin askerleri rehin aldığı meşruluk kazanacak.

**

Yine de çok kızgının Celal Karaman’a..

İki haftadır ne yaşadığımı ben bilirim.

O olağanüstü yoğun tempoda, üstelik bir taraftan dizi sürerken hangi ara fırsat buldum da bu bilgileri, belgeleri, kanaati edindim.

Bilmiyorum.

Pişman değilim ama kızgınım.

Psikolojik tedaviyi ret eden Karaman’a.

Pazartesi için anonsunu verdiğim, binayla ilgili vakaların ayrıntıyı yayınlamayacağım.

Zaten arada, kaçak doğalgaz bağlantısı iddiasını Gebze Belediyesi’nden üst düzey bir yetkili..

Araştırmışlar, yalanladı.

**

İlgili habere ve yoruma dair uzun soluklu arama, tarama, koşuşturma deneyimimi arttırırken şu tespitim keskin.

1000 adet İstasyon Mahallesi Muhtarı Mehmet Kesgin

1 adet Celal Karaman etmez..

 

 

 

 

 

 

--

 

Bu yazı toplam 916 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar