KENT SERİSİ 110: BAŞKENT ANKARA UNESCO YOLCUSU
Bozkırın Ortasında Bir Modernizm;
Ankara, sadece bir yönetim merkezi değil; bir ulusun küllerinden doğuşunun, çağdaşlaşma idealinin ve planlı şehirciliğin dünyadaki en somut simgelerinden biridir. 11 Nisan 2025 tarihinde gelen müjdeli haberle, bu eşsiz kimlik uluslararası tescil yoluna girdi: “Ankara: Modern Bir Cumhuriyet Başkentinin Planlanması ve İnşası”, UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne resmen kaydedildi.
Bir İdealin Mimariye Dönüşümü;
Ankara’nın UNESCO yolculuğu, kentin sadece antik Roma veya Selçuklu geçmişine değil, 20. yüzyılın başında sıfırdan inşa edilen "Modern Başkent" kimliğine odaklanıyor. 1923’te başkent ilan edildiğinde küçük bir bozkır kasabası olan Ankara, yarım asır gibi kısa bir sürede Hermann Jansen gibi dünya çapında plancıların ve dönemin vizyoner mimarlarının eliyle bir modernizm laboratuvarına dönüştü.
Peki, UNESCO neden Ankara’yı bu listeye dahil etti?
Bu kararın arkasında, kentin "evrensel değer" taşıyan üç temel sütunu yatıyor:
1. Radikal Bir Kentsel Dönüşüm Modeli
Ankara, Birinci Dünya Savaşı sonrası yıkılan imparatorlukların ardından kurulan yeni ulus-devletler için "ideal şehir" modelidir. Şehir, sadece binalardan ibaret değil; geniş bulvarları, kamusal parkları ve yerleşim alanlarıyla toplumsal bir dönüşümü hedefler. UNESCO, Ankara’nın bu planlı gelişimini, insanlık tarihinin önemli bir aşamasını temsil eden bir “kentsel peyzaj” olarak kabul etmiştir.
2. Modernizmin ve Yerel Kimliğin Sentezi
Dosyanın kapsadığı alanlar, Birinci ve İkinci Ulusal Mimarlık Akımları ile Uluslararası Stil’in en seçkin örneklerini barındırıyor. Atatürk Bulvarı boyunca uzanan meclis binalarından opera binasına, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nden modern kamu yapılarına kadar her eser, Batı’nın teknolojisi ile Anadolu’nun ruhunu birleştiren birer anıttır.
Atatürk Bulvarı ve Saraçoğlu Mahallesi; Bu miras alanının kalbinde iki simgesel unsur öne çıkıyor. İlki, kentin omurgası sayılan Atatürk Bulvarı. Ulus'tan Çankaya'ya uzanan bu aks, sadece bir yol değil; devletin protokol yolu, halkın yürüyüş alanı ve modern yaşamın vitrinidir.
Bulvarın hemen yanı başında yer alan Saraçoğlu Mahallesi ise adaylık dosyasının en kritik parçalarından biri. 1940’lı yıllarda Alman mimar Paul Bonatz tarafından tasarlanan bu alan, Türkiye’nin “ilk toplu konut" projesidir. Bahçeli evleri, ağaçlıklı sokakları ve sosyal alanlarıyla "bahçe şehir" akımının yerel bir yorumu olan Saraçoğlu, Cumhuriyet’in memuruna ve vatandaşına sunduğu modern yaşam standartlarının en zarif örneğidir. UNESCO süreciyle birlikte, bu mahallenin korunması artık yerel bir mesele olmaktan çıkıp evrensel bir sorumluluğa dönüşmüştür.
3. Kent Belleği İçin Yeni Bir Dönem
Bu başarı, 2021 yılından bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda, Ankara’nın seçkin akademisyenleri ve uzmanlarının yürüttüğü titiz bir çalışmanın ürünüdür. Dosya, Ankara'nın 1920-1970 dönemindeki mekânsal gelişimini "üstün evrensel değer" olarak dünyaya sundu.
Geçici listeye giriş, Ankara için sadece bir prestij meselesi değil, aynı zamanda kentin modern dokusunun korunması için uluslararası bir taahhüt anlamına geliyor. Şehrin kalbindeki yapıların restorasyonu ve çevre düzenlemeleri artık dünya standartlarında bir özenle yürütülecek.
Ankara artık sadece Türkiye’nin başkenti değil, modern şehircilik tarihinin korunması gereken bir parçası olarak tescillenmiş durumda. Şimdi hedef; yönetim planlarını tamamlayarak "Kalıcı Liste“ye girmek ve Ankara’yı Gordion’dan sonra UNESCO çatısı altındaki ikinci büyük gururumuz yapmak…