Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

GAZETECİ OLMAK MI, ‘GAZETECİ’ GÖRÜNMEK Mİ?

GAZETECİ OLMAK MI, ‘GAZETECİ’ GÖRÜNMEK Mİ?

Tam 30 yıldır bu mesleğin içindeyim. Dile kolay; üç on yıl... Şöyle arkaya dönüp baktığımda o kadar çok şeye tanıklık ettim, o kadar çok maskenin düştüğünü gördüm ki… Bugün geldiğimiz noktada, mesleğin onurunu korumaya çalışan bir avuç insan ile bu sıfatın arkasına sığınanlar arasındaki uçurumu konuşmanın vakti geldi de geçiyor bile.

Belediyelerin veya kimi kurumların o pırıltılı, bol ikramlı yemekli toplantıları kimseyi aldatmasın. Salonları dolduran kalabalıklar, dışarıdan bakıldığında güçlü bir yerel basının varlığı gibi algılanabilir. Ancak acı gerçeği biz içeridekiler gayet iyi biliyoruz.

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü etkinliklerine bakıyorsunuz; salonda 150-200 kişi! Sanırsınız Gebze basın ordusu var. Oysa bugün Gebze bölgesinde, mesleğin onurunu omuzlayan, kalemini eğip bükmeyen, gerçek manada ‘gazeteci’ olarak tanımlayacağımız kişi sayısı 20-25’i geçmez! Bu tablo, mesleğimizin ne hale getirildiğinin, "fikir işçiliğinin" nasıl ucuzlatıldığının ve önüne gelenin nasıl ben gazeteciyim dediğinin en somut göstergesidir.

Gazetecilik, sadece kağıt üzerine mürekkep bırakmak ya da ekrana harf dizmek değildir; bu bir vicdan meselesidir. Hele ki bu işi "yerelde" yapıyorsanız, sorumluluğunuz bir kat daha artar. Yerel gazeteci; sabah fırında karşılaştığı vatandaşın, kepenk açan esnafın, durakta servis bekleyen işçinin sorununu hisseden kişidir. Yazdığı haberle, kaleme aldığı köşe yazısıyla o derdin hesabını sormak zorundadır.

Biz sadece bir olayı aktarmayız; o olayın arka planını, Gebze’nin dokusuna etkisini ve halkın yararını süzgecimizden geçiririz. Zihnimizi ve kalemimizi toplumun hizmetine sunarken, çoğu zaman imkansızlıklar içinde imkan yaratmaya çalışırız.

Bugün yerel gazeteci en savunmasız noktasından, yani iş güvencesinden vuruluyor. Ekonomik daralma, sosyal hakların kısıtlılığı ve asgari ücret düzeyinde maaş ve belirsizlikleri, bu kutsal mesleği sürdürülebilir olmaktan çıkarıyor. Ama işin en zor yanı bu da değil.

Yerel gazetecilikte etik değerler, ulusal medyadan çok daha keskin bir sınavdır. Haberin öznesiyle aynı sokakta yürümek, aynı bakkaldan alışveriş yapmak zordur. Yanlış bir haberin yereldeki tahribatı çok hızlı ve geri dönülemez olur. Yerel siyasetçilerin veya iş dünyasının doğrudan ya da dolaylı baskılarına karşı "kamu yararını" savunmak, işte o meşhur karakter sınavının verildiği yerdir.

30 yılın bana öğrettiği en büyük gerçek şudur: Kalemini satmayanlar, belki asla zengin olmazlar ama her sabah aynaya baktıklarında ve her sokakta yürüdüklerinde başları hep dik kalır.

Bu yazı toplam 126 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
Cengiz Akgün Arşivi