CHP’NİN 30 YILLIK PRANGASI
Türk siyasetinin en köklü çınarı olan Cumhuriyet Halk Partisi, ne yazık ki uzun yıllardır ülkeyi yönetme iddiasından uzak, sadece kendi iç iktidarını korumaya odaklanmış bir liderlik anlayışının kıskacında. Rakamlar ve gerçekler ortada: Deniz Baykal ile başlayan, Kemal Kılıçdaroğlu ile perçinlenen yaklaşık 30 yıllık süreç, CHP’yi bir milim ileri taşımadığı gibi, partiyi kronik bir muhalefet mahkûmiyetine sürükledi.
Deniz Baykal, 1992-2010 yılları arasında toplamda 16 yıl boyunca CHP’nin genel başkanlık koltuğunda oturdu. Bu dönemin en ağır faturası ise şüphesiz 18 Nisan 1999 seçimlerinde kesildi; CHP, Baykal liderliğinde barajın altında kaldı. Bu tarihi hezimetin ardından 22 Nisan 1999'da istifa eden Baykal, çok geçmeden 2000 yılındaki olağanüstü kongrede yeniden genel başkanlığa seçildi. Takvimler 2010’u gösterene ve patlak veren kaset komploları nedeniyle istifa etmek zorunda kalana kadar da o koltuğu bırakmadı. 16 yıl boyunca ana muhalefeti adeta bir statükoya hapseden Baykal’ın ardından umut olarak sunulan isim ise Kemal Kılıçdaroğlu oldu.
Ancak gelen gideni arattı. Kılıçdaroğlu’nun 13 yıllık genel başkanlık serüveni, girilen tüm seçimlerin kaybedildiği, partinin umutsuz ve çözümsüz bir yapıya büründüğü bir hüsran dönemine dönüştü. Hatırlayalım; Kılıçdaroğlu daha sonra mahkemenin verdiği butlan kararıyla, adeta hukuki bir formülle CHP genel başkanlığına atandı. Kurulan bu lider sultası altında, her iki isim için de öncelikli amacın "ülkede iktidar" değil, ne pahasına olursa olsun "partide iktidar" olduğu açıkça tescillendi.
Kılıçdaroğlu, kendi mülkü sanıyor olacak ki, bugün bile akıl dışı işlerle meşgul olmaya devam ediyor. Kurultayda delegelerin oylarıyla kaybettiği koltuğun acısı, inanın 13 seçim boyunca yaşadığı hezimetlerden çok daha ağır geldi ona. İşte bu koltuk hırsı yüzünden, bugün değişimi gerçekleştiren Özgür Özel ve arkadaşlarına karşı içinde büyük bir kin besliyor.
Cumhuriyet Halk Partisi, artık yenilmekten ve seçim kaybetmekten hiçbir şekilde gocunmayan, yüzü kızarmayan bu eski siyasetçi profilinden tamamen arınmak zorundadır. Unutulmamalıdır ki ilkeler ve ideolojiler; sadece binalardan, tabelalardan veya içi boşaltılmış isimlerden ibaret değildir. Eğer bir siyasi hareketin içi boşaltılmışsa, topluma verecek bir vaadi kalmamışsa, o tabelaların ne anlamı kalır?
CHP, kendi içindeki bu köhne yapıyı yıkıp yenilenip güçlü bir şekilde yoluna devam etmelidir.
Bu anlamda Özgür Özel ve arkadaşlarına tarih önemli fakat çok ağır bir misyon yüklemiş durumda.
Ne demişti Kartacalı komutan Hannibal:
"Ya bir yol bulacağız ya da bir yol açacağız"