Ahmet Rıdvan

Ahmet Rıdvan

Eşrefbey İlkokulu

Eşrefbey İlkokulu

Yazımı yazmaya başladığımda fark ettim…
11 Ocak tarihinde gazetemizde Eşrefbey ile ilgili yıkılacak haberi çıkmış.

Bir anda geçmişe gittim.

Biz okula başladığımızda yerler ziftliydi.
Tuvalet dışarıdaydı.
Okul tek katlıydı.

Bir de hadememiz vardı; Mustafa abi
Yaşıyorsa kulakları çınlasın.

Yerleri arada bir ziftlerdi.
Ne güzeldi ziftin ilk günü…
Koşa koşa kayardık koridorlarda.
Pantolonlar, ayakkabılar simsiyah olurdu ama kimse şikâyet etmezdi.
Çocukluk kirlenmekti zaten.

Sevecen, gerçek anlamda eğitim gönüllüsü öğretmenlerimiz vardı.
Anne baba gibiydiler bize.
Fazlı hoca, Maide hoca
Okul müdürümüz Mikail Ulaş’tı bizim zamanımızda.

Dört sene okuduk.
Sonra okul yıkıldı.
Şimdiki halini aldı.

Ama o eski tadı olmadı bir daha.

Şehir büyüdükçe okul kalabalıklaştı elbette.

Neden büyüyor bu şehirler?
Küçülsün artık.
Hayat Anadolu’ya yayılsın.

Avrupa’da en büyük şehirler bile en fazla 4–5 milyon.
Bizim İstanbul, utanmasa 20 milyonu bulacak.
Yetmiyor…
Hâlâ içine yeni kentler kuruluyor.

Gebze mi?
Şehirleşmenin yüz karası.

Ruhuna çoktan Fatiha okunmuş bir şehir.
Çarpıklığın başkentlerinden biri.

Saçma sapan şehirlerde,
Saçma hayatlar yaşıyoruz.

Üstelik kendi tercihimiz.

“Kentsel dönüşüm” diyoruz…
Ama değişen ne?

Beton değişiyor.
Ezberler aynı.

Şimdi aklıma geldi…
Gölcüönü’nde, içinde maymun olan, mükemmel tost yapan bir dükkân vardı.
Tostun içindeki sosu hâlâ unutmam.
İçeride garip ama tanıdık bir koku olurdu.
Hatırlayanlar vardır.

Şimdi eskiden Arap Şükrünün ayakkabıcısının olduğu yere yeni bir dükkân açılmış:
Arnavut Bilal’in Lezzetleri.
Yine Eşrefbey’in arkasında.
Zerde yapıyorlar.

Eskiden kalan anıları yaşatıyorlar.
Belki de en kıymetlisi bu.

Son sözüm şu:
Şehirler büyümesin, küçülsün.
Özellikleri geri gelsin.
Minik, tatlı hayatlar yaşansın.

Yaşasın mutluluk.
Kahrolsun rant.

Bu yazı toplam 69 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
Ahmet Rıdvan Arşivi