SİYASİ KÖRLÜK!
Türkiye siyasetinin en karanlık dehlizlerinden biri, sıkıştığı her an "kimlik ve inanç siyaseti"ne sarılmaktır. Son olarak Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden Alevi toplumunu hedef alan çirkin söylem, bu bayatlamış senaryonun son perdesidir. Öncelikle tavrımızı en net şekilde, hiç "ama" demeden ortaya koyalım: Alevileri hedef alan, bu toprakların en büyük zulümlerine maruz kalmış bir toplumu inciten her türlü söz ve eylemi amasız, fakatsız kınıyoruz. Bu sadece bir grubun savunulması değil, toplumsal barışa, kardeşliğe olan borcumuzdur.
Ancak, bir "densizin" mezhep üzerinden yaptığı bu saldırıları kınamak, bizi siyasi gerçeklere karşı körleştirmemeli. Zira bugün yapılmak istenen çok açık: Mezhep tartışmalarının arkasına saklanarak başarısız bir siyasi geçmişi aklamak ve Kılıçdaroğlu’nu yeniden bir "mağduriyet" zırhıyla piyasaya sürmek.
Kılıçdaroğlu’nu siyaseten eleştirmek sadece bir hak değil, bir zorunluluktur. Majestelerinin ana muhalefet lideri rolüyle tam 13 kez seçim kaybetmiş bir figürden bahsediyoruz. Bugün CHP’ye dönük ağır saldırılar, operasyonlar ve iç tartışmalar sürerken, eski genel başkanın adeta "sus pus" kesilmesi dikkat çekicidir.
Daha da vahimi, mahkeme kararlarıyla partinin başına geri dönme arzusu, CHP’yi ileriye taşımak değil, onu bir "konfor alanı" olarak tutma gayretidir. Kılıçdaroğlu’nun şu anki tutumu, bilerek ya da bilmeyerek, CHP’yi bitirme operasyonuna hizmet etmektedir.
Peki, mezhep tartışmaları üzerinden Kılıçdaroğlu’nu yeniden gündemde tutmaya çalışanların asıl derdi ne?
Yanıt çok net:
CHP'nin büyümesini engellemek.
Partiyi yeniden %23-24 bandına, yani o müzmin muhalefet çıkmazına hapsetmek.
Statükocu isimlerin kendi "küçük ama benim olsun" konfor alanlarına geri dönmesini sağlamak.
Bu süreçte en tehlikeli oyunlardan biri de, aslen CHP ile hiç alakası olmayan kişi veya grupların yaptığı yanlışları, sanki partinin kendi kararıymış gibi yansıtma çabasıdır. Bu, sistematik bir planın parçasıdır. Kılıçdaroğlu'nu mezhep üzerinden vuran densizlerin değirmenine su taşıyanlar ile bu mağduriyetten siyasi ikbal devşirmeye çalışanlar aynı madalyonun iki yüzüdür.
Sonuç olarak; Alevi toplumunun hassasiyetlerini kaşıyan her türlü alçakça saldırının karşısındayız. Fakat kimse bu haklı tepkiyi, Kılıçdaroğlu’nun siyasi başarısızlıklarını örtbas etmek veya CHP’yi yeniden bir "mağlubiyet sarmalına" sokmak için kullanmasın. Bizim derdimiz kişilerle değil, Türkiye’nin güçlü bir alternatif üretme potansiyeliyle oynayanlarladır.