Ahmet Rıdvan

Ahmet Rıdvan

İki Yanlış Bir Doğru Etmez

İki Yanlış Bir Doğru Etmez

İran’daki rejime bakıldığında…
Bunun modern dünyayla örtüşen bir yönetim anlayışı olduğunu söylemek zor.

Baskıcı.
Despotik.
Halktan kopuk.
Belirli bir zümrenin çıkarına hizmet eden bir yapı.

Bu tür yönetim anlayışlarının kabul edilebilir olduğunu düşünmek mümkün değil.

Çünkü insan doğası buna uygun değil.

İnsan, fikrinin değer gördüğü yerde güçlenir.
Eleştirinin serbest olduğu yerde gelişim olur.
Aidiyet dediğimiz şey, ancak böyle oluşur.

Bunun tersinin olduğu yerlerde ise baskı vardır.
Korku vardır.
Ve en önemlisi, biriken bir öfke vardır.

İran’a bakıldığında, toplumun önemli bir kısmının bu baskıdan yorulduğu açıkça görülüyor.
Gençlerin nefes alamadığı bir ortamdan bahsediyoruz.

Farklı düşünmenin bedelinin ağır olduğu bir düzen…
Uzun vadede ayakta kalabilir mi?

Ama mesele sadece İran değil.

Bir de karşı cepheye bakmak gerekiyor. Kimmiş bunlar?

Bir tarafta, söyledikleriyle yaptıkları sürekli çelişen bir yönetim anlayışı.
Diğer tarafta, dünyanın gözü önünde yaşanan büyük trajedilerin sorumluluğunu taşıyan bir aktör.

Şimdi bu iki güç çıkıp,
“İran’a demokrasi getireceğiz” diyor. Tabi ki kendi çıkarları için.

Emperyal güçler ülkelerde demokrasi ve özgürlüklerle ilgilenmez. Ülkelerdeki iktidarların kendileriyle olan uyumu ve ülkelerin kaynaklarını nasıl sömürdüğüyle ilgilenirler.

Burada durup düşünmek gerekiyor, demokrasiyi bunlar mı getirecek?

Peki şunu da soralım:

Demokrasi, dışarıdan getirilebilecek bir şey midir?

Yoksa toplumların kendi iç dinamikleriyle mi oluşur?

İran’daki rejimin değişmesi gerektiğini düşünen çok insan var.
Bu görüş anlaşılabilir. Şu anda İran halkı düşmanlarına karşı birleşmiş olması da değişim için büyük bir başlangıç olabilir.

Ancak bu değişimin, dış müdahaleyle ve özellikle bu aktörler eliyle yapılmaya çalışılması…
Başka bir sorunu çözmekten çok, yeni sorunlar üretir.

Gerçek değişim içeriden gelmeli.
Bu şekilde zor olur, sancılı olur…
Ama kalıcı olur.

Dışarıdan gelen değişimler ise çoğu zaman sadece güç dengelerini değiştirir.
Adaleti değil.

Ve her zaman olduğu gibi…
Bu güç mücadelelerinin en ağır bedelini yine masumlar öder.

Özellikle çocuklar öder.

En savunmasız 165 masum yavru öder..

Bu yazı toplam 117 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
Ahmet Rıdvan Arşivi