DESTEK DEĞİL KÖSTEK
“Bu fatura ile ilgili dönem tüketim bedeli 5451.50 olup, 2568.05 TL’lik devlet desteği sonrasında ödenmesi gereken fatura tutarı 2883.45 TL’dir.”
Bu bir doğal gaz faturası.
Sıradan bir ev, sıradan bir kış.
Ama sıradan bir vatandaş için hiç de sıradan olmayan bir rakam.
Faturanın altına küçük bir not düşülmüş:
“Devlet desteği uygulanmıştır.”
Deveyi hamuduyla götürüp, "al bu da sana lütfum" dercesine bir parça bal sür!
Allah razı olsun!
Bu destekse, desteksizi nasıl olurdu?
Çünkü önce rakamı 5 binlerin üstüne çıkarıp, sonra biraz kırpıp “destek verdik” demek; destek falan değildir.
Bu, insanın nabzını düşürmeye yönelik bir algı oyunudur.
Bindir, şişir, sonra makyajla…
Ekonomi değil, psikolojik eşik yönetimi bu.
Bir köşe yazısına böyle bir cümleyle başlamak normalde tercih edilmez.
Ama memleketin hali normal değil.
Çünkü bu tek cümle, sayfalarca anlatılandan daha dürüst.
Soğuk, teknik, ruhsuz…
Fakat gerçek...
Önce 5.451 TL’lik bir tüketim bedeli çıkarıyorsunuz.
Sonra bunun üstünden 2.568 TL düşüp “devlet desteği” diyorsunuz.
Geriye kalan: 2.883 TL.
Ve buna “ödenecek tutar” diyorsunuz.
Peki soralım:
Bu destek kime?
Bir vatandaş faturayı eline aldığında rahatlıyorsa, işte o destek olur.
Asgari ücretin 28 bin , pardon 28.075,50 TL olduğu bugün, insanlar faturayı açarken içi sıkışıyorsa, kalbi hızlanıyorsa, boğazı düğümleniyorsa, orada destek falan yoktur.
Orada algı yönetimi vardır.
Yapılan şey çok net:
Önce değerinin çok üstüne çıkar, zam yap!
Sonra biraz geri al, “bak destek verdik” de!
Bu, vatandaşı korumak değil, vatandaşı oyalamak.
Nabzı düşürmeye çalışmak.
Sessiz kalmasını sağlamak.
Doğalgaz faturaları fahiş.
Elektrik faturaları fahiş.
Su faturaları fahiş.
Üstüne üstlük, düzenli ödenen maaş-çık-larınızla “tasarruf edin” deniyor.
El insaf!
El ayıp!
El günah!
Bunca vebalin altından nasıl kalkacaksınız?
İnsanlar tek odada ısınıyor.
Banyoda süre tutuyor.
Işığı açarken tereddüt ediyor.
Buna rağmen faturalar düşmüyor.
Çünkü sorun tüketimde değil.
Bir ülkede insanlar temel ihtiyaçlar arasında seçim yapmaya zorlanıyorsa ;
“Bu ay elektriği mi ödesem, doğalgazı mı?” diye düşünüyorsa, orada sosyal adaletten söz edilemez.
Üstelik mesele sadece enerji de değil.
Gıda, kira, ulaşım, su…
Esnaf zam yapıyor, denetim yok.
Herkes yükü vatandaşa yıkıyor.
En altta kalan yine sabit gelirli, emekli, asgari ücretli.
Isınmak lüks değildir.
Aydınlanmak lüks değildir.
Temiz su lüks değildir.
Ama bu ülkede temel ihtiyaçlar lüks gibi fiyatlanıyorsa, orada problem kış değil, orada problem aymazlıktır...
Asıl tehlikeli olan ne biliyor musunuz?
Buna alışılması isteniyor.
Ancak gerçek faturada yazıyor.
Hem de hiç süslenmeden bindirilmiş bedelle...
Bugün yanan sadece doğalgaz değil.
Elektrik değil.
Su değil.
Bugün yanan:
Vicdan!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.