İsmail Kadı

İsmail Kadı

ÇILDIRMA HALLERİ...!

ÇILDIRMA HALLERİ...!

 

Bu ülkede, bu topraklarda neler olduğunu, neler yaşandığını tek tek sakin bir anlatımla bağırmadan, küfür etmeden, korkutmadan, ötekileştirmeden ülkeyi yönetenler anlatmalı.

Hergün akla hayale gelmeyecek vahşice ölüm ve saldırılar oluyor.

Bütün bunların bir anlamı veya bir nedeni olmalı.

Yaşananlar sıradan gerekçelerle geçiştirilemez izah edilemez konulardır.

Bu toplum bu hale nasıl geldi veya nasıl getirildi.

Herkes bu soruyu vicdanına sormalı.

Daha dün Sakarya’da iki haydut - cani, masum savunmasız üç insanı katletti.

Üç insan diyorum, bir anne ve karnındaki dünyaya gelmemiş bir bebek üçüncü kişi ise 10 aylık bir yavru.

Bu işin neresinden bakarsanız tam bir vahşet.

Bu tür yaratıklar ne yazık ki aramızda dolaşıyor.

Son aylarda şortlu kadınlara yönelik saldırılar hız kesmiyor.

Saldırganların ortak özellikleri düşünce ve inançlarına aykırı buldukları kadınları “uyarı amaçlı dövdüklerini” söylüyorlar.

Herkes sokakta  hoşuna gitmeyen giyimli kadınlara şiddet uygularsa durumumuz ne olur!

Bunu karşılığının en tipik örneği Sakarya’daki vahşet olarak karşımıza çıktı.

Her konuda düşünce ve görüş beyan eden bu ülke yöneticileri nedense şortlu kadınlara yönelik saldırılarda tek kelime etmemekte ısrarlı.

Tabiki sorunlar sadece bu konularla sınırlı değil.

Hergün şehit haberleri geliyor.

Şehit haberlerini yandaş gazete ve televizyonlar yer vermiyor, sansürlüyor.

Sanılıyor ki, bu haberler verilmeyince toplum bunları öğrenemeyecek, daha az acı çekecek.

Halbuki insanlar bilgilenebilecekleri çok sayıda sosyal medya alanı var.

Yazılı basının, görsel basının güvenilir olmaktan hızla uzaklaşması bu yüzdendir.

Şiddet toplumun tüm kesimlerinde hızlı bir şekilde yaygın hale geliyor.

Geçtiğimiz hafta salı günü sabah sporu için erken saatte kalkmıştım, şehir merkezinde yürüyüşümü tamamladım.

Eski öğretmenevinin olduğu parkta spor aletleri ile spor yapıyordum.

Yanımda gazetemizin yazarlarından Tuncer Altunbulak vardı.

Saat sabah 06:00 sıralarıydı.

Dört genç parka geldi, masanın birine oturdular.

Bir süre sonra ellerinde bulunan jopları birbirine sallamaya başladılar.

Bir süre sonra pala denilebilecek bıçaklarını çıkarttılar.

Masalara vurarak ses çıkartmaya devam ettiler.

Bir süre sonra tahminen 07:00 sıralarında birbirleriyle itişe kalkışa parktan ayrıldılar.

Gebze şehir merkezine doğru gittiler.

Biz de kendi aramızda şöyle bir kanaate vardık;

Bu çocuklar ortalama yaşları 18-20 arasında muhtemelen geceyi sokakta geçirmiştiler.

O andaki düşüncelerimi içim acıyarak kağıda

döktüm.

***

Gece sessiz soluk alıp veriyor olmalı...

Hayat kendi akışı içerisinde zamana yenik düşmüş.

Biz kendi öykümüzü yazıyoruz.

Yıllar ne çabuk geçiyor.

Düz beyaz defterimde yazılanlara bakıyorum.

Yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgi özgürlük kavramı insan olmanın çok uzağında.

Nereden başlasam, nerede soluklansam, nerede bitirsem bu acılı ve hüzün dolu öyküyü.

Öyle çok acıyor ki her yanımız anlaşılmaz bir ızdırap içindeyiz.

Yarın yine çok umutlu değiliz.

Her gece bir sonraki geceyi aratıyor.

İnsanlar bu denli öfkeyi nerede biriktirdi.

Yinede umutlu olmak tek çıkış yolu.

Bu yazı toplam 971 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
İsmail Kadı Arşivi