CHP VE YEŞİL VADİ!
Türkiye’nin siyasi hafızasında Cumhuriyet Halk Partisi, her zaman bir yandan köklü devlet geleneğini, Cumhuriyeti, kuruluş ve kurtuluşu temsil eden, diğer yandan ise bitmek bilmeyen iç çekişmelerin adresi olan bir yapı olarak yer etmiştir. Bu durum, partinin kırk küsur yıl aradan sonra sandıktan birinci parti olarak çıktığı günümüzde bile değişmiyor. Başarı, beraberinde bir kenetlenme getireceğine, tuhaf bir şekilde tasfiye edilmiş hiziplerin yeniden canlanma çabasına ve akıl dışı bir rövanş hazırlığına zemin hazırlıyor.
Bugün gelinen noktada CHP’nin en büyük sınavı rakipleriyle değil, kendi içindeki "statüko muhafızları" iledir. Partinin aldığı rüzgarı kesmek isteyen bir kesim, akıl almaz bir argümanla sahneye çıkıyor: "Kemal Kılıçdaroğlu geri dönmeli ve partiyi arındırmalı." Bu söylem, neresinden tutarsanız tutun, mantık sınırlarını zorlayan bir kara komediden ibarettir.
On üç yıl boyunca genel başkanlık koltuğunda oturmuş, bu süre zarfında girilen her seçimi istisnasız kaybetmiş ve CHP’yi ana muhalefet çizgisine adeta demirlemiş bir figürün, bugün bir "kurtarıcı" gibi sunulması siyaseten açıklanabilir bir durum değildir. Bu tablo, Türk sinemasının unutulmaz eseri Tosun Paşa filminin o meşhur final sahnesini birebir hatırlatıyor. Yeşil Vadi’yi kaybeden ve perişan halde çöle sürülen Tellioğlu ailesinin o trajikomik hali, bugünkü Kılıçdaroğlu hayranlarının durumuyla birebir örtüşüyor. Filmde evin uşağı ve sahte Tosun Paşa olan Şaban’ın, her şey kaybedilmişken ortaya çıkıp "Yeşil Vadi yeniden bizim olabilir" demesi ve çözüm olarak "Ben şimdi yeniden Tosun Paşa olacağım" teklifini sunması ne kadar absürtse, bugün Kılıçdaroğlu’ndan medet ummak da o kadar absürttür.
Lütfü Bey (Şener Şen) karakterinin o çaresizlikle sorduğu "Peki nasıl olacak?" sorusu, bugün partinin geleceğine odaklanmış milyonların sorusudur. Ancak cevap yine aynı sığlıktadır: Geçmişin yani Kılıçdaroğlu döneminin başarısızlıklarını birer "erdem" gibi sunarak, eski konforlu koltuklarına geri dönmek isteyen bir avuç insanın ikbal kavgası. Kılıçdaroğlu ve çevresini kuşatan bu grubun tek derdi, partinin iktidara yürümesi değil, kendi küçük ve steril iktidar alanlarını yeniden tesis etmektir.
CHP’nin önündeki asıl engel, bu bitmek bilmeyen işte bu hizip üretme mekanizmasıdır. Parti, kendi içindeki safraları cesaretle temizlemediği, kişisel hırsların yerine sağlam ve çağdaş, sol, sosyal demokrat ideolojik altyapıyı inşa etmediği sürece bu zaferler saman alevi gibi sönmeye mahkumdur. Birinci parti olmanın getirdiği tarihi sorumluluk, geçmişin mağlubiyetlerine sarılmayı değil, o mağlubiyetlerin mimarlarıyla araya kesin bir mesafe koymayı gerektirir. Aksi takdirde, Yeşil Vadi hayaliyle çöl kumları arasında kaybolup gitmek, bu asırlık çınar için kaçınılmaz bir son olacaktır.
Dip not: İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet'e sistematik olarak sürdürülen absürt siyasi saldırılarda bu anlamda değerlendirilebilir.
CHP'nin Kocaeli'de Büyükşehir Belediyesini kazanmaya en yakın isminin yıpratılma girişimleri CHP ve içindeki kalıtsal hastalığın sonucudur.