BİR USÛL MESELESİ
Bir gün köyün birinde düğün olmuş.
Toy kurulmuş, Erkân-ı Şerif düğüne davet edilmiş.
Efendime söyleyeyim düğün başlamış.
Ama davul yalnızca sokağın başında çalınmış. Sokağın aşağısındakiler, diğer sokaktakiler sesi duymuşlar.
Varıp davulcuya sormuş:
“Bizim düğün değil mi bu?”
Davulcu demiş ki:
“Beni buraya çağırdılar.”
Köyün yaşlısı başını sallamış:
“Davul çağırılan yerde çalar ama düğün bütün köyündür.”
Bu kıssa aklıma geldi, bir ilkokulda karne günü yaşananları duyduğumda.
Bir okulda karne günü bir organizasyon yapılıyor. Belediye başkanı, İlçe Milli Eğitim Müdürü, İlçe Sağlık ve Sosyal Hizmetler yöneticileri orada. Protokol tamam.
Sonradan yapılan açıklamaya göre bu bir “tören" değilmiş.
“Tören değildi” ne anlama gelir?
Protokol listesi yapılmadı.
Resmî davet yazısı yok.
Program MEB mevzuatına göre düzenlenmedi.
Ama bu, yapılan işin kamusal niteliğini ortadan kaldırmaz.
Bir etkinliğin tören sayılması için adının tören olması gerekmez; kamusal görünürlük taşıması yeterlidir.
Adı tören olmasa da fotoğraflar tören demektedir.
Tören demek, nitelik meselesidir.
Kamu yöneticileri varsa kamusal etkinliktir
Kamusal olan her şey ise usule ve eşitliğe tabidir
Adı ne olursa olsun, kamu yöneticilerinin bir arada bulunduğu, öğrenci ve velilerin önünde gerçekleşen bir etkinlik kamusal bir görüntü oluşturmuyor mu?
Tören denmese de kamu adına yapılan bir iştir bu.
Aynı mahallede birbirine çok yakın dört ilkokul varken yalnızca birine gidilmiş, diğerleri yok sayılmış.
Eğer bu etkinlik resmî değilse, bu kadar üst düzey katılım neden sadece tek bir okulda gerçekleşti? Resmîyse zaten sorun başlı başına ortadadır.
Bir başka dikkat çekici nokta ise semt muhtarının davet edilmemesi...
Burada önemli bir ayrımı yapmak gerekir:
Muhtar, mahallenin mülki amiri değildir; mülki amir ilçe düzeyinde kaymakamdır.
Ancak muhtar, halkın oyuyla seçilmiş, mahallenin resmî ve yerel temsilcisidir.
Bu nedenle mahalle sınırları içinde yapılan, kamusal nitelik taşıyan bir etkinlikte yok sayılması yetki değil, usul ve temsil sorunudur.
Kamu yönetimi “çağrıldım geldim” anlayışıyla hareket edemez.
Asıl sorumluluk daveti kabul edenlerdedir.
“Bu organizasyon resmî mi?”
“Aynı mahalledeki diğer okullar neden yok?” “Mahallenin seçilmiş temsilcisi çağrıldı mı?” soruları sorulmadan atılan her adım, eşitlik ve hakkaniyet duygusunu zedeler.
Liyakat ve adalet, büyük cümlelerle değil, küçük tercihlerle kendini gösterir.
Kamu görevi, görünür olmaktan ziyade herkese aynı mesafede durabilme sorumluluğudur.
Aksi hâlde kıssadaki davulcu gibi oluruz.
Davulcu çağrılan yerde çalar ama düğün bütün mahallenindir.
Sürç-i lisan ettiysek affola.
Amacımız bağcı dövmek değil, üzüm yemektir.
U- mutlu haftalar efendim.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.