Gebze 1 Mayısının Ardından: Gözlemler, Eleştiriler ve Kazanımlar
Gebze’de kutlanan 1 Mayısların belirgin dört açmazı bulunmakta ve bu açmazlar her yıl eksiksiz bir şekilde karşımıza çıkmaktaydı.
Birincisi; konfederasyonların İstanbul’da merkezi kutlamalar düzenleyip Gebze’deki üyelerini de oraya çağırması, kentli sendikaların ise bu çağrıya karşılık vererek 1 Mayıs’a Gebze’de değil İstanbul’da katılmasıydı.
İkincisi; aynı kentin iki ayrı noktasında, İzmit merkezde ve Gebze’de farklı 1 Mayıs kutlamalarının yapılmasıydı. Bu durum, Gebze’nin İstanbul ile Kocaeli arasında sıkışmışlığının bir yansıması olarak karşımıza çıkıyordu. Ne tamamen İstanbul’a gidebiliyor, ne İzmit’teki kutlamalara katılabiliyor, ne de İzmit’te gerçekleşen 1 Mayısları Gebze’nin 1 Mayısına ekleyebiliyorduk. Buna ek olarak, Gebzeli sendikaların ya da siyasi partilerin İzmit’i tercih etmesi de Gebze’deki katılımı olumsuz etkiliyordu.
Üçüncü açmaz; ilçe idarecilerinin her 1 Mayıs öncesi Gebze kent meydanını kutlamalara kapatmak istemesi ve kutlamaların insandan, şehirden ve yaşamdan uzak, kent mezarlığının yanında kapalı semt pazarında yapılmasını istemesiydi. Gebze Sendikalar Birliği bu yaklaşımı haklı olarak kabul etmiyor, fakat görüşmeler son güne kadar sürdüğü için yeterli çalışma ve duyuru yapılamıyor, bu da katılımı olumsuz etkiliyordu.
Dördüncü açmaz ise kentsel değil, ülkesel bir sorundu: emekçinin kendisini doğrudan ilgilendiren gündemlere ilgi göstermemesi ve 1 Mayıs kutlamalarına katılmaması.
Dilovası, Gebze, Darıca ve Çayırova ilçeleriyle birlikte yaklaşık 850 bin nüfusu barındıran, çoğunluğu fabrika işçisi olan bir kentte kutlamaların sayısal azlığı, genel olarak bu dört nedene bağlıydı. Son iki yıl, bu açmazların en yoğun yaşandığı dönem oldu. Neyse ki 2026 1 Mayısı, bazı olumsuzlukların aşılabildiği bir yıl olarak hafızalara kazındı.
Gebze 1 Mayıslarının dinamosu her zaman Petrol-İş sendikası ve ona bağlı fabrika işçileri olmuştur. Her 1 Mayısın en kalabalık, en coşkulu, en dinamik kortejlerini onlar oluşturur; kutlamalara güzellik katarlar. Bu yıl farklı bir şey oldu: o coşkuya Birleşik Metal-İş 1 No’lu Şube işçileri de eşlik etti. Daha önceki yıllarda İstanbul’u tercih eden şube, bu kez olması gereken yerde, Gebze’deydi. Petrol-İş ile birlikte bu 1 Mayıs’a enerji, güç ve anlam kattılar. 2 No’lu Şube’nin de anlamlı katılımıyla muhteşem bir kalabalık ortaya çıktı.
Gebze ve İzmit’teki kutlamaların farklı saatlere alınması, bazı kurum ve kuruluşların iki kutlamaya da katılmasına olanak sağladı. Bu yıl ayrıca yer sorunu yaşanmadı; üstelik bu, kent idarecilerinin izin verdiği için değil. Gebze Sendikalar Birliği’nin ortak davranarak sergilediği kararlı tutum, izne takılmadan Trafo’dan yürüyüşe çıkılması ve meydanda 1 Mayıs kutlanması noktasında ısrarcı olunmasıyla kesinleşti. Fabrikalarda, servis noktalarında ve kent meydanında yapılan duyurular; Gebze kent meydanının önceden kararlaştırılıp ilan edilmesi belirsizliği ortadan kaldırarak insanların gönül rahatlığıyla 1 Mayıs’a katılımını mümkün kıldı.
Dördüncü açmaz olarak tanımladığımız ‘emekçinin ilgisizliği’ ise en azından bu yıl Gebze ölçeğinde farklı bir izlenim yarattı. Kentte gerçekleşen iş cinayetleri, grevler ve yaşanan yoksullaşma; İsrail ve ABD’nin hem Filistin hem de İran üzerindeki saldırgan, savaşçı politikalarına karşı duyulan öfke ile birleşerek, yoğun yağmura ve soğuk havaya rağmen insanların alana akın etmesini sağladı ve güçlü bir katılım ortaya çıkardı.
Elbette her 1 Mayıs gibi bu yılın da bazı sorunları vardı. Birincisi, kentin dinamik yapılarından eğitim sendikalarının kortej oluşturulurken arka taraflara bırakılması ve bütünlük hissinin zayıflamasıydı. Aynı durum sosyalist partiler için de geçerliydi. İşçi sınıfı mücadelesinde her zaman var olan sosyalist partiler, kortejlerde hak ettikleri görünürlüğü yine bulamadılar.
Kortejlerin ön tarafındaki dinamik yapı ile arka tarafın geri bırakılmışlığı arasındaki fark, aynı ruh hâlinin taşınmasını engelliyordu. ‘Sonuçta meydanda yan yana geliniyor’ diyebilirsiniz; ama gerçekten öyle mi? Bununla bağlantılı bir başka gözlem ve eleştirim ise şu: Sendikalar alana gelen işçilerini meydanda tutamıyor. Yürüyüş bitip alana girildiği anda işçiler bayraklarını toplayıp azar azar alanı terk ediyor ve bütünlük sağlanamıyor. Alan fotoğraflarına bakıldığında, sendikaların pankart ve flamalarıyla işçilerin ne kadar az kaldığı açıkça görülüyor. Buna karşılık sendika yöneticilerinin, kutlamaların bir bütün olduğunu vurgulaması ve alan terkine karşı öncesinde uyarılarda bulunması gerekiyor.
Ayrıca işçi sınıfının en yakın dostu sosyalist yapılar da farkındalıklarını artırabilmek için kendi kortejlerini daha dinamik hâle getirebilir. Ses sistemi, müzik, sokak tiyatrosu, şiirler, şarkılar, halaylar ve danslarla kortejlerdeki işçilerin moral gücü yükseltilebilir. Kortejler oluşturulurken uzun bekleme zamanlarında partilerin kendi kitlesine sesini duyurabileceği etkinlikler yapılabilir. Böylece daha canlı, daha coşkulu ve daha bütünlüklü 1 Mayıslar kutlanabilir.
2026 Gebze 1 Mayısı, yıllardır süregelen açmazların bir kısmını aşabildiğimiz, daha güçlü bir birliktelik duygusunu yaşadığımız bir gün oldu. Petrol-İş’in coşkulu kortejine Birleşik Metal-İş’in katılımı, eğitim sendikalarının ve sosyalist yapıların varlığı, yağmura ve soğuğa rağmen alanı dolduran işçilerin kararlılığı; hepsi bir araya gelerek umut verici bir tablo ortaya çıkardı.
Bu tablo bize gösterdi ki; eksikliklerimizi tartışarak, hatalarımızdan ders çıkararak ve dayanışmayı büyüterek çok daha güçlü 1 Mayıslar yaratabiliriz. Gebze’nin meydanında yükselen ses, yalnızca bugünün değil, yarının da habercisidir.
Birlik, mücadele ve dayanışma ruhu ile… Yaşasın 1 Mayıs!
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.