Dilan Çin

Dilan Çin

yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

KEFİR

A+A-

Kefir, çok eski yıllardan beri özellikle Kafkasya bölgesinde yapılan, süt asidi ve alkol fermantasyonu yardımıyla yapılan köpüklü, koyu kıvamlı (yoğurt kıvamında), hafif ekşimsi fermente bir süt ürünüdür.

Kefir; inek, koyun ve keçi sütünden yapılan, yüksek miktarda B1, B12 ve K2 vitamini, kalsiyum, magnezyum, biotin, folik asit, amino asitler, enzim ve probiyotik içeren bir içecektir. Fermente süte, kefir kültürü ya da kefir taneleri ilave edilerek yapılan kefirin içeriğinde pek çok faydalı mikroorganizma bulunur. Probiyotik özelliği ile fermente süt ürünleri içinde önemli bir yere sahiptir. Bu yüzden başta gastrointestinal sistem olmak üzere, kalp damar sağlığı ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gibi pek çok faydası olduğu bilinmektedir.

Kefir, süt ve süt ürünleri, kemik sağlığının korunması başta olmak üzere vücutta pek çok önemli görevleri bulunan ve insanlarda yaşam boyu gereksinim duyulan minerallerden bir tanesi olan kalsiyumun temel kaynağıdır. Çocukluk döneminde kemik yapımının, büyüme ve gelişmenin sağlıklı bir şekilde devam ettirilmesi, yaşlılık döneminde ise osteoporoz gibi kemik hasarıyla ilişkili hastalıkların önlenmesi açısından önemlidir.

Günlük olarak tüketildiğinde metabolizma üzerinde rahatlatıcı bir etkisi olduğu düşünülen kefirin aynı zamanda karaciğer ve böbrek fonksiyonları üzerinde olumlu etkisi olduğu görülmüştür. İçeriğindeki yoğun mikroorganizmalar ve probiyotik özelliğiyle bağırsak florasının düzenlenmesinde de önemli bir rol oynar. Bağırsaklarda var olan faydalı bakterilerin beslenmesi için besin görevi gören prebiyotiklerin yanı sıra bağırsak florasını ve mikroorganizma çeşitliliğini sağlayan probiyotikler de bağırsaklar için oldukça faydalıdır. Yapılan kısıtlı bir araştırmaya göre kefirin düzenli olarak 6 ile 9 ay boyunca tüketilmesi durumunda, bağırsak bozukluklarını %99, uykusuzluk problemlerini %60, depresyonu %50 ve yüksek tansiyonu %30 oranında iyileştirdiği saptanmıştır.

Kefirin faydaları arasında anti kanserojen etkinin de yer aldığı düşünülür. DNA hasarlanması ve mutasyona bağlı olarak kanser hücrelerinin oluşumunda rol oynayan bazı enzimlerin aktivitelerini azalttığı, asiditeyi artırarak, yağ asitlerinin üretimini arttırdığı ve apopitoz olarak bilinen hücre ölümünü hızlandırarak, kanser oluşumunu engellediği düşünülür. 

 

  • Sindirim sistemini mükemmel bir şekilde düzenler.
  • Damar sertliğini ve kas kasılmalarını önler.
  • Sinir sistemini güçlendirir.
  • Mikrobik enfeksiyonlara karşı direnci arttırır.
  • Kilo kontrolünde yardımcıdır.
  • Stresi azaltır, sakinleştirir.
  • Kolesterolü düşürür.
  • Uykusuzluğu ve sinirsel depresyonu ortadan kaldırır.
  • Yüksek tansiyonu düzenler ve dengeler.
  • Kan bozukluklarını giderir ve kanı temizler.
  • Karaciğer rahatsızlıklarını iyileştirir.
  • Cildi güzelleştirir ve parlaklık verir.
  • Egzama ve benzeri deri hastalıklarına iyi gelir.
  • Yara ve yanıkların hızla iyileşmesini sağlar.
  • İdrar yolu iltihaplarını tedavi eder.
  • Mide ve bağırsak rahatsızlıklarına iyi gelir.
  • Safra kesesi ve böbrek hastalıklarına iyi gelir.
Bu yazı toplam 1480 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar