DİJİTAL KUŞATMA!
Gutenberg’in matbaayı icadından bu yana medya, toplumları şekillendiren en güçlü enstrüman oldu. Ancak bugün geldiğimiz noktada, o eski yazılı basın döneminin sınırlı etkisi, yerini dijital bir kasırgaya bıraktı. İletişim araçlarının baş döndürücü gelişimiyle birlikte medyanın üzerimizdeki etkisi sadece artmadı, adeta bir ivme patlaması yaşadı. Eskiden kağıt üzerinde, kısıtlı bir kitleye ulaşan dezenformasyon ve kara propaganda, artık cebimizdeki o ışıklı kutular aracılığıyla her an, her saniye zihnimize sızıyor.
Bir zamanlar dünyayı birbirine bağlama vaadiyle hayatımıza giren sosyal medya, ne yazık ki bugün her birey ve toplum için toksik, hatta kötücül bir mecraya dönüştü. Geçmişin yalan haberi, bugün sosyal medyanın hızıyla birleşince toplumsal infiallere, kitlesel nefret objelerine ve yıkıcı manipülasyonlara zemin hazırlıyor. Artık sadece gerçeğin eğilip bükülmesinden bahsetmiyoruz; sosyal medya, arsızca işlenen suçların merkezi haline gelmiş durumda.
Tehlikenin boyutu, yapay zekanın bu denkleme dahil olmasıyla korkutucu bir evreye geçti. Artık bir insanın fotoğrafı, sesi, hatta jest ve mimikleri deepfake teknolojisiyle birebir taklit edilebiliyor. Hiç bulunmadığınız bir mekanda, hiç söylemediğiniz sözleri söylerken çekilmiş videonuzun dakikalar içinde milyonlara ulaştığını düşünün. İnsanlar, hiç işlemedikleri suçların öznesi haline getirilebiliyor, itibar suikastlarına kurban gidiyor. Bu, sadece bir teknolojik gelişme değil; bireyin varlığına yönelik doğrudan bir saldırıdır.
Bu önü alınamaz görünen sürece teslim olmak zorunda değiliz. Sosyal medyanın bir suç merkezine dönüşmesine karşı koymak için çok katmanlı bir savunma hattı kurmamız şart:
Gördüğümüz her içeriği gerçek kabul etme safdilliğinden kurtulmalıyız. Teyit mekanizmalarını kullanmak, bilginin kaynağını sorgulamak artık bir lüks değil, dijital bir hayatta kalma becerisidir.
Teknoloji şirketlerinin özgürlük kılıfı altında sorumluluktan kaçmasına izin verilemez. Uluslararası düzeyde, yapay zeka ile üretilen suç içeriklerine karşı ağır yaptırımlar ve hızlı müdahale yasaları devreye alınmalıdır.
Yapay zekanın yarattığı tahribatı yine yapay zeka ile durdurmak mümkün. İçeriklerin gerçek olup olmadığını doğrulayan dijital imza ve doğrulama teknolojileri standart hale getirilmelidir.
Sosyal medyayı kontrolsüz bir tüketim alanı olarak değil, riskli bir mecra olarak görmeli; dijital izlerimizi ve mahremiyetimizi koruma konusunda daha bilinçli hareket etmeliyiz.
Sonuç olarak; teknoloji geliştikçe kötü niyetli odakların yöntemleri de karmaşıklaşıyor. Ancak unutmamalıyız ki; dezenformasyonun panzehiri hakikat, manipülasyonun panzehiri ise bilinçtir. Ekranların bizi köleleştirmesine ve suçun öznesi yapmasına karşı durmak, modern insanın en büyük onur mücadelesidir.