Dilek ALP

Dilek ALP

BİZ ORTAÇAĞIN CADILARI MIYIZ?

BİZ ORTAÇAĞIN CADILARI MIYIZ?

21. yüzyılda ortaçağdan bahsedilir mi? Bahsedilir… Sanırım bu yüzyılın cadıları da BİZ KADINLAR ilan edildik yine… Hoş tarihin sayfalarına baktığımızda her yüzyılın cadıları var, sanırım biraz da kılıfına uydurma durumu…

Ortaçağ'da Avrupa'nın pek çok bölgesinde batıl inanç kaynaklı sihir ve büyünün varlığına inanılıyordu. Cadı kavramı, büyü ve sihir yaparak gücünü kötüye kullanan kişileri tanımlamak için kullanılırdı. Bu kişilerin çoğu toplumun en zayıf halkası olarak kabul edilen kadınlardan oluşuyordu.

Suçlanan cadılar genellikle belirli bir sosyal profile uyardı. Genellikle yaşlı bilge kadınlar, dullar, göçmenler, ekonomik imkânları olmayan, simya bilgisi olan, bazen geçimlerini sağlamak için ebe veya şifacı olarak çalışan kişilerdi. Bu kadınlar hizmet ettiği toplulukları için aslında değerliydi.

Bununla birlikte, bitkilerin ve insan vücudunun özelliklerine ilişkin derinlemesine bilgileri, dini gelenekler dogmatik hale geldikçe onları savunmasız hale getirdi. O dönem Kilise’nin iyileştirici güçleri dışında sihir veya büyücülükle bağlantılı gibi görünen her şey şüpheli olarak etiketleniyordu. Talihsiz olaylar genellikle Şeytan'ın varlığı veya Tanrı'nın cezası ile ilişkilendirilirdi. Mahsuller başarısız olduğunda, fazla yağmur yağdığında, depremlerde, bir çocuk hastalandığında veya basit bir yangında dahi, bu kadınların yetersiz yaşam koşulları, onları kadın düşmanı, batıl inançlı, dini argümanı fazla, büyük ölçüde eğitimsiz Ortaçağ toplumu için mükemmel günah keçileri haline getirdi. Ne kadar tanıdık hikâyeler değil mi? Yüzyıllar geçse de hiç yol kat edememek ne büyük hezeyan…

Şu durumda bana her gün 8 Mart. Yarım asırlık hayatımın her döneminde en büyük zararları hemcinslerimden görsem de kadınları hala dinlemeye, onları cesaretlendirip, özgüvenlerini tamir etmeye gayret ediyorum. Bana göre feministim, ama acaba sen “feminist” kelimesinden ne anlıyorsun diye sormalıyım şuan… Kısaca, var olan haklarımızın savunucusuyum, kadınların kendileri tarafından değerlerinin farkına varması için çalışıyorum diyebilirim. Siyasi partilerin göstermelik, içi doldurulmamış kadın politikalarından, çoğu sivil toplum örgütünün laf olsun torba dolsun tarzı kadın hareketlerinden ziyadesiyle rahatsız oluyorum.

Tekrar tekrar tarihe dönmek istemiyorum, benim tarihten anladıklarımın bir sonucu olarak kaleme alıyorum hislerimi. Yurdumuzun yüzde 50’sinin KADIN olduğunu bilerek ve bir cinsi nasıl yok saymak istediklerini yaşayarak...

Ülke toprağımın her coğrafyasında üçüncü sayfa haberlerinin gündemi ile nasıl işgal ettiğine öfkeyle bakakalıyorum. Nişanlısı tarafından aile baskısıyla tecavüze uğramaktan son anda kaçıp kurtulan kızlar, öldürülen kadınlar, tecavüze uğrayanlar, evlendirilen çocuklar... Kadınların düğünlerde oynamasına takılanlar, kadınların gülmelerine, tahrik olunan diz kapaklarına, hamile kadınlara sarf edilen sözlere, kimin hangi akrabalık derecesine göre evlenebilme olanaklarına, kaç çocuk doğrulmasına ilişkin beyanatlara, kızlı-erkekli diye kavramların ortaya çıkışına, mağdur gösterilmeye çalışan kadın profillerine öfkelenmekle kalamıyorum artık… 21.yüzyılda ortaçağın donuk, soğuk gri rengi kalbime basıyor. Bu insanların içindeki şiddet eğilimleri ortaya çıkıyor dillerinden, gözlerinden, seslerinden... Sevmiyorlar kadını, bildiğiniz “sevmiyorlar”… Değer vermiyorlar, oy için, para için, koltuk için, bedeni ihtiyaçlar için... Ve BİZ KADINLAR olanı biteni gayet iyi biliyoruz, oldukça iyi anlıyoruz, ama ses çıkarmıyoruz, çıkarmayı tercih etmiyoruz, birbirimizle kavgamızdan, egomuzdan, kibrimizden ortak ve kuvvetli bir ses çıkartamıyoruz. 

Birçok şeye öfkeliyim, ama hemcinsime daha çok;

* Gelişmek yerine, dönüşmeyi daha kolay bulduğunuz için,
* Annelik kavramı ile kadınlık kavramının arasındaki ince çizgiyi yok ettiğiniz için,
* Kişisel hak ve özgürlüklerinizi başka birilerinin avucuna bıraktığınız için,
* Beğenebilirsiniz, alkışlayabilirsiniz, dinleyebilirsiniz lakin sizi hırpalayan siyasetçi ve yöneticilere; körü körüne, dediklerini anlamaya çalışmadan, sizleri ve kadınlığınızı değersizleştirilmenize izin vererek ve bir de bunu ısrarla savunarak onların kölesi olduğunuz için,
* Okumadığınız ve bunu yapmamak adına milyonlarca mazeret bulduğunuz için,
* Size en büyük değeri veren, yüksek hayat standartlarından haberdar eden ATATÜRK'ün "kadınlar" için neleri öngördüğünü araştırmaktan bile yoksun olduğunuz için,
*Kendinize bilim insanı, doktor, avukat, mimar ve nice meslek dallarından birini layık göreceğinize tarihimizin doğurgan cariyeleri pozisyonuna düşürmekten üzüntü duymadığınız için,
* Yurttaşlık haklarınızdan bir-haber olup, araştırma yapmaya bile gerek duymadığınız için,
* İnançlar ve din olgusunun akıl, bilgi ve mantık kavramları ile birlikte yürüyebileceğini kabul etmediğiniz için,
* Bizleri sadece zevk veren et parçası olarak gören erkeklere göz yumduğunuz, bilgi ve akılla sahalara inmediğiniz için,
* Birleştirici gücünüzün farkında olduğunuz halde, kendiniz ve ülkeniz için kılınızı kıpırdatmadığınız için,
* Televizyona köle olduğunuz için,
* Düzenli olarak gazete okuma alışkanlığına sahip olmadığınız için,
* Her şehirde bulunan kütüphanelerden faydalanmadığınız için,
* Sanattan uzak durduğunuz için,
* Hayatınıza dair hiç bir hedef koymadığınız, basit ve kolay yolları tercih ettiğiniz için,
* Cahil ve fütursuz konuşmaları kendinize layık gördüğünüz için,
* Kalitenin para ve işle bağlantılı olmadığını, görgü ve bilginin sonradan kazanılan karakter parçaları olduğunu önemsemediğiniz için,
* Ve gündemi takip etmeden, araştırıp gerçekleri ö
ğrenmeden; kulaktan duyma bilgiler ile konuşacak kadar cesaretli olmanıza KIZIYORUM…

Erkeklerimiz, güzel-çirkin, yoksul-zengin, eğitimli-eğitimsiz, başörtülü-başı açık, fark etmeksizin kadınları yok sayıyor, öldürüyor. Biz ne yapıyoruz? Katillerimize duruşmada temiz giyindikleri, uslu durdukları için indirim yapmasınlar diye söyleniyoruz, en iyi ihtimalle tweet atıyoruz umutsuz bir gayretle.

Ortaçağın cadı avına kurban gitmek istemiyorsanız,
SİLKİNİN, KENDİNİZE GELİN...

NOT:
* Geçen hafta sonu ülkemize çok zamansız yaşatılan, gündemi saçmalıklarla meşgul eden altılı masa krizini çok pervasız ve saygısızca olarak nitelendiriyorum. Belki şahsıma değil ama şuanda doğal bir afetle boğuşan, sayısız ihtiyacı henüz karşılanmamış, acısı yüreğinde insanlarımıza yapılan büyük bir saygısızlık… Şımarıkça

* Deprem gerçeğini iliklerinize kadar hissedin ki, siyasetin kirli yüzünün bu gerçeklerle bizleri nasıl karşı karşıya savunmasız bıraktığını asla unutmayın…


 

 

Bu yazı toplam 11215 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
Dilek ALP Arşivi