BİLİNÇTEN SORGULAMAYA GİDEN YOL
"Sorgulanmamış bir hayat, yaşanmaya değer değildir" demiş Sokrates.
Aynen öyle.
İnsan olmanın en gizemli yanı, sadece nefes alıyor olmamız değil, nefes aldığımızın farkında olmamızdır. Modern yaşamın hızı içinde çoğu zaman otomatik pilotta yaşıyoruz; ancak bizi biyolojik bir makineden ayıran o ince çizgi, bilinç dediğimiz o uçsuz bucaksız deryada gizli. Bilinç, zihnimizin içindeki bir tiyatro sahnesine benzer; dış dünyadan gelen veriler, duygular ve anılar bu sahnede boy gösterir. Ancak bilinç sadece pasif bir farkındalık hali değildir; o, varlığımızın adeta merkez üssüdür. Bilinç sayesinde sadece acıyı hissetmeyiz, acı çektiğimizi biliriz.
Bu noktada devreye giren bilinçlenme ise statik bir durum değil, dinamik bir uyanış sürecidir. Kişinin kendi değerlerini, toplumun ona dayattığı kalıpları ve içinde bulunduğu gerçekliği fark etmeye başladığı o kırılma anıdır. Bilinçlenen insan, hayatı bir seyirci gibi değil, bir yönetmen gibi izlemeye başlar. Ancak bu uyanışın gerçekleşmesi için zihnin işçiliği, yani düşünme ve sorgulama eylemleri şarttır. Birçok insan düşündüğünü sanır, oysa çoğu zaman yapılan şey sadece eski düşünceleri ve alışkanlıkları yeniden düzenlemektir. Gerçek düşünme, bilgileri analiz edip bir sonuca varma sürecidir; sorgulama ise bu sürecin en üst ve en cesur formudur.
Sorgulama, "Bu neden böyle?" diye sormakla başlar. Kabul görmüş doğruların altını oyar, "Neden?" ve "Nasıl?" sorularıyla gerçeğin peşine düşer. Sorgulama, bilinci besleyen en temel damardır; sorguladıkça bilinçleniriz, bilinçlendikçe daha derin düşünürüz. Bu üçlü mekanizma, insanın özgürleşme yolculuğunun motorudur.
Bilinçli bir birey olmak, her sunulanı kabul etmek yerine, zihnin süzgecinden geçirme cesaretini göstermektir. Sorgulama bittiği an, bilinç durağanlaşır ve yerini körü körüne kabullenişlere bırakır.
Bugün ülkemizin içinde olduğu sosyo-toplumsal durum tamda bilinçlenme, sorgulama konusunda ne denli etkisiz olduğundan ibarettir.
Gerçek özgürlük, sadece fiziksel sınırların dışında değil, kendi zihnimizin labirentlerinde sorduğumuz o ilk soruda gizlidir. Bugün kendinize bir iyilik yapın ve en çok emin olduğunuz "doğrunuzu" sorgulayarak işe başlayın; çünkü zihin, sadece soru sorulduğunda gerçekten uyanır.
O zaman bireyden, topluma artık uyanma vaktidir!
Tabi önce zihnimizi çalıştırma için bolca okumak, araştırmak, aydınlanmak, sormak gerekir.