Zeynep Boz Kavak

Zeynep Boz Kavak

Sessizleşen Çocuklar: Duyuyor Muyuz?

Sessizleşen Çocuklar: Duyuyor Muyuz?

Son zamanlarda ortaokul çağındaki bazı çocuklarda dikkat çeken bir değişim var.

Eskiden daha çok konuşan, anlatan, gülen çocukların bir kısmı artık daha sessiz.

Sadece evde değil; okulda, arkadaş ortamında, hatta teneffüslerde bile.

Oysa çocukların sessizliği her zaman “sorunsuzluk” anlamına gelmez.

Bazen bir çocuk en çok konuşmaya ihtiyacı olduğu dönemde içine kapanır.

Ortaokul dönemi, çocukların hem bedensel hem duygusal olarak büyük değişimler yaşadığı hassas bir süreçtir.

Kendilerini anlatmakta zorlanabilirler. Kırıldıklarını söyleyemez, anlaşılmadıklarını düşündüklerinde susmayı seçebilirler. Özellikle yoğun ders temposu, arkadaş ilişkileri, sosyal medya baskısı ve sürekli başarılı olma beklentisi çocukların iç dünyasını sessizce yorabiliyor.

Anne ve babaların burada dikkat etmesi gereken en önemli nokta, sadece çocuğun notlarına değil ruh haline de bakabilmektir.

* Eskisi kadar konuşmuyor mu?

* Sürekli odasında yalnız kalmak mı istiyor?

* Sofra sohbetlerinden uzaklaşıyor mu?

* “İyiyim” deyip konuyu hemen kapatıyor mu?

* Göz teması azaldı mı?

* Sevdiği şeylere karşı ilgisi düştü mü?

Bazen bu küçük gibi görünen değişimler, çocuğun iç dünyasında büyüyen bir yükün işareti olabilir.

Çocuklar çoğu zaman nasihat değil, anlaşılmak ister.

Hemen çözüm sunulmasını değil, gerçekten dinlenmeyi bekler.

Belki de bugün birçok çocuğun ihtiyacı olan şey; “Neyin var?” sorusundan önce gelen sıcak bir “Ben buradayım.” cümlesidir.

Unutmamalıyız ki çocuklar sadece büyümüyor, aynı zamanda içlerinde bir dünya taşıyorlar. Ve bazen en yüksek yardım çağrısı, derin bir sessizliğin içinde saklı olabiliyor

Çocuğumuz Sessizleşiyorsa Ne Yapmalıyız?

Öncelikle panik yapmak yerine fark etmek gerekir. Her sessizlik büyük bir sorun anlamına gelmez ama uzun süren değişimler mutlaka dikkatle izlenmelidir.

Anne ve babalar olarak bazen çocuklarımızın fiziksel ihtiyaçlarını çok iyi takip ediyoruz; yedi mi, uyudu mu, ders çalıştı mı Ama duygusal yorgunluklarını gözden kaçırabiliyoruz.

Peki ne yapabiliriz?

Önce gerçekten dinlemeyi öğrenmeliyiz. Çocuk konuşurken hemen öğüt vermek, sorgulamak ya da eleştirmek yerine onu anlamaya çalışmak gerekir. Çünkü çocuklar yargılanacaklarını hissettiklerinde değil, güvende hissettiklerinde konuşurlar.

Birlikte geçirilen küçük ama kaliteli zamanlar çok kıymetlidir. Bazen kısa bir yürüyüş, birlikte içilen bir çay, telefonsuz geçirilen yarım saat bile çocuğun içini açmasına vesile olabilir.

Kıyaslamaktan kaçınmalıyız. “Senin yaşındayken”, “Bak arkadaşın nasıl” gibi cümleler çocukları motive etmekten çok uzaklaştırabiliyor. Her çocuğun duygusu da yükü de farklıdır.

Başarı kadar ruh halini de önemsemeliyiz. “Kaç net yaptın?” sorusunun yanında bazen “Bugün kendini nasıl hissediyorsun?” sorusunu da sormalıyız.

Ve en ÖNEMLİSİ

Çocuklara sevgimizin başarıya bağlı olmadığını hissettirmeliyiz. Çünkü çocuk, hata yaptığında da sevildiğini bildiği yerde güçlenir. Bazen bir çocuğun yeniden konuşmaya başlaması için büyük çözümler değil; sakin bir ses, güven veren bir bakış ve yanında olduğunu hissettiren bir aile yeterlidir.

Bu yazı toplam 143 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
Zeynep Boz Kavak Arşivi