Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

EMEKLİ!

EMEKLİ!

Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan geçtiğimiz hafta emekli promosyonunu gündeme getirmiş ve emekliler 8-12 bin TL alacak demişti.

Emekliler, bayram öncesi azda olsa ceplerine para girecek diye sevindi.

Ne var ki dağ fare doğurdu.

Emeklinin hevesi kursağında kaldı.

Bilindiği üzere kamu bankaları, 2 yıl önce 3 yıl üzerinden promosyon ödemesi yapmıştı.

Şimdi yeni bir ödeme için kalan 1 yıl düşecek 2 yıllık ödeme yapılacak.

Yani 8-12 bin TL promosyon almak hayal!

Zaten kamu bankalarına kredi nedeniyle borçlu olan emekliler maaşını özel bankaya taşıyamıyor.

Özel bankalar ise vereceği promosyon parasının mislisini emekliden her zamanki gibi fazlasıyla çıkaracak.

Kaldı ki emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunların promosyonla falan çözüme kavuşması olası değil.

Emeklilerin ilk aşamada en az asgari ücret düzeyinde maaş alması gerekiyor.

Ki, asgari ücret bile şu an açlık sınırı maaşı durumunda, asla yeterli olmaz!

Tüm bu yaşadıkları ise emeklilerin kendisinin eseridir.

Yıllarca devlete prim öde sonra sana maaş diye cüzi bir miktar maaş verilsin.

Kimin parasını kimden esirgiyorsunuz diye sorma!

Elin 70-80 yaşında ki emeklisi her yıl ülkemize tatile gelsin, keyif sürsün sen ay sonunu nasıl getireceğim diye kara kara düşün.

Emekliler bu yaşadıklarını hak etmiyor mu?

Çünkü tepkisiz, umarsız ve küçük şeylerle yetiniyor.

Sormuyor, itiraz etmiyor!

Yapılan araştırmaya göre, ülkemizde 10.523.105'i SSK emeklisi, 2.849.668'i BAĞ-KUR emeklisi ve 2.478.471'i Emekli Sandığı emeklisi olmak üzere, toplam 15 milyon 851 bin 244 emekli var.

Hani siyasi parti kursalar tek başına iktidar olurlar.

Ne var ki emeklilerin demokratik, yasal haklarını kullanmak gibi derdi de yok.

Emeklilerle ilgili kurulan dernekler ise yetersiz kalıyor.

Sonuç olarak emekli yaşadığı onca soruna yine kendisinin çare olacağı bilincinden çok uzakta.

31 Mart yerel seçimleri biter emekliler yine az bir maaşla yaşamaya, kendi kendine yakınmaya devam eder.

Yazdığım gibi demokratik, yasal haklarından bi haber!

Sessiz, suskun!

Nazım Hikmet ne diyordu:

‘’Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.’’

Bu yazı toplam 4147 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
Cengiz Akgün Arşivi