Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

ATATÜRK VE PADİŞAH!

ATATÜRK VE PADİŞAH!

1965 yılı yapımı Dr. Jivago filminin bir sahnesinde, araçtan bildiri dağıtılıyor ve kalabalıktakilerden birisi büyük bir sevinçle “Lenin Moskova’da…” diye bağırıyordu.

Yaşlı bir adam ise, “Şu Lenin yeni Çar mı olacak?” diye soruyordu.

1547 yılında Korkunç İvan’ın Ortodoks Kilisesi tarafından Çar ilan edilmesiyle başlayan dönem 7 Kasım 1917’da ki Sovyet ekim devrimine kadar devam etmişti.

Vladimir İlyiç Ulyanov Lenin (1870-1924) yeni Çar olmadı, ülkesinde kapitalizmin karşısında eşitlik ve özgürlük idealleriyle Sosyalizm pratiğini yaşama geçirmek için çaba gösterdi.

O yıllarda ise Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Anadolu’da emperyalizme karşı Ulusal Kurtuluş Savaşı için hazırlıklar başlamıştı.

Sovyet devriminden kısa bir süre sonra 27 Aralık 1919’da Mustafa Kemal Paşa Kurtuluş Savaşının koordine merkezi olan olarak belirlenen Ankara’ya geldi.

Ankaralılar, ‘’ Mustafa Kemal Paşa Ankara’da…’’sevinç gösterileri yapmıştı.

Büyük kalabalık tarafından karşılandığı sırada belki birilerinin, “Şu Mustafa Kemal Paşa yeni Padişah mı olacak?..” diye sorduğu olmuştur.

Çünkü toplumsal, kültürel ve sosyal yapı tek adama yani padişaha, bir ailenin hükümranlığına yüzyıllarca prangalarla sımsıkı bağlanmıştı.

Mustafa Kemal, Cumhuriyet ve demokrasi düşüncesi öğrencilik yıllarından itibaren beleğinde yer tutmaya başlamıştı.

Mustafa Kemal 19 Ocak 1923’te İzmit’te şunları söylüyordu:

“Artık bizim hükûmetimiz müstebit bir hükûmet değildir. Mutlaki ve meşruti bir hükumet de değildir. Bizim hükûmetimiz Fransa veya Amerika cumhuriyetlerine de benzemez. Bizim hükûmetimiz bir halk hükûmetidir. Tam bir şura hükûmetidir. Yeni Türkiye devletinde saltanat milletindir...”

Demokrasi ve özgürlüklerin yol almaya başladığı 20, yüzyılın başlarında yeni dünya da Türkiye padişahlık ve saltanat anlayışına son veriyordu.

Tersten düşünürsek, Mustafa Kemal Paşa isteseydi kendisini padişah ilan edebilir ve hiçbir zorlukla da karşılaşmazdı.

Nedeni şu ki Osmanlı’da toplumun yüzde 3-4’ü civarında eğitimliydi ve yüzyıllardır Padişah ve saltanat boyunduruğu altında yaşandığından Mustafa Kemal Paşa’yı yeni Padişah olarak çok rahat kabul eder ve benimserdi.

Mustafa Kemal, şahsını değil ülkesinin ve halkın geleceğine dair adımlar attı, Türkiye’yi Cumhuriyet ile demokrasiye geçişini sağladı.

Şimdi birileri hala padişahlığı, krallığı savunuyor, demokrasi ve Cumhuriyeti benimsemiyor.

Özgür bir ülkenin yurttaşı olmayı değil padişahın kulu olmayı istiyor.

Fikrini özgürce söylemeyi, düşüncesini açıklamayı değil biat etmeyi kabulleniyor.

Tüm bunlara bakınca Atatürk’ün ve onun eseri olan laik, demokratik Cumhuriyet fikrînin ne denli yaşamsal önem taşıdığına bir kez daha görüyoruz.

Bu yazı toplam 5055 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
Cengiz Akgün Arşivi