Tuncer Altunbulak

Tuncer Altunbulak

KAHİNLİK

KAHİNLİK

Hayatım boyunca sıradan biri olmamaya özen gösterdim. En kötü zamanlarımda bile hayatımın direksiyonunu kimsenin eline vermedim. En yakınlarım dahi olsa hiçbir kimsenin benim adıma söz söylemesine, iş yapmasına müsaade etmedim. Nezaket kurallarına özen gösterdim. Kendime nasıl davrandıysam, bir insan olarak bütün insanlara da öyle davrandım.

Bilime inandım. Çünkü hayatı ve varlığı tanımamızı sağlayan en önemli etken bilimdir. Hayattaki esrarlı, gizemli, bilinmeyen her şeyin üzerindeki perdeyi bilim açtı. Bilimle insanlık uygarlığa ulaştı. Doğayı bilimle tanıdık, bilimle onunla mücadele ettik.

Şimdi bu kadar sözü neden söyledim?

En son okuduğum kitap, oyun yazarı, eleştirmen ve şair Oscar Wilde’ın Hortlaklar isimli öykü kitabıdır. Yazar, bu öykülerinde kahinliği, falcılığı, ruh çağırmayı ve medyumculuğu yererek anlatır. Bütün gerçeküstü şeylerden medet uman, hayatlarını bu tür akıl dışı uygulamalarla sürdürmeye çalışan cahil insanları anlatır.

Wilde’ın yaşam tarzını asla beğenmem ama fikirlerinin çoğuna katılırım. Türk okuru onu Dorian Gray’in Portresi isimli eserinden tanır. Wilde, bu eseriyle dünya edebiyatına yeni bir tat getirmiştir. Dostoyevski, Rousseau ve Tolstoy’dan sonra en çok okumaktan keyif aldığım yazardır.

1850’de İrlanda’da doğmuştur. Dünyanın her yerinde olduğu gibi dönemin İrlanda’sında da gericilik toplumun iliklerine kadar işlemiştir. Ülkenin her yerinde kahinler, falcılar, medyumlar cirit atmaktadır. Çoğu insan, kahinlere sormadan, onlardan onay almadan sağ yanından sol yanına bile dönememektedir.

Sevgili okurlar, bütün bu şarlatanlar her dönemde olmuştur. Yani milattan önce de, sonra da vardırlar. Daha da vahimi, günümüzde varlıklarını çok daha etkin bir şekilde sürdürmektedirler.

Bu tür şarlatanların toplumların en alt kesimlerinde, yani cahillerin olduğu kesimlerde bulunduğu sanılır. Aksine, bu tür gericileri besleyen asıl güç toplumun en okumuş, yazmış kesimlerindedir. Yani en aydın kesim olarak bilinen burjuvaların ve aristokratların önemli bir kısmı bu kahinlere sormadan iş yapmazlar.

Elbette ki ülkemizde de vardır bu şarlatanlar. Zaman zaman haberlere konu oldukları gibi filmlerde de gösterilmişlerdir. Haklarında yüzlerce kitap yazılmıştır.

Wilde, sözünü ettiğim Hortlaklar öyküsünde ülkesinin en varlıklı adamlarından birinin öyküsünü anlatır. Adam, alacağı bir şato için önce tanıdığı bir kahine gider. Kahin şatoyu gezdikten sonra, “Bu binada cinler var.” der. Adam korkusundan şatoyu alamaz. Sonra bu şatoyu, bu kahinin çok yakından tanıdığı birinin almasını sağlar.

Bizim ülkemizde de özellikle kendilerini beğenmeyen kızların ve kadınların kendilerini beğenmelerini sağlamak için bu tür falcılara, kahinlere giden yüzlerce insan vardır.

Çok eski filmlerin birinden hatırlıyorum. Fal bakan; saçı başı birbirine karışmış, yırtık pırtık elbiseler içinde, ağzında dişleri olmayan yaşlı bir kadın vardır. İşlerini kolaylaştırmak için ondan medet uman yüzlerce insan ona gelir, akıl danışırlar.

Ne yazık ki bu şarlatanların çoğu okul yüzü bile görmemiştir ama her şeyi bilirler. Yüksek tahsil görmüş kimi insanları kendilerine kul köle etmeyi de becerirler.

Sevgili okurlar, çalışmadan, ter dökmeden kolay yoldan servet edinmenin en önemli yollarından biri de ülkemizde kahinlik, şarlatanlık ve fal bakıcılığıdır.

Cahilliğin ve yoksulluğun olduğu her ülkede bu tür şarlatanlar vardır.

Sultan VI. Murat’a, yardıma alışanları sormuşlar. O da çok güzel bir sözle, “Yardıma alışanlar sonunda emir almaya da alışırlar.” demiş.

Yine ünlü hekim İbn-i Sina’ya, iyilerin kötülere muhtaç olmasının nedenini sormuşlar. O da yoksulluklarını ve cahilliklerini anlatmış.

Yoksul insanların bu tür yalancı, dolancı şarlatanlara muhtaç olmasının sebebi, İbn-i Sina’nın da söylediği gibi, eğitimsizliktir. Bilime ve özgürlüğe önem vermeyen bütün eğitim sistemleri sonunda bu tür şarlatanların ortaya çıkmasına neden olurlar.

Oscar Wilde, ülkesinde bu tür şarlatanları konu alan hikâyeler yazarak yola çıkmıştır. Cahilliğin ve yoksulluğun ülkesini ne hâle getirdiğini anlatır.

Kapitalist sistemler, herkesin eşitlik içinde kazandığı, yediği, içtiği, özgürce hayat sürdüğü sistemler değildir. Bu tür sistemlerde hep birileri kaybeder, birileri kazanır. Genelde de dünyanın her yerinde böyledir. Halk kaybeder; küçük bir azınlık olan kapitalistler ve emperyalistler kazanırlar.

Kapitalist ve emperyalistlerin kullandıkları en iyi yöntem, cahilliği ve yoksulluğu yükseltmektir.

Dünyada herkesin kazandığı, özgür olduğu, sağlıklı yaşadığı tek sistem vardır; o da sosyalizmdir. Çünkü sosyalizmde kahinlere, falcılara, ruh çağıranlara ve medyumlara yer yoktur. Cahillik ve yoksulluk yoktur. Bedavacılık, adam kayırmacılık yoktur.

Bedava peynir sadece fare kapanında olur. Sosyalizmde fare kapanına da yer yoktur. Fareler olur ama kapan olmaz.

Sevgili okurlar, kapan koymak, savaş çıkarmak, insanları sömürmek, yoksullaştırmak emperyalistlerin icadıdır ve onların işidir.

Bu yazı toplam 216 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Tuncer Altunbulak Arşivi