Tuncer Altunbulak

Tuncer Altunbulak

KADINLARA ÖZGÜRLÜK

KADINLARA ÖZGÜRLÜK

Sokrates’in büyük bir düşünür, özellikle de bir filozof olması, karısı Ksanthippe’nin aksi ve isyankâr olmasına bağlanır. Halk arasında da “Kimi erkekleri filozoflaştıran, Cassandra’ya benzer kadınlardır.” gibi sözler söylenir. Bu anlamda daha neler neler söylenir ki… Mesela bizim Karagöz’ün karısının da çok aksi, sinirli olduğu bilinir. Karagöz’e o güzel sözleri söyleten, onu devamlı konuşturan karısıdır. Yani Karagöz’ün büyük bir yeteneğe sahip olmasının sebebi de onun karısıdır.

Keşke herkesin eşi biraz Sokrates’in karısına benzeyebilmiş olsa. Demek ki yeryüzünü güzelleştiren, eşlerine güzel işler yaptıran kadınlardır.

Rus yazarı Tolstoy’un eşi, Tolstoy’un o büyük eserleri yazmasında en büyük destekçisidir. Yaşlılığına doğru Tolstoy’un evinden kaçmasının nedeni de yine eşi yüzündendir. Sonya Tolstoy, eşinin son nefesini vermesinde gider yine onu bulur. Tolstoy, son nefesini kafasını onun göğsüne dayayarak verir.

Dünyanın her yerinde böyle zeki, yaratıcı kadınlar vardır. Bizim aile kültürümüzde, sosyal hayatımızda bu tür kadınlara pek önem verilmez. Erkeklerin çoğu, bu tür kişilikli kadınlar çok da güzel olsalar, onlarla evlenmekten kaçınırlar. Bizim erkeklerin tercihleri munis, sakin, sessiz kadınlardır. Daha da ileri gider, yetim ve kimsesiz kadınları çok daha fazla tercih ederler. Bunun nedenini anlatmamın bir gereği yok; nedenini herkes bilir. Bu tip kadınlar çok rahat yönetilirler de ondan. Sorgulamazlar, erkekler istedikleri gibi hareket ederler.

Sevgili okurlar, eğitim sistemimiz de zaten erkeklerin istediği bu tür kalıplara göre uygulanır. Bu yüzdendir ki ülkemizde kadınlar sanatla, edebiyatla çok fazla ilgilenmezler. Bu tür işlerle genelde erkekler ilgilenir. Çünkü kadınlarımızın çocuk doğurmaktan, onları büyütmekten, yemek yapmaktan bu tür sanatlara ayırabilecek zamanları yoktur. Zamanları olsa bile bu tür işleri yapabilecek eğitimli değillerdir. Sanatla, edebiyatla ilgilenen az sayıda olan kadınların tamamı küçük burjuva kesimindendir.

Türkiye’de halka açık bir panel yapılsa, erkeklere evlenmek istediği kadınların niteliği sorulsa, inanın çoğunluğu üniversite okumamış, çalışma hayatında bulunmamış, sanatla, edebiyatla falan uğraşmamış kadınları tercih ettiklerini söyleyeceklerdir. İşte size Türkiye’nin aile sosyolojisi.

Türkiye’de halkın büyük bir kesiminin sosyalist partileri tercih etmemesinin nedenleri de bu anlamdaki eğitimsizliktir. Kadınlarımız gerçekten bağımsız, özgür olmuş olsalar, şu andaki partilerin hiçbiri olamazdı. Sözünü ettiğim bu sorunlar dünün ya da bugünün sorunu değil, en az yüz yıllık, iki yüz yıllık sorunlardır. Herkesin bilmesinde fayda vardır.

Halkımızın zenginliği, mutluluğu, kadınlarımızın erkeklerle eşit ve özgür olmasına bağlıdır. Ülkemiz de dahil, özgürlükleri ve bağımsızlıkları uğruna hayatlarını hiç çekinmeden feda etmiş kadınlar vardır. Dünyanın her yerindeki büyük mücadelelerin çoğu kadınların çabalarıyla gerçekleşmiştir. Bizim de Kurtuluş Savaşı’mızda Kara Fatma gibi gerçekten canla başla mücadele etmiş yüzlerce, binlerce kadınımız vardır.

Başka ne diyebilirim ki, sevgili okurlar? Kadını artık bir nesne ya da obje olarak görmekten herkesin vazgeçmesi gerekir. Kadınları yalnız doğurganlıklarıyla, ev hanımlılıklarıyla, güzellikleriyle değil; zekâlarıyla, bilinçlilikleriyle sevmeliyiz ve saygı göstermeliyiz.

Kimi yeterliliklerini yitirmiş gelenek ve göreneklerimizde kocaya mutlak itaat etmek vardır. Bu tür gelenek ve görenekler günümüzde artık geçerliliğini yitirmiştir. Kadınları, yaşamın içinde karşılığı olmayan bu tür itaatlere zorlamanın hiçbir faydası olmaz. Zaten de kadınlar bu tür kötü alışkanlıklara boyun eğip rıza göstermemektedirler. Doğru olan da budur.

Doğup büyüdüğüm kendi köyümden hatırlıyorum; eşlerinin ve köyün ileri gelenlerinin hâkimiyetine boyun eğmeyen epey kadın vardı. Köylüler adlarını “asi” ve “deli”ye çıkarmışlardı. O kadınlar hakkında birileri iyi şeyler mi söylüyor, hemen yaşlılar karşı çıkar, “Bırakın o delileri, onlardan kimseye bir hayır gelmez.” derlerdi. Kızmalarının en önemli nedenlerinden biri, doğruyu dobra dobra söylemeleriydi. Doğruyu söylemek her yerde pek sevilmediği gibi benim köyümde de pek sevilmezdi. Sevmeyenlerin bari kendileri doğru söyleselerdi, ülkeye, insanlığa herhangi bir yararı olsaydı gam yemezdim.

Bütün bu söylediklerimden kimse herhangi bir yanlış filan çıkarmaya çalışmasın. Ülkemiz sosyal ve kültürel olarak dünya ülkelerinin en dibindedir. Bunun sebeplerinden en önemlisi de kadınlara yeterli sevgiyi ve saygıyı göstermemektir.

Bu yazı toplam 205 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Tuncer Altunbulak Arşivi