Çocuklarımızı Dinliyor muyuz, Yoksa Sadece Yönlendiriyor muyuz?
Çocuk yetiştirmek, yalnızca onun ihtiyaçlarını karşılamak, iyi bir okulda eğitim almasını sağlamak ya da geleceği için doğru kararlar vermek değildir. Bazen bir çocuğa verebileceğimiz en büyük destek, sadece onu dinlemektir.
Peki, gerçekten dinliyor muyuz çocuklarımızı?
Günümüzde çocuklarımızın hayatı büyük ölçüde yetişkinlerin planlarıyla şekilleniyor. Hangi okula gidecekleri, hangi derslerde başarılı olacakları, hangi mesleği seçecekleri, hatta boş zamanlarını nasıl değerlendirecekleri çoğu zaman onlar adına belirleniyor. Biz yetişkinler, bütün bunları onların iyiliği için yaptığımızı düşünüyoruz. Ancak bazen iyilik yapmak isterken onların sesini duymayı unutuyoruz.
Bir çocuk, başarısız olduğu bir sınavın ardından nasihat değil, anlaşılmak isteyebilir. Bir öğrenci, geleceğiyle ilgili kaygılarını anlatırken hemen çözüm sunulmasını değil, önce kendisine kulak verilmesini bekleyebilir. Bir genç, ailesinin hayallerini gerçekleştirmek yerine kendi hayallerinin peşinden gitmek isteyebilir.
Biz ise çoğu zaman cümlelerini tamamlamalarına fırsat vermeden konuşmaya başlıyoruz.
"Senin iyiliğin için söylüyorum."
"Biz senin yaşındayken"
"Önce derslerine odaklan."
"Bu meslek senin için daha iyi."
Bu cümlelerin her birinin arkasında iyi niyet olabilir. Fakat iyi niyet, her zaman doğru yaklaşım anlamına gelmez.
Eğitim hayatında yıllardır edindiğim tecrübeler bana şunu gösterdi: Her çocuğun öğrenme biçimi, beklentisi, hayali ve mücadele ettiği sorun birbirinden farklıdır. Aynı sınıfta oturan iki öğrenciye aynı yaklaşımı göstermek, ikisinden de aynı sonucu beklemek her zaman doğru değildir.
Çünkü çocuklar yalnızca akademik başarılarından ibaret değildir. Onların korkuları, heyecanları, kırgınlıkları, arkadaşlıkları ve anlatamadıkları pek çok duyguları vardır.
Bir velinin çocuğuna sorması gereken en önemli sorulardan biri belki de şudur: "Bugün kaç net yaptın?" değil, "Bugün kendini nasıl hissettin?"
Bir öğretmenin de öğrencisine yalnızca doğru cevabı bulup bulamadığını değil, o cevaba ulaşırken neler yaşadığını sorması gerekir.
Unutmamalıyız ki çocuklarımız bizim yarım kalan hayallerimizi gerçekleştirmek için dünyaya gelmediler. Onların da kendilerine ait hayalleri, tercihleri ve yolları var.
Elbette rehberlik edeceğiz, yol göstereceğiz, gerektiğinde sınırlar koyacağız. Ancak yol göstermekle yolu onlar adına seçmek arasında büyük bir fark olduğunu unutmamalıyız.
Belki de bugün ailece yapmamız gereken en önemli şey, telefonlarımızı bir kenara bırakıp çocuklarımızla gerçekten sohbet etmek. Onlara öğüt vermeden, yargılamadan, sözlerini kesmeden birkaç dakika kulak vermek.
Onu gerçekten dinleyen bir anne, bir baba veya kendisini anlayan bir öğretmendir.
Çocuklarımızın geleceğini planlarken bugünkü duygularını ihmal etmeyelim. Onlara yalnızca nasıl başarılı olacaklarını değil, kendileri olabilmeyi de öğretelim.
Unutmayalım; çocuklarımızı ne kadar doğru yönlendirdiğimiz kadar, onları ne kadar doğru dinlediğimiz de önemlidir.
Çünkü anlaşılmak, bir çocuğun kendine güvenerek büyümesinin ilk adımıdır.