Yangın Sonrası Asıl Üzüntümüz: Geçmiş Olsun Diyen Bile Olmadı
4 Ağustos Cuma günü, çalıştığım Gebze Çözüm Eğitim Kurumları’nın hemen önünde, tarihi Çarşı Hamamı yanında meydana gelen yangın, hepimizi derinden üzdü.
Ben uzun zamandır eğitim sektörünün içerisinde, Gebze Çözüm Eğitim Kurumları çatısı altında emek veren bir eğitimciyim. Bu kurum benim için yalnızca her gün işe gelip görevimi yaptığım bir iş yeri değil; yıllarımı, emeğimi ve hayatımın önemli bir bölümünü verdiğim bir kurum. Burada öğrencilerimizin heyecanına, velilerimizin kaygılarına, öğretmenlerimizin emeklerine ve nice başarı hikâyesine yakından tanıklık ediyorum.
Öncelikle en büyük tesellimiz, olayda herhangi bir can kaybının yaşanmamış olmasıdır. İnsan hayatının her şeyden kıymetli olduğunu biliyor ve bu nedenle can kaybı olmamasına şükrediyoruz. Ancak yangının etkileri bununla sınırlı kalmadı. Çalıştığım Gebze Çözüm Eğitim Kurumları da yangından maddi olarak zarar gördü.
Yangın sırasında kurumumuzun içerisinde bulunan çalışanlarımızın yaşadığı tedirginliği anlatmak kolay değil. Bir anda ne olduğunu anlamaya çalışmak, yangının nereye kadar ulaşacağını düşünmek, çalışan arkadaşlarımızın ve kurumumuzun güvenliğini sorgulamak hepimiz için oldukça zor bir andı.
Böylesine zor bir olayın ardından insan, en azından bir “Geçmiş olsun” bekliyor.
Bizim asıl kırgınlığımız ve üzüntümüz ise tam da burada başlıyor.
Yangının hemen yanı başında faaliyet gösteren, maddi hasar gören ve çalışanlarının endişe yaşadığı bir eğitim kurumuna hiçbir yetkilinin uğrayıp geçmiş olsun dememesi, yaşadığımız olay kadar düşündürücü ve üzücü olmuştur.
Belki birkaç dakikalık bir ziyaret, belki kapıdan uzatılacak bir el, belki sadece “Nasılsınız, bir ihtiyacınız var mı?” cümlesi…
Bazen bunların maddi bir karşılığı yoktur ama insanın gönlünde çok büyük bir karşılığı vardır.
Bizler bu şehirde çocuklarımızın geleceği için çalışan, eğitim veren, emek harcayan insanlarız. Gebze’nin çocuklarına dokunan, onların geleceğine katkı sunmaya çalışan bir eğitim kurumuyuz.
Bir kurumun kapısının önünde böyle bir olay yaşandığında, kurumun zarar görüp görmediğini sormak, çalışanların durumunu öğrenmek, en azından birkaç dakikalığına uğrayıp “Yanınızdayız, geçmiş olsun” demek çok mu zor?
Elbette biz kimseden özel bir ilgi ya da ayrıcalık beklemiyoruz.
Beklentimiz yalnızca insani bir hassasiyet.
Çünkü zor zamanlarda insanın yanında olmak, yalnızca resmi bir görev değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.
Ama şunu da unutmayacağız:
Bazen insanın ihtiyacı olan şey büyük yardımlar değil, küçük bir “Geçmiş olsun” cümlesidir.
Ben bu kurumda çalışan biri olarak, o gün yaşananları unutmayacağım. Çünkü insanın çalıştığı yere bağlılığı, yalnızca aldığı maaşla ya da yaptığı işle ölçülmez. Verdiği emek, kurduğu bağlar, birlikte çalıştığı insanlarla paylaştığı yıllar ve öğrencilerinin hayatına kattığı değer vardır.
Gebze Çözüm Eğitim Kurumları’nda çalışan biri olarak, kurumumuzun yaşadığı bu olayın ardından en çok ihtiyaç duyduğumuz şeyin maddi bir destekten önce manevi bir dayanışma olduğunu düşünüyorum.
Bizim işimiz yalnızca ders anlatmak, kayıt almak ya da bir eğitim programını uygulamak değil. Aynı zamanda çocuklarımıza dayanışmayı, duyarlılığı, birbirinin derdine ortak olmayı ve insan olmanın gereğini öğretmek.
Ama biz yine de Gebze için, çocuklarımız için ve eğitim için çalışmaya devam edeceğiz.