1. YAZARLAR

  2. Kübra Tanrıverdi

  3. Bir Harfte Vurgundur
Kübra Tanrıverdi

Kübra Tanrıverdi

Yazarın Tüm Yazıları >

Bir Harfte Vurgundur

A+A-

Zarı zararı - kârı harmanı hepsi sinem de sinemiz de kaldı. Güçlük çektiğimiz kimi duyguları ustalıkla anlatan, insanın gücünü zayıflığını ve zaafları ile bir bütün olarak kavrayıp ödün vermez bir gerçeklikle anlatan Sabahattin Ali'm sanrılarımıza ışık oluyordu sanki. Öyle köşe bucak değil bu ışık, güpegündüz ulu orta. Çok da ciddiyete almamalı diyor satırlar, çok da ciddiye alıp yormamalı yaşam denen çorak toprakları. Nadasa kalsa ne çıkar bu topraklardan! diyor oradan gafil şaşkın ki tutamıyor kendini yine savuruyor kalbindeki neferi hazinesinden kelimelerini. Viran şehrin sokaklarında kalakalmış bizim şu sararmış umutlar nadası da kabul etmez. Ciddiye alınan kaç Bahar yazı görmüş diyor bir diğeri. Bizim gafil şaşkın hiç ses etmiyor dinliyor, var mıdır acep Halim bileni diye usul usul sükut içinde dinliyor. Süslü bezirganları saçlarımın beyazı çok zamandır kırdı geçti diyor diğeri ve ekliyor, velev ki tutunuyorsa göz pınarı Damla Damla kayın boyuna yana yakıla yakındır umudun kıyameti o dar yokuş sokaklarda. "Ben diyor ben hayatta herkese karşı lakaydımdır. Bu bende sevmek hissinin mevcudiyetinden değil çok fazla oluşundandır. Zira sevdiklerimi köpek gibi severim yavrum.. zelilânı severim" diye ekliyor Ali'm.
      Umuda sıkılan İlk kurşun yakın olur diyor bizim Zerdüşt, aklın almaz bir cümlede kurşundur bir kelime de bir harfte kurşundur anlayabilene hak getire. Umudu kemiren ilk kurşundur şeker görünümlü yosunlar. Bilinir elbette bilinir ki ilk vurgun değildir hiç biri. Yaşam denen kavgada umudum sağ olsun diyenin de canı sağ olsun diyor bizim Fehmi efendi. Tutunabilene helal olsun diyor köşe başında bekleyen mendilci. Yüzü gözü pas içinde kalan madencinin de canı sağ olsun diyor kravatlı efendi, cam silen çocuğunda umudunu bitiren vurgunlar da yektir diyor dalgaların isli ruletleri. Bizim Fehmi efendi çay falında görüyorum diyor mağlubiyeti, bir Sızı ki kabullenişe yine gebe kalıyor bizim gökyüzü.
        Ne yelkovanla akrep durdurur artık bundan böylesini diye de ekliyor Hasbi hanım. Dirayet yetmez irade şart diyor. Böylesinin kıyısına tutunmak zor diye ekliyor. Balığı fasl ediyor dudaklarına ekliyor, " avuç kadar akvaryumun içine bile gıpta ederken buluyorum ruhumu. Nasıl diyor nasıl da sığıyor ele avuca şunca balık dahi mahkum ediliyor. Kabullenilmiş çaresizlik çalıyor zilleri çaresizlik peyda oluveriyor. Çok da uzun etmeyelim diyor ekliyor Hasbi Hanım, elimizde olanından körü olmayanın deliliğini bıraktığımız anladığımız gün çürüteceğiz nifağı damarlarından ve temiz bir gökyüzünün turuncu çocukları olacağız..

Bu yazı toplam 1415 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar