KIRILAN AYNALAR: EBEVEYN VE ÇOCUK
İnsan kişiliği; genetik miras, ekonomik koşullar, alınan eğitim ve içinde bulunulan sosyal çevrenin iç içe geçtiği karmaşık bir mimarinin ürünüdür. Ancak bu mimarinin temelleri, henüz ilk adımların atıldığı bebeklik ve çocukluk evresinde atılır. Hayatı ve dünyayı tanımaya çalışan bir çocuk için ebeveynleri, doğru ile yanlışı ayırt etmede sığınılan ilk ve en güçlü rol modellerdir. Peki ya o sığınak, koca bir fırtınaya dönüşürse?
Kişilik analizi üzerine yazılan sayısız kitap ve yapılan tahliller, erken çocukluk dönemindeki ebeveyn tutumlarının bireyin gelecekteki karakterini şekillendirmedeki başat rolünü vurgular. Ne var ki, rol model olması beklenen figürlerin uyguladığı fiziksel ve psikolojik şiddet, çocuğun benlik gelişiminde silinmez izler bırakır. Sanat ve medya dünyasının zirvesindeki isimlerin çocukluk hikayelerine bakıldığında, bu sarsıcı gerçeğin izlerini görmek mümkündür.
Dünyanın en büyük pop ikonlarından Michael Jackson, babası Joe Jackson’ın kendisini ve kardeşlerini kemerle dövdüğünü, provalardaki en ufak bir hatada fiziksel şiddete ve psikolojik istismara başvurduğunu açıkça dile getirmişti. Benzer şekilde Christina Aguilera, ordu mensubu babasının evde yarattığı korku ortamından ve uyguladığı şiddetten kaçabilmek için tek çareyi müziğe sığınmakta buldu.
Evdeki şiddet sadece doğrudan çocuğa yönelmekle de kalmaz; şahit olunan dehşet de kişiliğin harcına karmaşa ekler. Rihanna, çocukluk yıllarında babasının uyuşturucu bağımlılığı nedeniyle annesine uyguladığı şiddete tanıklık etmiş, araya girmeye çalışırken o ağır atmosferin etkilerini derinden hissetmiştir. Charlize Theron ise alkol bağımlısı babasının evde yarattığı tehdit ortamında büyümüş; henüz 15 yaşındayken babasının kendilerine silahla saldırması sonucu annesinin nefis müdafaa amacıyla babasını vurmak zorunda kaldığı trajik bir çocukluk atlatmıştır. Medya devi Oprah Winfrey de benzer biçimde çocukluğunda maruz kaldığı ağır istismarın yanı sıra katı babası ve büyükannesi tarafından en küçük hatalarında bile kırbaçla cezalandırıldığını paylaşmıştır.
Tüm bu örnekler; egoyu, bireyselliği ve davranış modellerini şekillendiren ebeveyn tutumlarının, insanın ruhsal yapısındaki belirleyici rolünü gözler önüne seriyor. Çocuklukta alınan yaralar veya tanık olunan travmalar, bireyin hayata tutunma biçimini ve kişiliğinin sınırlarını çizen en derin çizgiler olarak varlığını sürdürüyor.