Cengiz Akgün

Cengiz Akgün

KOZMİK SAAT TIKIR TIKIR İŞLİYOR

KOZMİK SAAT TIKIR TIKIR İŞLİYOR

Bazen gündelik hayatın hengamesi içinde küçük bir mola verir, başımı yukarı kaldırırım. O birkaç saniyelik dinlenme anında gözümü gökyüzüne takılır; zihnim şehirin gürültüsünden sıyrılıp kozmik bir sessizliğe, sonsuzluğun ve hiçliğin sınırlarına doğru kayar.

Sahi, uzay boşluğunda süzülen küçük bir misketten farksız bu devasa kürenin üzerinde gerçekten ne kadar güvendeyiz?

Düşünün bir; yerçekiminin aniden ortadan kalktığı o mutlak kaos anını... Her şeyin, atmosferin, okyanusların ve bizlerin bir anda uzay boşluğuna savrulduğunu. Veya Güneş’in ortalama sıcaklığının sadece 4-5 derece arttığını; ekosistemlerin çöküşünü, buzulların erimesini. Ya da yörüngemizle kesişen dev bir asteroidin yaratacağı kıyameti... Gerçek şu ki Dünya’nın, insanlığın ve yaşayan tüm türlerin varlığı adeta pamuk ipliğine bağlı. Sınırlarını kavrayamadığımız, muazzam büyüklükteki bir evrende, bu mavi kürenin içinde hapsolmuş vaziyette akıbetini tam olarak bilmediğimiz kozmik bir döngüye kapılmış gidiyoruz.

Ancak ne gariptir ki bizler, bu muazzam sahnenin ortasında bambaşka dertlerin peşindeyiz. Ay sonu faturaların nasıl ödeneceğini, akşam sofraya ne yemek koyacağımızı, kredi borçlarını düşünüyoruz. Kimin başkan, kimin diktatör ya da kral olacağını, demokrasinin ve siyasetin gündelik çekişmelerini tartışıyoruz. Biz bu küçük telaşlarla boğuşurken, üzerinde durduğumuz Dünya hiç duraksamadan Güneş’in etrafında saatte tam 108 bin kilometre hızla dönmeye devam ediyor. Gece gündüzü kovalıyor, mevsimler değişiyor, kozmik saat tıkır tıkır işliyor.

İşte tam bu noktada, o pamuk ipliğini güçlü bir halata dönüştüren tek bir güç devreye giriyor: Bilim.

Bilim, insanın evrendeki çaresizliğine karşı geliştirdiği en büyük sığınak ve en güvenilir yol göstericidir. Bizi kör bir sürüklenişten kurtaran, karanlıkta yolumuzu aydınlatan bir meşaledir. Yerin altındaki fay hatlarından gökyüzünden geçen gezegenlere kadar her riski bilim sayesinde öngörüyoruz. Asteroidlerin izini sürmek, iklim krizlerine karşı tedbir almak, atmosferin dengesini anlamak ve o "pamuk ipliği" kadar hassas olan dengeleri korumak ancak bilimin rehberliğinde mümkündür. Bilim bize sadece nerede olduğumuzu söylemez; yaşamak için ne yapmamız gerektiğini de öğretir.

Onun müthiş öngörüleri ve insanlığın bitmek bilmeyen merak duygusu sayesinde o kadim sorunun peşini bırakmıyoruz: "Nereden geldik, nereye gidiyoruz?"

Belki de insan olmanın en büyüleyici yanı bu tezatlıkta gizli: Bir yanımız ödenmeyi bekleyen faturaların stresiyle ezilirken, diğer yanımız bilimin ışığında gökyüzüne bakıp sonsuzluğu anlamaya çalışıyor. Küçük dertlerimizin ötesine geçip evrendeki yerimizi kavramak ve bu mavi misketi geleceğe taşımak, yine bilimin izinden gitmekle mümkün olacak.

Bu yazı toplam 222 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
Cengiz Akgün Arşivi