İşçiler ve işsizler…

İşçiler ve işsizler…

 

 

Onlar, emeğiyle geçinen ve ailelerini ayakta tutmaya çalışan, bunun için de ne yapılması gerekiyorsa yapan insan grubudur.

Yani, emekçidirler, emeklerinden başka satacak bir şeyleri yoktur.

Onlara ‘işçi’ denir ve patronlar karşısında korunmalarını sağlayacak tek çatı da örgütlendikleri sendikalarıdır. Ama, bu örgütlenme pek de kolay olmamaktadır. Çünkü, ideolojik olarak parlamentoya görüşlerini hakim kılan patronlar grubu, işçilerin taleplerini yok sayan ya da dikkate almayan yasal düzenlemeleri istedikleri gibi çıkartır, yollarına devam ederler. Ne yazık ki, cumhuriyetin kazanımları bile bu gerçeği değiştirememiştir.

Şimdilerde, bu sıkıntılı durumun merkezine Hassas Boru ve TUVTÜRK işyerlerinde çalışan işçiler oturdu.

Hassas Boru’da çalıştıkları sırada Çelik-İş Sendikası’na üye olan 75 işçi, işten atıldı. Keza, ilimizdeki araç muayene istasyonlarında çalışan ve TÜMTİS’e üye oldukları için işten çıkarılan toplam 47 işçi işten çıkartıldı.

Bu işçiler ve aileleri, artık bir sonraki gün ne olacağını öngöremeden yaşamaya çalışıyor. 

Yaşamın sıkışan noktasında kalanlar sadece sözünü ettiğim işçiler değil tabi ki. İlave olarak sayıları her geçen gün artan işsizler var.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) aylık verilerine göre işsizlik tavan yapıyor. TÜİK, Ocak ayı verilerini açıkladığında, bu konudaki göstergelerin, bir önceki aya göre 0.04 arttığını tespit ettik. Yani, Ocak ayındaki işsizlik oranı yüzde 11.3’tü.

Onların sayısal değeri de, 3 milyon 259 bin kişiye ulaşmıştı…

Bu verilere rağmen, ülkenin Maliye Bakanı istihdamdaki artışın olumlu olduğunu savunup, işsizlikteki artışı “mevsimsel” olarak nitelendirebiliyor. Devamında ise ‘’asıl olarak mevsimsel etkilerden arındırılmış verilere bakılması gerekir’’ diyerek de, işsizlik oranlarındaki artışın esas olarak gençlerden kaynaklı olduğuna vurgu yapıyor.

İşsizlerin çoğunun eğitimsiz olduğu gibi bir saplantının içinde olan Bakan bey, eğitimin yükseltilmesi gerektiğini savunurken, AKP dönemlerinde ‘’üç çocuk’’ politikasının nüfusu dolayısıyla da işsiz sayısını artırdığı gerçeğini perdelemeye çalışıyor.

İşçiler, her sabah ‘’ne zaman çıkartılacağız’’ diye düşünürken,

İşsizler, ‘’sayımız her geçen gün artıyor, umudum azalıyor’’ derken,

Çalışan, ‘’bu maaşla yaşanır mı’’ diye düşünmekten kendini alıkoyamazken,

Üniversite mezunları, ‘’iş bulabilecek miyim acaba’’ sendromundan kurtulamazken,

Ve bunların tamamı kentsel yaşamı derinden etkileyip işçileri ve işsizleri biat etmeye zorlarken, iktidarı sağlamlaştıracak adımları atmak zor olmaz.

AKP hükümetleri de, bu eksenli bir politikanın gereklerini yerine getirip kendine her fırsatta yeni alanlar açmaya çalışıyor.

Kentte TÜPRAŞ ve İGSAŞ gibi devleri özelleştirip, SEKA, SÜMERBANK, YARIMCA GÜBRE gibi devleri de tasfiye eden zihniyet, artık üretemediği ve artı değer yaratamadığı için genç nüfusu çalışır hale getirmekte elbette zorlanacaktır.

Hiç istemese bile, resmi istatistiklere yansıyan işsizlik rakamları elbette yükselecektir…

Bu makus talihi yenecek olan tek güç, işçilerin, yakın gelecekte işsiz kalacak olanların ve işsizlerin yan yana gelmesidir.

Bunu çok iyi bilen sermaye de, emekçi halkı veremi gösterip sıtmaya razı etmenin yollarını geliştiriyor.

 

 

Bu yazı toplam 108 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi